yağı ile cümle

yağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Kar yağışları birkaç gündür, yerde fazla kalmaz.Hay precipitaciones de nieve y granizo algunos días al año, no más de cinco.
Yaklaşık 400 mm yağış almaktadır.Las precipitaciones alcanzan los 400 mm de agua.
İsminden de anlaşılacağı üzere palmiye ağacının yağından ve palmiye çekirdeğinde bulunur.En los jardines se plantaban palmeras y árboles frutales, como el dátil y los cocos.
Yağış bol ve tüm yıla dağılmıştır.Las precipitaciones son abundantes y se producen a lo largo de todo el año.
Bu yüzden kar yağışı almıyordu.Por lo tanto, está nevando.
Fakat denizden biraz yüksek olduğu için kar yağışına da rastlanmaktadır.También de una manera extraña encontramos un nivel de nieve.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi yapılan başvuru sonucunda yeniden yagılanmalarına karar verdi.Tales leyes han sido recientemente cuestionadas por la Corte Europea de Derechos Humanos.
Temmuz ve Ağustos ayları en kurak aylar olup, ilkbahar en fazla yağış alan mevsimdir.Sólo hay dos meses secos, julio y agosto, y la estación más lluviosa es la primavera.
Sebebi bölgedeki aşırı yağışlardı.Las precipitaciones son abundantes en la región.
Ülkede tüm yıl boyunca sert fırtınalar, yağış sezonu boyunca yaygın toprak kaymaları görülmektedir.Se sabe que las lluvias en todo el país persisten por hasta una semana durante la estación seca.
Yıllık ortalama yağış 1756.8 mm'dir.La precipitación media es de 1.756,8 milímetros.
Yağış miktarı da bu kesimde farklıdır.La pluviosidad también es variada.
Florida Keys Adaları da fırtına ve yağıştan etkilenmiştir.En Wadi Rum, fueron afectados con inundaciones, tormentas y lluvias.
Yağışlar düzensizdir.Las lluvias son muy irregulares.
Yağış yıla dağılmıştır, kurak mevsim görülmez.Las lluvias están repartidas a lo largo del año por lo que no hay una estación seca.
Yaz musonları bol yağış bırakırlar.Las tormentas eléctricas de verano causan muchos daños.
Yağışlar ortalama yıllık 1.150 mm dir.Las precipitaciones promedio son de 1.150 mm por año.
Bu bölümde yağışlar doğu bölümüne göre daha azdır.Esta zona recibe menos precipitaciones que la costa este.
Şiir : Ağrıyınca Kar Yağıyor, İstanbul: Mitos, 1993.Las nieves del tiempo, Granada: Comares, 1993.
Yağışlı havaları hiç sevmez.No les gustan los inviernos húmedos.
Tropikal bölgelere yakın çöllerde yağışın büyük kısmı dağlık bölgelere düşer.En los desiertos casi tropicales, las zonas elevadas capturan la mayor parte de las precipitaciones.
Senenin 140 günü yağışlı geçer.40 páginas El año que mi abuelo vio llover.
Mercimek yetişme döneminde yağış, olgunlaşma döneminde ise sıcak ve kuru bir hava ister.Para que los bulbos maduren totalmente es imprescindible, luego de la floración, un período cálido y seco.
Irmaklardaki suyun temel kaynağı yağışlardır.El fuente principal de agua es el agua lluvia.
İlçede son yıllarda yağış oranı önceki yıllara göre azalış göstermiştir.Desde ese momento el turismo ha registrado un crecimiento significativo con respecto a los años anteriores.
Yağışlar yıl içinde düzenli dağılım gösterir.Las lluvias poseen distribusión muy irregular a lo largo del año.
Şiddetli yağış, deprem gibi durumlarda yıkılma ihtimali yoktur.Puedo aseverar que no creo que está lloviendo en un instante determinado.
Sümüklüböcekler, bol yağış olan bölgeleri daha çok severler.El calamón común además prefiere las zonas con altas precipitaciones.
Çöller, aldıkları yağışın miktarında büyük değişkenlik gösterebilirler.Su población es muy variable debido a los cambios que se producen en las lluvias.
Kuru dudaklarınız varsa, üzerine düzenli olarak kakao yağı koymanızı öneririm.Se hai le labbra secche, ti consiglio di metterti del burro cacao regolarmente.
Gökyüzü kara görünüyor,yağmur yağıp yağmayacağını merak ediyorum.Il cielo è nero, mi chiedo se pioverà o meno.
Yağmur yağıyordu.Stava piovendo.
Geçen perşembeden beri yağmur yağıyor.Piove da giovedì scorso.
Yağmur yağıyor mu?Sta piovendo?
Dışarı çıkma. Çok yağmur yağıyor.Non uscire. Sta piovendo forte.
Yağmur yağıyordu ve oyun iptal edildi.Stava piovendo e la partita fu annullata.
Geçen geceden beri yağmur yağıyor.Sta piovendo dalla scorsa notte.
Yağışlar çok mükemmel ve düzenlidir.Le precipitazioni sono abbondanti e regolari.
Geçmişte 14 yıl boyunca yağış almadığı olmuştur.Non piove da 11 anni.
Yaz aylarında az yağış alır yer yer kuraklık olayları görülür.Invece in estate, quando le precipitazioni scarseggiano è a secco.
Kasırgalarla birlikte yağış da gelir.Anche con la pioggia si sono divertiti!
Bu çölün daha kuzeyinde bulunan Mojave Çölü'nde ise sadece tek bir yağışlı mevsim gözümlenir.Il deserto del Mojave, che è situato più a nord, ha solo la stagione invernale delle piogge.
Örnek: “Eğer yağmur yağıyor ise, hava bulutludur.”Esempio: "Se piove, allora la strada è bagnata.
Bu yamaç yağış gölgesinde (yağış duldası) kalır.Salsa di soia scura (蔭油S, yìn yóuP).
Ortalama yağış yüksektir.Precipitazioni medie.
Bunun nedeni buharlaşma artarken yağışlarda azalmaktadır.La ragazza, disperata, fugge sotto la pioggia.
Yağış ülke ortalamasının altındadır.Le precipitazioni sono sotto la media nazionale.
Dolu, bir yağış türü.Un cappello pieno di pioggia.
Güçlü yamaç yağışları oluşur.Montagna scura pioggia sicura.
Bu sırada şehir komutanı Yağı-Sayan kaçıp ortadan kaybolmuştu.In quel momento, l'ex poliziotto, ormai folle, scappa via.
Çok ince kıyılmış kaba yemler süt yağı oranının düşmesine sebep olabilir.Sono generalmente molto suscettibili se gli uomini dimenticano la loro razione di latte.
Yeniden karaya ulaşırlarsa yağış bırakırlar.Al momento della partenza, su Rio scende la pioggia.
Bunun sonucu olarak yağış hızlı bir şeklide suyun onları kurutan nehirlere doğru kabarmasını sağlar.Ma ci penseranno le rapide di un fiume a metterli definitivamente nei guai.
Ben evdeyim ancak ve ancak hava yağışlıysa( Q ↔ P {\displaystyle Q\leftrightarrow P} )."È piuì = ha piovuto; Ha piuèst = ha piovuto (-Basso Mant.)
Avrupa'da yagıgın bir türdür.Una sola specie in Europa .
Yıllık ortalama yağış 559 mm'dir.La piovosità media annuale è di 559 mm.
Kar yağış oranı yüksektir.La piovosità è elevata.
Yüksek oleik ayçiçeğinden elde edilmiş yağın %10 civarında doymamış yağ asiti bulunmaktadır.In totale una persona priva di carenze assorbe in media circa il 10% del ferro introdotto con la dieta.
Hava yağışlı ise ben evdeyim ( P → Q {\displaystyle P\rightarrow Q} ).A me manche el paravento, che quand'al piove a i pisc' drent(o)."
"ATMOSFERİK NEM ve YAĞIŞ" (PDF).Il dolore è asciutto e muto" (pg.

İlgili Sayfalar