yağı ile cümle

yağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kar yağışı dağlık kesimilere göre azdır.A neve é rara devido a baixa umidade.
Aralık'tan Mart'a kadar kar yağışı görülür.Tem neves e nevoeiros de Dezembro a Março.
Yağış eşiği belirlenir.A previsão de chuva se confirmou.
Ekvatoral iklim bölgesinde yağış bol ve yıla düzgün dağılmıştır.Na região alpina, há abundância e boa distribuição das chuvas no decorrer do ano.
Ilık geçen kış aylarında zaman zaman şiddetli yağışlar ve fırtınala görülür.No verão é comum a ocorrência de precipitações em forma de tempestades e chuvas fortes.
Londra ile karşılaştırıldığında ortalamada Dublin’de daha az yağışlı gün görülür.A capital irlandesa tem menos dias chuvosos, em média, do que Londres.
Çisenti şeklinde yağışa neden olabilir.Na verdade, pode ter sido uma chuva de cometas.
Sıcak ve az yağışlıdır.Verão pouco quente e chuvoso.
Yağışın dağılışı: Kütahya ve çevresinde her taraf aynı şekilde yağış almaz.A chuva remove todo o odor, toda orientação deles.
Göl suları yağışlardan etkilenmekte, su seviyesi değişimi hızlı ve büyük olmaktadır.Devido a fortes chuvas, o nível das águas dos túneis sobe rápida e perigosamente.
Kar yağışı ise Lizbon'da çok nadir görünen bir yağış şeklidir.Neve é uma rara ocorrência climática na Flórida.
Kışları çok soğuk ve yağışlı, yazları ise sabahları normal geceleri soğuk gecmektedir.Fazia muito frio; pois neste país, na primavera as manhãs e as noites são frias e por isso perigosas.
Yağışın yetersiz olduğu havzasında tarım açısından önemlidir.Devido à falta de chuva, a agricultura é de subsistência.
Bu aylarda fazla yağış olmaz ama rüzgarlar geniş yer tutar.O tempo hoje está bom mas as ondas estão altas.
Bu sırada şehir komutanı Yağı-Sayan kaçıp ortadan kaybolmuştu.Na sequência, lutou contra o Homem de Ferro e fugiu.
Genellikle badem yağı üretiminde kullanılır.Está por vezes envolvida na produção de areia.
Bölge sürekli yağış altındaydı ve ısı düşmekteydi.A vinha estava na época em queda acentuada.
Sebebi bölgedeki aşırı yağışlardı.As chuvas são abundantes nesta região.
Yazları sıcak geçer ve nadiren yağış alır.Os verões são quentes e chove com mais frequência.
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.Se chover, vamos ficar em casa.
Bu ısınmanın fazla olmasına, ısınma ise konveksiyonel yağışlara sebep olur."Mesmo se o aquecimento estiver acontecendo, deve-se a causas naturais".
Uyandığımda kar yağıyordu.Quando acordei estava nevando.
Otobüse bindiğimde yağmur yağıyordu.Chovia quando eu peguei o ônibus.
Yağmur yağıyor mu?Está chovendo?
Sonbahar yağışı azdır ancak;büyük önem taşır.Even ten noorden van Store (grote) Darum ligt Lille Darum (kleine Darum).
Çoğu Tibetli günde birkaç bardak yak yağı çayı içmektedir.De meeste Tibetanen drinken dagelijks veel boterthee.
Kar yağışlıdır ve çok soğuk olur.Het sneeuwt en het is er ijzig koud.
Sofia hareme girerek hem Yağı-Sayan hem de Oronte'nin öldürüldüğü bildirir.Sofia stormt binnen en vertelt dat zowel Acciano als Oronte zijn gedood.
İlçede son yıllarda yağış oranı önceki yıllara göre azalış göstermiştir.De regenval is de laatste jaren iets gestegen ten opzichte van eerdere decennia.
Kar yağışlıdır.Het sneeuwt.
Hava yağışlı ise ben evdeyim ( P → Q {\displaystyle P\rightarrow Q} ).P → Q {\displaystyle P\to Q} : Als het regent dan worden de straten nat (premisse 2).
Genel özellikleri şunlardır: Her mevsim yağışlıdır.Normaal seizoen: Alle andere seizoenen.
Yağış miktarı artmış, sıcaklıklar düşmüştü.Het regende en de temperatuur daalde.
Şehir 2008 yılındaki yoğun yağışlar nedeniyle bir sel felaketi geçirdi.In 2008 werd de stad getroffen door overstromingen als gevolg van zware regenval.
Yağışın oluşabilmesi için öncelikle bulutun olması gerekir.Voor de vorming van onweer moet er allereerst sprake zijn van wolkenvorming.
Baharda ise ağır bir yağış sürecinin arkasından ağır bir kuraklık olur.Xuân Tân (Thanh Hóa), een xã in huyện Thọ Xuân, provincie Thanh Hóa.
Genellikle yağışlı ve sisli olur.Het is er dan vaak regenachtig of mistig.
Suni yağışta bulutlara buz parçacıkları vererek yağış oluşturulmaya çalışılır.Door wolken te bestrooien met ijs en droogijs wilde hij regen maken.
Az yağış olduğu için sulama sistemleri gerekli idi.De regen werd afgevoerd via afwateringssystemen.
Kışın kar yağışı görülür.In de winter valt soms sneeuw.
Ada üzerine volkanik kül yağışı oldu.Op het eiland komen moddervulkanen voor.
Mayıs ve Ekim ayları arasındaki dönem ise yağışlı mevsim olarak adlandırılmaktadır.De periode tussen december en februari staat bekend als het regenseizoen.
Yağmuru kadar kar yağışı da yüksektir.Er valt meer sneeuw dan regen.
Yağış, Çin'in güney ve doğu kesimindeki 15 eyaleti etkilemiştir.De liederen zijn uitgesplitst naar de vijftien staten van de noordchinese laagvlakte.
Tereyağının ham maddesini süt yağı oluşturur.Bij mensen is dit melkzuur.
Bunların haricinde muz, tütün, palmiye yağı gibi ürünlerinde ekimi yapılmaktadır.Soorten als de hagedisslang en de katslang eten enkel en alleen hagedissen (saurivoor).
Bu işlem de yağın bir kaba dökülmesiyle başlar.Dit proces begint direct na het rooien.
Kendisine Hollywood'dan teklifler yağıyordu.Kort daarna kreeg ze de eerste aanbiedingen vanuit Hollywood.
Masaj yağı olarak da kullanılır.Ook kan het worden gebruikt als massageolie.
Haşhaş yağı, tohumların %40-45'ini meydana getirir.Het koolzaad bevat 40 tot 45% olie.
Gulf Stream nedeniyle, yağış oranı Londra’dan biraz daha fazladır.Vanwege hoogteverschillen is de New York marathon moeilijker dan die van Londen.
(Mars'ta Kar Yağıyor mu?) adlı single'ını yayınlamıştır.De gletsjer is vernoemd naar de planeet Mars.
Mayıs, Haziran ve Ekim en çok yağışlı aylardır.Mei en juni zijn de zonnigste maanden.
Ham hurma yağının karotenoid profilini belirlemek için çeşitli analitik metotlar kullanılmaktadır.Veel analysemethoden zijn toegepast om het psilocybinegehalte van paddenstoelenmateriaal te bepalen.
Yağı alınan tohumlar hayvan yemi olarak kullanılır.Het loof van de zonnebloem wordt gebruikt als veevoer.
Claymore (クレイモア, Kureimoa), Japonya'da Norihiro Yagi tarafından yazılmış bir mangadır.Claymore is een Japanse mangaserie geschreven en geïllustreerd door Norihiro Yagi.
Yılda ortalama 35 gün kar yağışı olur.In totaal zijn er per jaar gemiddeld 35 regendagen.
Yağışlar az ve kısa sürelidir.De regentijd is kort maar hevig.
Bu sözcüğün anlamı kaynaklarda "yanık al, yağızımsı al" diye verilmektedir.In de derde strofe staat de regel "Bring me my chariot of fire".
6 GJ, yanmış bir varil yağın potansiyel kimyasal enerji miktarına eşittir.In een Fermi-gas is de Fermi-energie bij 0 K gelijk aan de chemische potentiaal.

İlgili Sayfalar