yağı ile cümle
yağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Çekirdeğinden de palmiye yağına benzer yiyecek yağ elde edilir.Zo heeft de gele roest (een schimmel) als tussenwaardplant de zuurbes (Berberis vulgaris).
Ayçiçek yağı neredeyse kokusuzdur.De geur doet inderdaad enigszins aan knoflook denken.
Acaba bugünün yağız ruhunu yansıtanlar onlar mı?Hij moest waarschijnlijk erg geleken hebben op de hedendaagse grijze walvis.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.Het regent dat het giet.
Kesintisiz yağmur yağıyor.Het regent ononderbroken.
Yoğun yağış başlamıştı.Het begon fel te regenen.
Maalesef bugün yağmur yağıyor.Helaas regent het vandaag.
Yağmur yağıyor mu?Regent het?
Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyor.De regen valt met bakken uit de hemel.
Bardaktan boşalırcasına yağmur yağıyor.De regen valt met bakken uit de hemel.
Sabahleyin gezinmek istiyorduk, ama müthiş bir yağmur yağıyordu.We wilden vanmorgen gaan wandelen, maar het regende verschrikkelijk.
Kurak bir ülkeden yağışlı Avrupa'ya su ihraç etmek saf çılgınlık.Water van een droog land naar het natte Europa exporteren is pure onzin.
Nur Dağları yağış ve sıcaklık durumunu etkilemektedir.Występuje w górach, poza nimi uprawiany i dziczejący.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Na wiosnę odnawia się ona z podziemnych kłączy.
Yazları yağışlıdır.Lato jest bardzo deszczowe.
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.Koczownicy tybetańscy wypijają kilkadziesiąt czarek dziennie.
Mayıs, Haziran ve Ekim en çok yağışlı aylardır.Maj, czerwiec i sierpień to najbardziej deszczowe miesiące.
Avrupa'da yagıgın bir türdür.W Europie gatunek ginący.
Örnek: “Eğer yağmur yağıyor ise, hava bulutludur.”Tak np. w zdaniu "Jeżeli pada deszcz to na niebie są chmury" poprzednikiem jest zdanie "pada deszcz".
Simen Dağları, Afrika'da kar yağışının gözlemlenebildiği nadir yerlerden biridir.Góry Atlas są jednym z niewielu obszarów Afryki, gdzie występują okresowe opady śniegu.
Ayçiçek yağı neredeyse kokusuzdur.Rafinowany olej nie ma prawie w ogóle zapachu.
Arazi battallıktı ve yağış hala sorun yaratıyordu.Mieliśmy pójść na spacer, lecz zaczął padać deszcz.
Kar yağışlıdır.Szedł śnieg.
Güney Çin'deki etkili yağış sürüyor. ^ Xinhua.Występuje naturalnie w południowych Chinach – na wyspie Hajnan.
Kar yağışı oldukça azdır.Opady deszczu są bardzo małe.
Ayrıca preslenerek kakao ve kakao yağı elde edilir.Z przeznaczeniem głównie na wywóz uprawia się także kawę i kakao.
Eylül'den itibaren yağış miktarı tekrar artmaya başlamaktadır.W połowie września cieśnina ponownie zaczyna zamarzać.
Yağışların çoğu yağmur şeklindedir.Większość opadów ma postać deszczu.
Yağışın % 27,6'sı ilkbaharda, %7'si yazın, %21,4'ü sonbaharda, % 44'ü kışın düşer.Na zimę przypada 24,1% dni wietrznych, wiosnę 26,4%, lato 26,6%, a jesień 22,9%.
Burada yıllık yağış 3000 mm seviyesine ulaşır.Rocznie spada tam do 3 000 mm deszczu.
Hava yağışlı ise ben evdeyim ( P → Q {\displaystyle P\rightarrow Q} ).Przychodzę z deszczem lub Przybywam w deszczu (tytuł oryg.
Yağışın oluşabilmesi için öncelikle bulutun olması gerekir.Aby mógł powstać deszcz, najpierw muszą wytworzyć się odpowiednie ilości chmur.
Mayıs ve Ekim ayları arasındaki dönem ise yağışlı mevsim olarak adlandırılmaktadır.Pojawia się w maju i październiku, co wiąże się z deszczową pogodą.
Estonya yağış miktarı, toplam buharlaşmadan daha büyük olan bir nemli bölgede oluşmaktadır.Estonia położona jest w wilgotnej strefie, gdzie ilość opadów jest większa niż parowanie.
Bu konveksiyonel yağışların dönem aralıkları sinoptik koşullara göre yıldan yıla fark edebilmektedir.Gdy warunki klimatyczne temu sprzyjają niektóre osobniki mogą się gnieździć trzy razy w roku.
Sonuç olarak, bu kakao yağı beyaz çikolatada tek kakao bileşenidir.Stanowi jedyny pochodzący od kakaowca składnik czekolad białych, niezawierających kakao.
Bol yağış alan serin bölgelerde yetişmektedir.Więcej deszczu spada na terenach wyżynnych.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.Z ukrycia wychodzą w czasie deszczu.
Yağışlar ilkbahar mevsimine kaymıştır.Deszcze zanikają wraz z nastaniem wiosny.
Güncelleme ayrıca Noel sırasında oyun dünyasına kar yağışı da ekledi.Zwrócił na siebie uwagę rolą ojca w dramacie Czy będzie śnieg na Boże Narodzenie?
En yağışlı ve en kurak iki ay arasındaki fark ise sadece 23 mm.dir.Różnica w opadach pomiędzy najsuchszym a najbardziej mokrym miesiącem wynosi 83 mm.
Türkler onları "Yağı Levent", "Mürted" olarak adlandırdılar.Sami Turcy nazywali go „lwem Lechistanu”.
Yağış en çok Aralık ayında, en az da Ağustos ayında düşer.Najwięcej opadów przypada w grudniu, najmniej zaś w kwietniu.
Ben evdeyim ancak ve ancak hava yağışlıysa( Q ↔ P {\displaystyle Q\leftrightarrow P} ).W nocy padało, a poranek był ciepły – w powietrze podniosła się więc mgła.
İlkbahar ve sonbaharda da yağışlar kendini yağmur şeklinde göstermektedir.Wiosna i jesień w ostatnim dziesięcioleciu charakteryzuje się obfitymi opadami deszczu.
Yağını yapıp, yakarlar, geceleri aydınlatırlar.Za dnia pozostają ukryte, a żerują nocą.
Kıyı kesiminde ılık ve çok yağışlı bir iklim hüküm sürmektedir.Na wyspach panuje klimat gorący i wilgotny.
Sis ve rüzgâr yaygındır ve yılda 300 gün yağış alır.Częstym zjawiskiem są mgły oraz wiatry, liczba dni wietrznych to średnio 360 w ciągu roku.
Toplam yıllık ortalama yağış 467 mm'dir.Średnia roczna opadów wynosi 467 mm.
Bütün mevsimlerde az da olsa yağış alır.W każdym życiu musi spaść trochę deszczu.
Öncül 2: Yağmur yağıyor.Źródło: deszczu.
Kışları kar yağışlı geçer.Zimą zdarzają się opady śniegu.
Daha çok ılık yağışlı aylarda görülür.Pozostają aktywne również w cieplejsze dni deszczowe.
Buralarda buharlaşma yağıştan fazladır.Opady deszczu są tu bardzo obfite.
Zaman zaman şiddetli dolu yağışları olur.Okazjonalnie występuje intensywny deszcz.
Bu iki ay arasında bulunan aylarda yağış yaklaşık 241 mm olur.Średnio dla każdego z tych dwóch miesięcy spada około 40 mm deszczu.
Kar yağıyor.Pada śnieg.
Şimdi kar yağıyor.Teraz pada śnieg.
Kar yağıyordu.Padał śnieg.
Şu anda kar yağıyor.Teraz pada śnieg.