O, yağlı restoran menüsüne dokunmaya cesaret edemedi.She didn't dare touch the greasy restaurant menu.
Aralıksız olarak yağmur yağıyor.It rains incessantly.
Ağır sis ve yağmur, doğa yürüyüşçülerini aramayı engelledi.Heavy fog and rain hindered the search for the missing bushwalkers.
Uzman yarın yağmur yağacağını söyledi.The experts said it would rain tomorrow.
Kesinlikle fazla yağ kullanıyorsun.You sure do use a lot of butter.
Ne berbat bir hava! Bütün gündür yağmur yağıyor.What horrible weather! It's been raining all day.
Yağmur yağacağını hissediyorum.I feel that it will rain.
Gerçekten bu yağmurda dışarı çıkmayacağız, değil mi?We're not really going out in this rain, are we?
Bu gece kar yağacak gibi görünüyor.It looks like it's going to snow tonight.
Yağmur yağdığını biliyor muydun?Did you know it was raining?
Tabanları yağlayalım.Let's run for it.
Burada asla kar yağmaz.It never snows here.
Henüz yağmur yağmıyor.It's not raining yet.
Bu gece kar yağacağını düşünüyor musun?Do you think it's going to snow tonight?
Hâlâ kar yağıyor.It's still snowing.
Tom yağmur yağsa bile golf oynayacağını söylüyor.Tom says he'll play golf even if it rains.
Yağmur yağarsa Tom gelmez.Tom won't come if it rains.
Tom yağmurda dışarıya çıktı.Tom went out in the rain.
Sabah saatlerinde şiddetli yağmur yağıyordu.It was pouring rain all morning long.
O neden kirpiklerine zeytin yağı sürer?Why does she apply olive oil on her lashes?
Tom arabanın altındaki kaldırımda yağ olup olmadığını görmek için arabanın altına baktı.Tom looked under the car to see if there was any oil on the pavement under the car.
Hâlâ oldukça yoğun kar yağıyor.It's still snowing pretty heavily.
Kurak bir ülkeden yağışlı Avrupa'ya su ihraç etmek saf çılgınlık.Exporting water from an arid country to the rainy Europe is pure folly.
Tom bir kapüşonlu yağmurluk giyiyor.Tom is wearing a hooded raincoat.
Bu yağmuru suçla!Blame this rain!
Yağmur pencerede tıkırdıyor.The rain is drumming on the window.
Tom muhtemelen yağmur yağacağını söyledi.Tom said it would probably rain.
Tom yağmur yağacağını öngördü.Tom predicted there would be rain.
Yoğun yağmur yağdığı için okula geç kaldık.We were late for school because it was raining hard.
Yağı kontrol eder misiniz, lütfen?Would you check the oil, please?
Yarın yağmur yağmazsa çimi biçeceğim.I'll mow the lawn tomorrow if it's not raining.
Yağmur yağmazsa yarın çimleri biçeceğim.I'll mow the lawn tomorrow, unless it rains.
Bu yağmurlu bir gün.This is a rainy day.
Taklit en samimi yağcılık biçimidir.Imitation is the sincerest form of flattery.
Ünlü yağlı boya resim açık artırmada 2 milyon dolara satıldı.The famous oil painting was sold at the auction for 2 million dollars.
Sabah saat dörtte yağmur başladı.It started to rain at four o'clock in the morning.
Bir kızım olmasını istiyorum ve ona Yagmur adını vereceğim.I want to have a girl and I will name her Yagmur.
Hava yağmurluydu.The weather was rainy.
Yağmur bütün gün boyunca dinmedi.It never stopped raining the entire day.
Ülkenizde çok kar yağar mı?Does it snow much in your country?
Yağmurdan dolayı, evde kalmak daha iyi bir seçenek olacaktır.Due to the rain, staying at home would be a better option.
Ben ekmeğe yağ sürüyorum.I'm buttering the bread.
Geçen yıl çok kar yağdı.Last year, there was much snow.
Karakalem çizimi yağlıboyadan daha kolay, ama ikisi de düşündüğümden daha zor.Charcoal drawing is easier than oil painting, but both are harder than I thought.
Yağmur kesildi.The rain has stopped.
Yağmur sonrası topraktan gelen hoş kokuya petrikor denir.The scent of earth after rain is called petrichor.
Yağ kolayca sürülür.The butter spreads easily.
Yağmurdan dolayı pikniğimizi içeride yedik.Because of the rain, we had to eat our picnic inside.
Yağmurdan kaçarken doluya tutuldu.She jumped out of the frying pan into the fire.
Sadece yağmur yağmaya başladı.It just started to rain.
Buz ya da yağ, yolu kayganlaştırabilir.Ice, or oil, can make a road slippery.
Tom'un saçı yağmurdan ötürü ıslak.Tom's hair is wet from the rain.
Bugün yağmur yağacağını sanmıyorum.I don't think it's going to rain today.
Bugün kar yağacağına dair içimde bir his var.I have a feeling it's going to snow today.
Tom'un arabasının yıkanması gerekti, bu yüzden onu yağmurda dışarıda bıraktı.Tom's car needed a wash, so he left it out in the rain.
İşçiler, yağmur nedeniyle saat 2'de işi bıraktılar.The workers packed up at 2 o'clock on account of the rain.
Yağmurdan nefret ediyorum.I hate the rain.
Bir yağmur damlası düştü.A raindrop fell.
Yağmur yağarsa gitmeyeceğiz.We won't go if it rains.
Yağmur yağmış olsa gitmeyiz.We wouldn't go if it rained.