Ana içeriğe geç
Sözlük

yır ile cümle

yır kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
7
ORT. KELİME
Bugün normal fiyatımızdan yüzde yirmi beş indirimle satıyoruz.Today, we're selling that at twenty-five percent off our usual price.
Takımın en iyi forveti geçen sezon yirmi üç gol attı.The team's best striker scored twenty-three goals last season.
O yirmi iki şubat'ta doğdu.He was born on the twenty-second of February.
Yirmi atmaca bir baykuşun önünde kaçtı.Twenty sparrowhawks flee before an owl.
O, odanın yirmi dakika içinde hazır olacağını söylüyor ama bundan şüpheliyim.He says the room will be ready in twenty minutes, but I doubt it.
Yaklaşık yirmi kişi yaralandı.About twenty people were injured.
Tom kız kardeşine çok sinirlendi ve onun en sevdiği bebeği yırttı.Tom got very angry at his sister and tore up her favorite doll.
Bir devekuşu yumurtası, yirmi dört tane kadar tavuk yumurtası ağırlığındadır.An ostrich egg weighs as much as twenty-four chicken eggs.
Tom, Mary'nin resmini yırtıp attı.Tom tore Mary's picture up.
Pantolonunu yırttın.You tore your pants.
Akşam karanlığında, yirmi dokuz kişilik bir grup o otele geldi.At nightfall, a group of twenty-nine came into that hostelry.
"Onlar ne zaman terk etti?" "Onlar yirmi dakika önce terk etti.""When did they leave?" "They left twenty minutes ago."
Tom ve ekibi işi bitirmek için yirmi dört saat aralıksız çalıştı.Tom and his team worked around the clock to get the job finished.
Sınıfımızda yirmi'den fazla öğrenci var.Our class has more than twenty students.
Sınıfımız yirmi öğrenciden fazlasına sahip.Our class has more than twenty students.
Tom biletleri yırttı.Tom tore up the tickets.
Yirmi soru oynayalım.Let's play twenty questions.
Biz sadece yirmi yıl içindeki en soğuk ağustos sabahımızı yaşadık.We've just had our coldest August morning for twenty years.
Tom defterinden bir yaprak yırttı.Tom tore a page out of his notebook.
Tom Mary'den aldığı mektubu yırttı.Tom tore up the letter he got from Mary.
Kesinlikle. Yirmi dakika içinde geri döneceğim.Sure. I'll be back in twenty minutes.
Tom bir yirmi bir masasında.Tom is at a blackjack table.
Tom okuduktan sonra Mary'nin mektubunu yırttı.Tom tore up Mary's letter after reading it.
Tom Mary'nin ona verdiği hediye çekini yırttı.Tom tore up the gift certificate that Mary gave him.
Eğer o olursa, yazmış olduğum her şeyi yırtıp yakacağım.If that happens, I will tear up and burn everything I have written.
Yirmi yıldan fazla beraber olan mutlu bir çiftiz.We are a happy couple who've been together for more than twenty years.
Biz, yirmi yıldan fazla birlikte olan mutlu bir çiftiz.We are a happy couple who've been together for more than twenty years.
O yirmi yaşındayken göç etti.He emigrated at the age of twenty.
Yirmi kat aşağıya gitmek istiyorsan bir asansöre ihtiyacın var.You need an elevator if you want to go down twenty storeys.
Ben yirmi üç yaşındayım.I'm twenty three-years old.
Ben hemen hemen yirmi yaşındayım ve nişanlanıyorum.I am getting on for twenty and have become engaged.
Tom yirmi dört saattir yatmadı.Tom has been up for 24 hours.
Yirmi yıldan fazladır onu tanıyorum.I've known her for more than twenty years.
Muriel yirmi yaşında.Muriel is twenty years old.
Şirket yirmi kişiyi işe almak istiyor.The company want to employ twenty people.
Kot pantolonumun dikişleri yırtıldı.My jeans ripped at the seams.
Tom zarfı açmak için yırttı.Tom tore open the envelope.
Tom mektubu yırttı.Tom tore up the letter.
Yabancılaşma yirminci yüzyıl edebiyatının ortak bir teması.Alienation is a common theme of twentieth-century literature.
Kasırga yirmiden fazla kişiyi öldürdü.The tornado killed more than twenty people.
Yirmi altı asker, firar nedeniyle idam edildi.Twenty six soldiers were executed for desertion.
Tom yirmi altı yaşındayken hayat arkadaşı Mary'yle tanıştı.Tom met his life mate, Mary, at the age of twenty six.
Sen yirminci yüzyılda mı doğdun?Were you born in the twentieth century?
Çığ saatte yirmibeş mil yol alıyordu.The avalanche was traveling at twenty five miles an hour.
Bu makine yirmi yaşından fazladır.This machine is more than twenty years old.
Benim pantolonum yırtık.My pants split.
Yağmurluğumdaki düğmelerden biri yırtıldı.One of the buttons on my raincoat got torn off.
Pilot sadece yirmi altı yaşında.The pilot is only twenty-six years old.
Vinç yirmi ton beton kaldırabilir.The crane can lift twenty tons of concrete.
Dan'in kitapları yirmiden fazla dile çevrildi.Dan's books have been translated in more than twenty languages.
Dan'in kitapları yirmiden fazla dile tercüme edilmiştir.Dan's books have been translated in more than twenty languages.
Dan'in kitapları yirmiden fazla dile çevrilmiştir.Dan's books have been translated in more than twenty languages.
Albert Einstein Yirminci yüzyılın en parlak zihinlerinden biri olarak kabul edilir.Albert Einstein is considered one of the most brilliant minds of the twentieth century.
Dan ve Linda yirmi yıldır evliydiler.Dan and Linda had been married for twenty years.
Bir kamyon tarafından öldürüldüğü zaman Dan yirmili yaşlarının başında idi.Dan was in his early twenties when he was killed by a truck.
Dan yirmi sekiz banka soygunundan sorumluydu.Dan was responsible for twenty-eight bank robberies.
O yaklaşık yirmi dakika önce beni aradı ve yolda olduğunu söyledi.He called me about twenty minutes ago and said that he was on his way.
Yirmi yaşından önce bilinmemesi gereken şeyler vardır.There are things that should not be known before twenty.
Biz hayatımızdan tek sayfa yırtamayız ama bütün kitabı ateşe atabiliriz.We cannot tear a single page from our life, but we can throw the whole book into the fire.
Onun yırtık bir baldır kası var.He has a torn calf muscle.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod