Basketbol oynarken baldır kasını yırttı.He tore his calf muscle playing basketball.
Senin hissen yirmi dolar.Your share is twenty dollars.
Onun yirmi kız arkadaşının olup olmadığı umurumda değil.I don't care if he has twenty girlfriends.
O, gömleğini yırttı.He tore off his shirt.
Sadece bir ay içinde yirmi beş proje yaptım.I did twenty-five projects in just one month.
Yirmi yaşına girdim.I have turned twenty.
Onlar yirmi yıldan fazladır arkadaşlar.They have been friends for more than 20 years.
Mağazada yirmi satış personeli var.There are twenty salespeople in the store.
Dizimde bir bağ yırttım ve ameliyat olmak zorundaydım.I tore a ligament in my knee and had to have surgery.
O yirmi yaşında.She is twenty years old.
O, babasıyla yirmi yıldan fazla yaşadı.She lived with her father for more than twenty years.
O yirmi yaşında şen şakrak bir esmerdi.She was a bubbly twenty-year-old brunette.
Bugün küçük erkek kardeşimin yirmi ikinci yaş günü.Today is my little brother's twenty-second birthday.
Mary'nin vücudunda yirmi bir tane bıçak izi vardı.Mary had twenty-one knife stabs in her body.
Tom yirmi dakika erken geldi.Tom is twenty minutes early.
Yirmi çocuğu var.He has twenty children.
O yirmi dört yaşında.He is twenty-four years old.
Şubat artık yıllarda yirmi dokuz çeker.February has twenty-nine days in leap years.
Yirmi yıldan daha fazla süredir araba sürebiliyorum.I've been able to drive for more than twenty years.
O, yirmi dört yaşında.He's twenty-four years old.
Karıma yirmi bir senedir el sürmedim.I have not touched my wife in twenty-one years.
Bugün karım ve ben yirminci evlilik yıldönümümüzü kutluyoruz.Today my wife and I are celebrating our twentieth wedding anniversary.
Doğum günüm yirmi Temmuzda.My birthday is on the twentieth of July.
Sen yirminci yüzyılda mı yoksa yirmi birinci yüzyılda mı doğdun?Were you born in the 20th century or in the 21st?
Esperanto dünyada yüz yirmi ülkede konuşulmaktadır.Esperanto is spoken in a hundred and twenty countries around the world.
Tom yirmibir oyununda genellikle kaybeder.Tom usually loses at blackjack.
O yirmi yaşındayken, yedi dil konuşabiliyordu.When she was twenty, she could speak seven languages.
O yirmi yaşındayken yedi dil konuşabiliyordu.When he was twenty years old, he could speak seven languages.
Geçen hafta yirmilik dişlerimden birini çektirdim.I had one of my wisdom teeth pulled out last week.
Güzel kadın kırmızı elbisesini yırttı.The beautiful woman tore her red dress.
Bana yazdığın tüm mektupları yırttım.I tore up all the letters that you wrote to me.
Tom yirmi ekimde otuz yaşına girdi.Tom turned thirty on October twentieth.
Tom'un üzerinde üç yirmiliği vardı.Tom had three twenties on him.
Muiriel zaten yirmi yaşında.Muiriel is already twenty years old.
Biz yirmi dakika içinde dönüyor olacağız.We'll be back in twenty minutes.
Kayıt yirmi ekimde başlar.Registration starts the twentieth of October.
Yirmi beş Aralık Noel'in ilk günüdür.The twenty-fifth of December is the first day of Christmas.
Bu polisin yirmi yıldan daha fazla deneyimi var.This policeman has more than twenty years of experience.
Tom'un yirmi yıldan daha fazla deneyimi var.Tom has more than twenty years of experience.
Kartal, şahin ve akbaba gibi yırtıcı bir kuştur.The eagle is a raptor, like the falcon and vulture.
Ailem burada yirmi yıl boyunca yaşadı.My family lived here for twenty years.
Dünyadaki yenilebilir bitkilerin yirmi binden daha fazla bilinen türleri vardır.There are more than twenty thousand known species of edible plants in the world.
Dünyada yenilebilir bitkilerin yirmi binden fazla bilinen türü var.There are over twenty thousand known species of edible plants in the world.
O yırtık dondan çıkmış gibi duruyor.She sticks out like a sore thumb.
Kurtlar müthiş yırtıcı hayvanlardır.Wolves are formidable predators.
Yirmi beş kişilik bir araç var mı?Is there a car that seats twenty-five?
Yirmi iki yaşındayken, ben kurbağalama yüzüşün ustasıydım.When I was twenty two years old, I was the master of the breast stroke.
Ben yirmi yaşındayım.I am twenty years old.
Erkek kardeşim yirmi bir yaşındadır ve evlidir.My brother is twenty one years old and is married.
O yirmi yıl daha önce doğmuş olmak isterdi.She would have liked to have been born twenty years earlier.
Tom, yirmi Ekim'de 93 yaşında kalp yetmezliğinden öldü.Tom died of heart failure on October twentieth at the age of 93.
"Saat kaç?" "Üçü yirmi geçiyor."„What's the time?“ „It is twenty minutes past three.“
Tilkilerin birkaç doğal yırtıcısı vardır.Foxes have few natural predators.
Tom kıçını yırtıyor.Tom works his butt off.
Tom gömleğini yırtarak açtı.Tom ripped open his shirt.
Doktor, Tom'un gömleğini yırtarak açtı ve yaraya göz attı.The medic ripped open Tom's shirt and took a look at the wound.
Paramedik, Tom'un gömleğini yırtarak açtı ve yarayı inceledi.The paramedic ripped open Tom's shirt and took a look at the wound.
Leyla yirmi yaşında evlendi ve iki çocuğu oldu.Layla got married at twenty and had two children.
Jüri, Leyla'yı yirmi yıl hapse mahkûm etti.A jury convicted Layla for twenty years in jail.
Fadıl'ın yirmi milyon doları vardı.Fadil owned twenty million dollars.