Kar yağdığını bilmiyordum.I didn't know it was snowing.
Dün yağmur yağmadığı için şanslısın.You're lucky it didn't rain yesterday.
Yağmur yağacağa benzemiyor.It doesn't look like it's going to rain.
Neden Tom hala dışarıda yağmurun içinde duruyor?Why is Tom still standing outside in the rain?
Tavuk yağsız.The chicken is lean.
Yağmur dindiğine göre başlayabiliriz.The rain has let up, so we can begin.
Yağmur yağmaya başladığı için kameramı kullanamadım.Because it started to rain, I couldn't use my camera.
Bugün yağmur yağması gerekmediğini düşünüyordum.I thought it wasn't supposed to rain today.
Büyük yağmur damlaları düşmeye başlıyor.Large raindrops are starting to fall.
Aslında henüz yağmur yağmıyor.It's not actually raining yet.
Yağmur yağacak gibi görünüyor. Pencereleri kapatmalıyız.It looks like rain. We should close the windows.
Yağmur yağdıktan sonra sıcaklıkta bir düşüş oldu.There was a drop in temperature after it rained.
Yağmur yağacak gibi göründüğü için onu yüzmeye gitmekten vazgeçirdim.I discouraged him from going swimming because it looked like it was going to rain.
Yağmur durdu ve tenis oyunumuzu bitirebildik.It stopped raining and we were able to finish our game of tennis.
Yağmur durur durmaz tenis maçı devam etti.As soon as the rain stopped, the tennis match continued.
Yağmurdan korunalım.Let's get out of this rain.
Bu eylül ayı çok yağışlıydı.This September was very rainy.
Daha sonra yapmak istediğimiz şey yağ seviyesini kontrol etmek.What we want to do next is check the oil level.
Hindiyi bol yağda kızarttım.We deep-fried the turkey.
Ben sadece yağmur yağdığında mutluyum.I'm only happy when it rains.
Biraz kar yağıyordu.A little snow was falling.
Her hayata biraz yağmur düşmeli.Into every life a little rain must fall.
On gün peş peşe kar yağdı.It snowed for ten days in a row.
Yılın en soğuk mevsimi kıştır, kanıt, bazen kar yağar.Winter is the coldest season of the year, proof, sometime it snows.
Burada sık sık yağmur yağar.It rains here often.
Dün kar yağdı.It snowed yesterday.
Dışarıya bak! Yakında yağmur yağacak gibi görünüyor.Look outside! It looks like it'll rain soon.
Yağmur yağmaya başlıyor.It's starting to rain.
Hava bulutlu ama yağmur yağmıyor.It's cloudy, but not raining.
Kış boyunca güneyde kar yağar.It snows in the south during the winter.
Kudüs'te kar yağdı.It snowed in Jerusalem.
Yağmur beni garip ve içe dönük yapar.The rain makes me strange and introspective.
Paris'te kar yağıyor.It's snowing in Paris.
Paris'te kar yağar.It snows in Paris.
Üç gün boyunca yağmur yağdı.It rained for three days.
Yağmur yağarsa, geziyi iptal edeceğiz.If it rains, we'll cancel the trip.
Eğer yarın yağmur yağacaksa, evde duracağız.If it is raining tomorrow, we stay at home.
Yarın yağmur yağacaksa, evde duracağız.If it is raining tomorrow, we stay at home.
Şimdi çok geç oldu. Üstelik, yağmur yağmaya başlıyor.It's too late now. Besides, it's starting to rain.
O, öğretmene yağcılık ediyor.She sucks up to the teacher.
Öğretmene yağ çekmeyi kesin.Stop sucking up to the teacher.
Öğretmene yağ çekmeyi bırakın.Stop sucking up to the teacher.
Öğretmene yağcılık etmeyin.Stop sucking up to the teacher.
Son zamanlarda yağ düzeyini kontrol ettin mi?Have you checked the oil level recently?
Bana yağ çekiyorsun.You're flattering me.
Yağmur yağdığında kalçamın ağrıdığını biliyorum.I know that my hip hurts when it rains.
Tom ve Mary sisin yağışını izlerken el ele tutuştular.Tom and Mary held hands as they watched the fog roll in.
Tom'a yağ yakıldı.Tom was flattered.
Yağışlı sezon başladı.The rainy season has started.
Yağışlı mevsim başladı.Rainy season has begun.
Onlar yağmur bekliyorlar.They're predicting rain.
Dün gece kar yağdı.It snowed last night.
Kar yağışıydı.It was snowing.
Kar yağıyordu.It was snowing.
Yağmur yağıyor ve biz pencereleri kapatmayı unuttuk.It's raining, and we forgot to close the windows.
Duvar beni yağmurdan korudu.The wall protected me from the rain.
Bir sağanak yağdı.A heavy rain fell.
Şiddetli bir yağmur yağdı.A heavy rain fell.
Kargo yağmur tarafından hasara uğratıldı.The shipment was damaged by the rain.
Biz yağmurlu bir büyü yaşıyoruz.We're having a rainy spell.