yağı ile cümle
yağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Yarın bu saatte yağmur yağıyor olacak.Mañana a estas horas estará lloviendo.
Yarın yağmur yağıp yağmayacağını merak ediyorum.Me pregunto si lloverá mañana.
Otobüse bindiğimde yağmur yağıyordu.Cuando cogí el autobús estaba lloviendo.
Kar yağışı başladı.Empezó a nevar.
Kar yağıyordu.Estaba nevando.
Şimdi yağmur yağıyor.Ahora está lloviendo.
Bugün kar yağıyor.Hoy está nevando.
Çok yağmur yağıyor.Llueve mucho.
Uyandığımda, kar yağıyordu.Cuando me desperté, estaba nevando.
Maalesef bugün yağmur yağıyor.Desafortunadamente hoy está lloviendo.
Şimdi kar yağıyor.Ahora está nevando.
Hokkaido'da kar yağıyor olabilir.Podría estar nevando en Hokkaido.
Evde kaldılar, çünkü yağmur yağıyordu.Se quedaron en casa porque estaba lloviendo.
Yağmur yağıyor mu?¿Está lloviendo?
Dün geceden beri ara sıra yağmur yağıyor.Ha estado lloviendo a ratos desde anoche.
Dün geceden beri ara sıra kar yağıyor.Ha estado nevando a ratos desde anoche.
Gece boyunca ara sıra yağmur yağıyordu.Estuvo lloviendo a ratos durante toda la noche.
Orada yağmur yağıyor.Ahí está lloviendo.
Onlar dün tenis oynamadılar çünkü yağmur yağıyordu.Ayer no jugaron al tenis porque estaba lloviendo.
Şu anda kar yağıyor.Ahora está nevando.
Biraz kar yağıyordu.Estaba nevando un poco.
Hâlâ yağmur yağıyordu.Todavía estaba lloviendo.
Yağışlar çok azdır.Las lluvias son escasas.
Ardındaki dağların birden yükselmesi dolayısıyla yamaç yağışları gerçekleşir.下完這陣雨我才會爬那座山。 Solo después de que haya pasado esta lluvia escalaré aquella montaña.
Aynı zamanda "Burma Yağı" veya "Burma Nefti" diye de bilinen "Rangoon katran"ı gerçekte petroldür.Existe también el «Alquitrán de Rangún», conocido como «petróleo birmano» o «nafta birmano».
Örnek: “Eğer yağmur yağıyor ise, hava bulutludur.”Ejemplo: «Hace sol, pero luego lloverá».
Sonbaharda yağışlar daha fazladır.Las lluvias son más frecuentes en otoño.
Birleşik Krallık'taki Manchester'ı ziyaretinde yağmur yağıyordu.En uno de ellos, durante su visita a Manchester en el Reino Unido, llovía con bastante fuerza.
En çok yağış Temmuz ile Eylül ayları arasında düşer.La mayor parte de la lluvia cae entre julio y septiembre.
Bu ulusal park kurak bir bölgede bulunmaktadır ve bölge yıl içinde oldukça düşük yağış almaktadır.El parque está en una región árida y recibe muy pocas precipitaciones durante la mayor parte del año.
Kışlar bol yağışlıdır.Los inviernos son muy lluviosos.
Neredeyse hiç yağış yoktur.Normalmente no caen lluvias.
Fazla yağıştan zarar görmez.No le afecta la lluvia.
Bu bulutlardaki yağışın oluşmasına sebep olabilir ve bu durumun aksi durumunda yağmur olmaz.No es válida esta sombra Llueve por tanto...
Avrupa'da yagıgın bir türdür.Es una especie invasora en Europa.
İçerilere doğru gidildikçe yağış artar.Solo duermen dentro cuando llueve.
Plağın arka yüzünde Kar Yağıyor yer aldı.Crêt de la Neige vista desde la cima de Le Reculet.
Yeniden karaya ulaşırlarsa yağış bırakırlar.Justo cuando termina, la lluvia para.
Yağışların %41'i yaz, %30'u ilkbaharda düşer.El 41% de las lluvias se producen en otoño.
Tazesi ve preslenmiş şeklinin her ikisi de değerli yağı için yenir.Trae de azur y una custodia de oro entre dos palmas de lo mismo y la Sagrada Forma de plata.
Havzaya yılda yaklaşık toplam 434 milyon m³ yağış düşmektedir.Japón caza unas 400 ballenas al año.
Yağış değişkendir ve sıcak sezonda daha çok yağış almaktadır.El caudal es variable, aumenta en época de lluvias.
Yıllık ortalama yağış miktarı, kış mevsiminde maksimum yaklaşık 200 mm'dir.La pluviosidad media anual es de aproximadamente 200 mm, siendo el máximo durante la estación invernal.
İskender etinin yağı daha az olur.El proceso implica hacer menos perecedero el arroz.
Yıllık ortalama yağış miktarı 700 mm civarındadır.La media anual de lluvias es alrededor de 700 milímetros.
Yılın hemen hemen bütün aylarında yağış vardır.Prácticamente llueve allí todo el año.
Köppen iklim sınıflandırmasına göre, Dakka tropik yağışlı ve kuru bir iklime sahiptir.Según la clasificación climática de Köppen, la ciudad tiene un clima tropical húmedo y seco.
Yağışlar genellikle güneybatı yönünden gelir.El Usa fluye normalmente de nordeste a sudoeste.
Haziran-eylül ayları arasında yağış alır.Entre junio y septiembre apenas llueve.
"Dünya liderlerinden taziye mesajı yağıyor".«Un mensaje del Papa para los maestros del mundo».
Bu sebeple keten yağı taze olarak tüketilmelidir.Por lo tanto, la base de la cadena alimentaria se sustituye gradualmente.
Yağışlar yıl boyunca düzenlidir.Las lluvias se producen durante todo el año.
Yaz aylarında ise çok az yağış alır ve oldukça sıcaktır.En otoño hay muchas lluvias y hace bastante frío.
Yazları yağışlıdır.«Lluvia de verano».
Ben evde isem hava yağışlı( Q → P {\displaystyle Q\rightarrow P} ).La contrapositiva del ejemplo es ( ¬ Q → ¬ P ) {\displaystyle (\neg Q\to \neg P)} .
Bu dönemde yarışmacıların vücutları zeytin yağı ile de yağlanmıştır.Desde el pasado hasta ahora, los luchadores han vertido aceite de oliva en sus cuerpos.
Yıllık ortalama kar yağışı miktarı 1.016 mm olup toplam 229 mm dir.La media de las nevadas es de 1.016 mm, con un total de precipitaciones de 229 mm al año.
Hurma yağı tokotrienol bakımından diğer yağlara göre daha zengindir.La productividad de arroz fue superior a los otros cereales.
Başlıca tarım ürünleri zeytin ile badem yağıdır.Las principales producciones son aceite de oliva.
Hava yağışlı ise ben evdeyim ( P → Q {\displaystyle P\rightarrow Q} ).(P → Q) Si estoy en casa, entonces está lloviendo.