Tom yirmi dört yaşına kadar sürücü belgesini almadı.Tom didn't get his driver's license until he was twenty-four.
Tom yirmi yaşına kadar trombon çalmaya başlamadı.Tom didn't start to play the trombone until he was twenty.
Tom yirmi şınav yaptı.Tom did twenty pushups.
Tom yirmili yaşlarının başında iken geçimini güçlükle sağlıyabiliyordu.Tom could barely make ends meet when he was in his early twenties.
Tom geçen hafta yirminci yaş gününü kutladı.Tom celebrated his twentieth birthday last week.
Tom sadece on altı yaşında olmasına rağmen yirminin üzerinde gibi görünüyor.Even though Tom is only sixteen, he looks like he's over twenty.
Tom Mary'den yaklaşık yirmi dakika uzakta yaşamaktadır.Tom lives about twenty minutes away from Mary.
Muiriel yirmi yaşındadır.Muiriel is twenty years old.
Tom hapishanede yirmi yıla mahkûm edildi.Tom was sentenced to 20 years in prison.
Tom'un yirmilik dişleri yirmi dört yaşında diş hekimi tarafından çekildi.Tom had his wisdom teeth taken out by a twenty-four year old dentist.
Tom yirmi yaşındayken giydiği aynı beden pantolonu hâlâ giyebiliyor.Tom can still wear the same size jeans he did when he was twenty years old.
Tom'un yirmide yirmi görüşü var.Tom has 20/20 vision.
O yirmi yaşındayken onunla evlendi.She married him when she was 20.
Tom mektubu yırtarak açtı.Tom ripped up the letter.
Tom yirmili yaşlarda oldukça çok para yaptı.Tom made quite a lot of money in his twenties.
O yirminin üzerinde.She is over twenty.
O henüz yirmiye girdi.She has just turned twenty.
Toplamda yaklaşık on ila yirmi öğrenci vardır.There are about ten to twenty students in total.
Benim yirmilik dişlerden biri çıkıyor.One of my wisdom teeth is coming in.
Bu oyunu oynamak için yirmi tane zara ihtiyacımız var.We'll need twenty dice to play this game.
Bugünün öğleden sonrası için yirmi sıçan karaciğeri aldığından emin ol.Make sure you get twenty rat livers for today's afternoon.
Günde yirmi mil yürürüm.I walk twenty miles a day.
Karton kutular kolayca yırtılırlar.Cardboard boxes rip easily.
Elbisesini bir dal yırttı.She ripped her dress on a branch.
Onun elbisesini bir dal yırttı.She ripped her dress on a branch.
O, günde yirmi sigara içer.He smokes twenty cigarettes per day.
Para yırtmak suçtur ama çekleri yırtılmak suç değildir.Tearing money up is a crime, but tearing checks up isn't.
George Washington yirmi iki şubat bin yedi yüz otuz ikide doğdu.George Washington was born on the twenty-second of February seventeen thirty-two.
Aritmetik ayakkabılarını çıkarmadan yirmiye kadar sayabilmektir.Arithmetic is being able to count up to twenty without taking off your shoes.
Muiriel yirmi yaşına girdi.Muiriel has turned twenty.
Kız kardeşim yirmi bir yaşında bir üniversite öğrencisidir.My sister is a twenty-one years old college student.
Ailem yirmi yıldır burada yaşıyor.My family has lived here for twenty years.
Bu küçük bebek on dolarlık bir banknot yırttı.This little baby tore up a 10 dollar bill.
Tom bir yırtıcı bir hayvan tarafından saldırıya uğradı.Tom was mauled by a vicious animal.
Bana hala yirmi dolar borçlusun.You still owe me twenty bucks.
Mary yirmili yaşlarının sonunda.Mary is in her late twenties.
O kitaptan bir sayfa yırtacağım.I'll tear a page out from that book.
Biri kitaptan bir sayfa yırttı.Someone tore a page out from the book.
O bu kitabı yirmi yaşındayken yazdı.He wrote this book as he was twenty years old.
Bu toplantı odası, yirmi işçi için yeterince büyük değil.This meeting room is not big enough for twenty workers.
John'un köpeğini besleyemem. O çok yırtıcı.I cannot feed John's dog. It's too vicious.
Onların doğal yırtıcı hayvanları yok.They have no natural predators.
Jorge Luis Borges'in eserleri yirmi beşten fazla dile çevrildi.The works of Jorge Luis Borges were translated into more than twenty-five languages.
O yaklaşık yirmi yaşındadır.She is around twenty years of age.
Bence sen yirmi yaşındasın.I think that you are twenty years old.
Onun bu resmi yırtmasına izin verme.Don't let him tear this picture.
Brezilya yirmi altı eyaletten oluşur.Brazil is comprised of twenty-six states.
Senden onun resimlerini yırtmanı istiyorum.I want you to tear up her pictures.
Laurie yirmi yaşındadır.Laurie is twenty years old.
Neden bu kitabı yırtıyorsun?Why are you tearing this book?
Onlar giysilerini yırttılar.They tore off their clothes.
Tom Mary'ye yirmi dolarlık bir fatura uzattı.Tom handed Mary a twenty-dollar bill.
"Saat kaç?" "Saat üçe yirmi var.""What is the time?" "It is twenty minutes to three."
Tom biletini yirmi dakika önce aldı.Tom bought his ticket twenty minutes ago.
O yirmili yaşların başlarında.She's in her early twenties.
Tom yirmi yıldır emekli.Tom has been retired for twenty years.
O, gömleğini yırtarak açtı.He ripped his shirt open.
Yirmi dolarımı geri istiyorum.I want my 20 dollars back.
Japonya'da insanlar yirmi yaşında yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults at the age of twenty.
Japonya'da, insanlar yirmi yaşına girdiklerinde yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults when they turn twenty.