Bir yıl içinde dört mevsim vardır. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış.There are four seasons in a year: spring, summer, fall and winter.
Bir yılda kaç tane mevsim vardır?How many seasons are there in a year?
Bir yıl on iki aya sahiptir.A year has twelve months.
Bir yılda on iki ay vardır.A year has twelve months.
Bir yılın on iki ayı vardır.A year has twelve months.
Bir yıl geçti ve bedeni toza dönüştü.A year had passed by and his body turned to dust.
Bir asır yüz yıldır.A century is one hundred years.
Ocak ayında ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre % 20 yukarıdaydı.Exports in January were up 20% over the same period of last year.
Andou 1995 yılında mimarlığın en prestijli ödülünü aldı.In 1995, Andou received architecture's most prestigious award.
1978 yılında Japonya ve Çin arasında bir barış antlaşmasına varıldı.In 1978 a peace treaty was concluded between Japan and China.
Martin Luther King 1964 yılında Nobel Barış Ödülü'nü kazandı.In 1964, Rev. King won the Nobel Peace Prize.
Heykel 1958 yılında Hiroşima Barış Parkına inşa edildi.In 1958, the statue was built in the Hiroshima Peace Park.
Savaş 1941 yılında patlak verdi.War broke out in 1941.
On beş yıl önceki mezuniyetten beri eski sınıf arkadaşlarımla hiç karşılaşmadım.Since graduation fifteen years ago I have never run into my former classmates.
On beş yıl boyunca tatmin edici bir düzenlemeydi.It was a satisfactory arrangement for fifteen years.
On iki yıl bir köpek için yaşlıdır.Twelve years is old for a dog.
Orada on yıl önce derin bir gölet vardı.There was a deep pond there ten years ago.
On yıl önce onun teorisi genelde kabul edilmezdi.Ten years ago his theory would not have been generally accepted.
On yıl önce, böyle iş bir başarı olurdu.Ten years ago, such business would have been a success.
10 yıl önce nehrin üzerinde küçük bir köprü vardı.There used to be a small bridge over the river 10 years ago.
Bu on yıl içindeki en kötü fırtına.This is the worst storm in ten years.
O sadece on yıl sonra memleketini tekrar gördü.He saw his home-town again only after ten years.
On yıl içinde şehrimiz çok değişecek.In ten years our town will change a lot.
On yıl içinde onun hakkında çok şey öğrenmiş olacağımı umuyorum.I hope I'll have learned a great deal about it in ten years.
On yıldır Japonya'dan ilk defa çıkıyorum.I left Japan for the first time in ten years.
On yıl içinde ilk kez Japonya'dan ayrıldım.I left Japan for the first time in ten years.
On yıldır evine ilk defa dönüyor.He returned home for the first time in ten years.
On yıl uzun bir zamandır.Ten years is a long time.
Biz ona dönüp baktığımızda on yıl kıs bir zaman.Ten years is a short time when we look back at it.
On yıl geçti.Ten years have gone by.
Ergenlik yıllarımın başlangıcında her zaman ebeveynlerimle aram iyi değildi.During my early teens, I was not always on the best of terms with my parents.
İşlerin yüz ya da elli yıl önce nasıl olduğunu bilmiyorum.I don't know how things were a hundred or fifty years ago.
Chizuko "Bir turna kuşu bin yıl yaşayabilir" dedi.Chizuko said, "A crane is supposed to live for one thousand years."
"Mutlu Yeni Yıllar." "Sana da aynısını diliyorum!""A Happy New Year!" "I wish you the same!"
Erkek kardeşim yıllardır Londra'da yaşıyor.My brother has been living in London for many years.
Erkek kardeşim geçen yıl kanserden öldü.My brother died of cancer last year.
Sözleşmeyi imzalayarak, beş yıl daha kendimi orada çalışmaya adadım.By signing the contract, I committed myself to working there for another five years.
Polis seni yirmi yıl boyunca parmaklıkların arkasına koyacak.The police will put you behind bars for twenty years.
Şimdi bu yılın iş raporlarını sunacağım.We will now report on this year's business results.
Evlendikten sonraki yıl bir kız bebeğim oldu.I had a baby girl the year after I got married.
Bir yıl evlilikten sonra ayrıldılar.They split up after a year of marriage.
Beş yıldır evliyiz.We've been married for five years.
Ken, geçen yıl Japonya'da idi.Ken was in Japan last year.
Ken gelecek yıl on beş olacak.Ken will be fifteen next year.
Sağlığımı geri kazanmak tam bir yılımı aldı.It took me a whole year to recover my health.
O, araştırmasının ilk yılında ALS hastası olduğunu öğrendi.During the first year of his research, he learned he had ALS.
Yeni Yıl Günü, birçok kişi, çevre türbelerini ziyaret eder.On New Year's Day, many people visit neighborhood shrines.
Yeni Yıl Günü birçok Japon ibadet etmek için türbeye giderler.On New Year's Day many Japanese go to the shrine to worship.
Ortalama yetenekteki işçiler şu anda yılda 10.000 dolardan fazla kazanırlar.The average skilled workers now earn over $10,000 a year.
Modern kahramanlar rock yıldızları tarafından temsil edilmektedir.Modern heroes are represented by rock stars.
Bay Kawabata her yıl evine bir mektup yazıyor.Mr Kawabata writes a letter home every year.
Biz beş yıl önce bugün evlendik.We were married five years ago today.
Trafik kazalarından bahsedecek olursak, geçen yıl bir tane gördüm.Talking of traffic accidents, I saw one last year.
Trafik kazaları her geçen yıl artıyor.Traffic accidents are increasing year by year.
Fabrika on yıl önce kapatıldı.The factory was shut down ten years ago.
Amerika Birleşik Devletleri'nde her on yılda bir nüfus sayımı vardır.In the United States there is a census every ten years.
Okyanustan gelen bir rüzgâr, yılın bu zamanında eser.A wind from the ocean blows at this time of the year.
Yılın bu zamanında hava değişkendir.The weather is uncertain at this time of year.
O, on yıl önce olduğu gibi değil.He is not what he was ten years ago.
O on yıl önce olduğundan oldukça farklı.He is quite different from what he was ten years ago.