Bu kuyruk çekirdekten ihracı ve çevirimi sağlar, ayrıca ökaryotlarda mRNA'yı yıkımdan korur.Esto permite una arada en ida y vuelta, evitando las amelgas.
1999'da Kosova Savaşı'nı takiben ülkenin NATO kuvvetlerince bombalanması kentte büyük yıkıma neden olmuştur.En 1999 en las guerras de Yugoslavia, la ciudad sufrió numerosos bombardeos de las fuerzas de la OTAN.
Keraitler'in yıkımı.La sorpresa de Despeñaperros.
1989 Loma Prieta depremi, Körfez Bölgesi'nde yıkıma ve yaşam kayıplarına neden oldu.En 1989, el intenso Terremoto de Loma Prieta, que sacudió la Bay Area, causó daños importantes al edificio.
Bir mRNA molekülünün varlığı onun transkripsiyonu ile başlar ve yıkımı ile sona erer.La breve vita di una molecola di mRNA comincia con la trascrizione e termina con la degradazione.
Stadın yıkım işlemi 1997 yılının sonlarında gerçekleşti.La demolizione ebbe luogo alla fine del 1997.
Surlarla çevrili Milet de yıkıma uğramış görünmektedir.Anche i dissidi col maestro sembrano sopiti.
Kentte büyük bir yıkıma yol açtı.E in città scoppiò il finimondo.
Taarruz, bir yıkım oldu.Palermo, che rammarico.
Erişim tarihi: 8 Ekim 2010. ^ "Kamulaştırılan genelevlerde yıkım".Ultimo accesso maggio 2010. ^ "Building a Smokehouse".
Mordor yıkıma uğradı.Andrea ne è devastato.
1755 depreminde kasabanın büyük bir kısmı yıkıma uğramıştır.All'incirca nel 170, una parte della città fu distrutta.
İç savaş Finlandiya halkı için tam bir yıkım olmuştur.Ovviamente la guerra civile fu un dramma per tutto il popolo spagnolo.
Ana madde: Katrina Kasırgası 2005'te yaşanan Katrina Kasırgası kentte büyük yıkıma yol açmıştır.La stagione raggiunge l'apice in negativo dopo l'uragano Katrina nell'agosto 2005.
Yıkım Dölü bölümünde kurbağa şeklindeki bir canavar tarafından öldürülmüştür.Il morto fu afferrato all'amo da un mostro sul lago.
Protein yıkımında önemlidir.Il ripiegamento di proteine.
İkinci Dünya Savaşında yıkıma uğramıştır.Fu distrutta nella seconda guerra mondiale.
1966'dan 1971'e kadar Yasak Şehre açılan bütün kapılar, onu daha çok yıkımdan korumak için kapandı.С 1966 по 1971 годы все ворота в Запретный город были запечатаны, дабы спасти его от дальнейшего разрушения.
Biz onları yıkıma uğrattık.Мы разрушаем то же, что разрушают они».
Bunlarda da ağır yıkımlar verilmiştir.Для них будут предусмотрены серьёзные скидки.
4 Eylül Salı yangının neden olduğu yıkımın en üst düzeye çıktığı gündür.Вторник, 4 сентября, был днем наибольших разрушений.
Mordor yıkıma uğradı.Фрост был уничтожен.
Geç Bronz Çağı Miken kentlerinden hiçbiri yıkımdan kurtulmamıştır.Греция Ни один из дворцов микенского периода не пережил катастрофы бронзового века.
Bundan kısa bir süre sonra yıkım çalışmaları inşaat alanını hazırlamaya başladı.Вскоре после этого, начались демонтажные работы по подготовке площадки для строительства.
Biz yıkımlardan hiç mi hiç korkmuyoruz.Врагов у ускуча на нерестилищах нет.
II. Dünya Savaşı sırasında sinagog Almanlar tarafından altüst edilip yıkıma uğradı.Во время Второй мировой войны синагога была разрушена немцами.
2012 Ekim ayına kadar yıkım çalışmaları başlamadı.К октябрю 2014 года работы так и не начались.
Kale en büyük yıkıma Hulagu ordularınca uğratılmış.Крупнейший погром, устроенный Добровольческой армией.
1921'deki deprem şehri yıkıma uğrattı.В 1921 году снесли башню городской стены.
1221 yılındaki Moğol saldırıları ve 1280 yılındaki büyük bir deprem sonrası şehir büyük yıkıma uğradı.Во время опустошительного монгольского нашествия (1220 год) город был полностью разрушен.
Tüm bunlar yoğun miyelin yıkımı ve miyelin kaybını doğrular.Это приводит к агрегации и дезагрегации казеиновых мицелл и потере ими стабильности.
Sonuç 1. İngiliz Hava İndirme Tümeni için yıkım oldu.В английском климате постройка стала разрушаться.
Ülke, 1994-1996 arasındaki kanlı savaşta büyük zarar görmüş ve kentler yıkıma uğramıştır.Военные действия 1994-1996 годов нанесли огромный урон городу.
II. Dünya Savaşının yarattığı yıkımın ardından Fransa ekonomisini düze çıkarmaya çalışmaktaydı.Завершение Второй мировой войны заставило Францию решать проблему разрушенной экономики страны.
1160 Piskopos Maurice de Sully (Paris piskoposu) orijinal katedralin yıkım emrini verir.1160 موريس دو سولي (يسمى أسقف باريس) أمر بهدم الكاتدرائية الأصلية.
Almanlara, yabancı düşmanlara ve Yahudi yıkımına karşı mücadele hatırlatıldı.فالألمان يذكرون بالنضال ضد الأعداء الأجانب وتخريب اليهود.
Yıkımdaki bazı girişimlere rağmen, yeraltı kompleksi 1988-89 yılına kadar değişmeden kaldı.على الرغم من محاولات الهدم بقي مجمع تحت الارض دون عائق إلى حد كبير حتى 1988-1989.
Bunu Ferizovik çevresindeki Müslüman köylerinin yıkımı takip etti.وتواصلوا بهدم قرى المسلمين المحيطة بفريزوفيك .
Halk bu yıkımdan korktu ve harekete geçti.لقد صدم الشعب من الدمار وحوله إلى أفعال.
Spenta Mainyu yapıcı enerjinin kaynağı, Angra Mainyu ise karanlık, yıkım ve ölümün kaynağıdır.وتعتبر سبنتا ماينيو هي مصدر القوة البناءة، بينما تعتبر أنجرا ماينيو مصدر الظلام والتدمير والعقم والموت.
Doğu'da kaybedilen topraklar, Alman savaş ekonomisi için bir yıkım olmuştu.فشل موسم الحصاد كانت مدمرة بالنسبة للاقتصاد الإيطالي الشمالية.
Protein yıkımında önemlidir.الزيادة في تحطم البروتين.
Savaşın sonu Almanya açısından bir yıkım oldu.وبدأت الحرب في شكل كارثة لرومانيا.
Yıkımların çoğunu yapan polislerdi.Era a polícia que estava fazendo a maior parte da destruição.
2002 yılında Ni, komşusunun evinin yıkımını filme çekerken tutuklandı.Em 2002, a advogada foi presa enquanto filmava a destruição da casa de um vizinho.
İç savaş Finlandiya halkı için tam bir yıkım olmuştur.A Guerra Civil foi uma catástrofe para a nação finlandesa.
1966'dan 1971'e kadar Yasak Şehre açılan bütün kapılar, onu daha çok yıkımdan korumak için kapandı.Entre 1966 e 1971, todos os portões da Cidade Proibida foram selados, salvando-a de mais destruições.
Halk bu yıkımdan korktu ve harekete geçti.O povo estava chocado com a devastação e entraram em ação.
Bu kuyruk çekirdekten ihracı ve çevirimi sağlar, ayrıca ökaryotlarda mRNA'yı yıkımdan korur.Esta cauda promove a exportação do núcleo e tradução, além de proteger o mRNA de degradação.
Ancak fazla eski olup kullanışlı olmadığı gerekçesiyle yıkım kararı alındı.De qualquer forma, é difícil decidir por falta de formas suficientemente antigas.
Biz onları yıkıma uğrattık.Então, vamos então dispersá-los e destruí-los."
Kirlilik ile birleşen doğal alanların bu şekildeki yıkımı, yerel biyolojik çeşitliliği tehdit etmektedir.A poluição e a erosão dos habitats naturais ameaçam destruir a biodiversidade da região.
"Yedi güneş"in ardından dünyanın son yıkımı gerçekleşecektir.A destruição derradeira do mundo virá então através de sete sóis.
Şehir pek çok yıkımlara katlandı.A cidade teve vários desastres.
Mordor yıkıma uğradı.Maria ficou devastada.
Fakat noradrenalin yıkım ürünü olan MHPG üzerindeki çalışmalar bir sonuç vermemektedir.Correções de compatibilidade de sistema para DEP não terão efeito.
Bu saldırı hareketi Yıkım olarak bilinir.Este ataque é conhecido como ataque de estado transferível.
Fakat bunun ardından Manna devleti giderek yıkıma uğramaya başlıyor.Depois dele, o poderio hamádida não pára de declinar.
2002 yılında Ni, komşusunun evinin yıkımını filme çekerken tutuklandı.In 2002 werd Ni gearresteerd tijdens het filmen van het slopen van het huis van een buurman.
Biz yıkımlardan hiç mi hiç korkmuyoruz.We zijn niet in het minst bang voor ruïnes.