Yaz yağmurunu severim.I love summer rain.
Biz çıktığımızda yağmur yağıyordu; biz vardığımızda güneşliydi.It was raining when we left; it was sunny when we arrived.
Tom meteor yağmurunu izledi.Tom watched the meteor shower.
Rahip kutsal yağ sürme ayinini yönetti.The priest administered Extreme Unction.
Yağmurdan sonra güneş daha parlak ışıldar.After the rain the sun shines much brighter.
Bu günler oldukça çok kar yağar.These days it snows quite a lot.
Yarın yağmur yağsa da gideceğim.I'll go, even if it rains tomorrow.
Affedersiniz, yağınızı kontrol edin.Excuse me, please check the oil.
Gazeteye göre bugün yağmur yağacak.According to the newspaper, it will rain today.
Bütün gün boyunca şiddetli yağmur yağdı.It rained heavily all day long.
Yağmur yağacak gibi gözüküyor, değil mi?It looks like it's going to rain, right?
Yağmur yağmasına rağmen, dışarı gittim.Although it was raining, I went out.
Xueyou, Lin Öğretmen'i görmeye geldiğinde dışarıda yağmur yağıyordu.When Xueyou came to see Teacher Lin, it was raining outside.
Bir yağmur damlası onu yanağına sıçradı.A raindrop splashed on her cheek.
Fırtınalı bir gündü ve kar hızlı yağıyordu.It was a stormy day, and the snow was falling fast.
Yağmurdan ve kardan hoşlanırım.I like the rain and the snow.
Yağmaya devam ediyor.It keeps raining.
Sağanak yağmur nedeniyle maç durduruldu.The match was stopped due to a thunderstorm.
Yağmurdan sonra sıcaklıkta bir düşüş oldu.There was a drop in temperature after the rain.
Umarım bu öğleden sonra yağmur yağmaz.I hope it won't rain this afternoon.
Yağmur nedeniyle dışarıda tenis oynamadık.Because of the rain, we didn't play tennis outside.
İki aydır yağmur yağmadı.It hasn't rained for two months.
Yağmur duruncaya kadar bekleyelim.Let's wait until it stops raining.
Bu kış birçok yağmurlu fırtına yaşadık.This winter we experienced many rainstorms.
Yağmur ormanlarını kurtar.Save the rainforest!
Bu ay çok yağmurumuz oldu.We had a lot of rain this month.
Bu şişeyi yağla dolduruyorum.I am filling this bottle with oil.
Beni istasyona götürecek bir şoför lâzım. Yağmur yağıyor.I need a driver to take me to the station. It's raining.
Sanırım yarın yağmur yağacak.I think tomorrow is going to rain.
Bu makineyi temiz ve yağlı tutmalısınız.You should keep this machine clean and lubed.
Yağlama sistemi kötü dizayn edilmişti.The lubrication system was poorly designed.
Arabamı yıkayamam. Yağmur yağacak.I cannot wash my car. It's going to rain.
Hiç yağmurda bekledin mi?Have you ever waited under the rain?
Yağmur az önce durdu. Biz ayrılabiliriz.The rain just stopped. We can leave.
Geçen kış çok kar yağdı.It snowed much last winter.
Almanya'da çok yağmur yağar mı?Does it rain much in Germany?
Bugün hava yağmurluydu yani o artık gelemezIt rained today so he can't come anymore.
Hırsızlar müzeyi yağmaladılar.Thieves plundered the museum.
Yağmacılar mezardan antik eserler çaldı.Looters stole ancient artifacts from the tomb.
"Hava nasıl?" "Dışarısı soğuk." "Evet, yağmur da yağmaya başlıyor.""How is the weather?" — "It's cold outside." — "Yes, and it's starting to rain."
Yağmurda bir hafta yürüyebilirim.I can walk for a week under the rain.
Barbarla saldırdı ve şehrimizi yağmaladı.The barbarians raped and pillaged our city.
Yağmur nedeniyle, piknik spor salonunda gerçekleştirildi.Because of the rain, the picnic was held in the gymnasium.
Onun yağlı saçı var.He has greasy hair.
Üç gün art arda yağmur yağdı.It rained for three days in a row.
Hırsızlar çalıntı yağmayı kendi aralarında böldü.The thieves divvied up the stolen loot among themselves.
Yağmur yağdığı için piknik öğle yemeğimizi evde yedik.Since it was raining, we had to eat our picnic lunch indoors.
Biz çoğunlukla bol yağda kızartılmış yemek yemeyiz.I don't often eat deep-fried food.
Süpermarketi yağmalamaya gidelim!Let's go to loot the supermarket!
Bu çanta yağlı.This bag is greasy.
Yağmur yağsa bile biz seyahat edeceğiz.Even if it rains, we will travel.
Bir şemsiye al. Muhtemelen yağmur yağacak.Take an umbrella. It's likely to rain.
Yağmur harika.The rain is wonderful.
Yağmura ihtiyacımız var.We need the rain.
Onları nerede yağladın?Where did you oil them?
Onları nerede yağladınız?Where did you oil them?
Yarın yağmur yağsa bile, oraya gideceğim.Even if it rains tomorrow, I'll go there.
Dün gece kar yağması gerekmiyor muydu?Wasn't it supposed to snow last night?
Yağmur yağması beklenmiyor muydu?Wasn't it supposed to rain?
Oldukça şiddetli kar yağıyor. Zincirimiz var mı? Eğer öyleyse, sanırım onları takmalıyız.It's snowing pretty hard. Do we have any chains? If so, I think we should put them on.