Mahalleliler yıkım ekiplerine taş ve sopalarla direndi.Die Anwohner stellten sich den Abbruchmannschaften mit Steinen und Stöcken entgegen.
Biz yıkımlardan hiç mi hiç korkmuyoruz.Wir haben nicht die geringste Angst vor den Trümmern.
Kitzbühel, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları'ndan yıkımsız-hasarsız olarak çıkmıştır.Kitzbühel hatte das Glück, im Ersten und Zweiten Weltkrieg von Zerstörungen verschont zu bleiben.
Daha sonra ise Ravage (Tahrip, yıkım) ismi düşünüldü.Später wurden sie dann „Rabe“ genannt.
Buluşları insan oğlunun yıkım gücünü arttırdı.Insbesondere der Vater förderte die Fähigkeiten seines Sohnes.
1999'da Kosova Savaşı'nı takiben ülkenin NATO kuvvetlerince bombalanması kentte büyük yıkıma neden olmuştur.1999 wurde er während des Kosovokriegs durch massives Bombardement der NATO schwer beschädigt.
Yıkımların olması kararlaştırıldı.Es kam zu Zerstörungen.
Ekim Devrimi sırasında ve sonrasında, dini ve sivil resimlere karşı çok geniş bir yıkım yaşanmıştır.In der Folgezeit kam es zu tiefgreifenden Veränderungen im religiösen und kirchlichen Leben Lippstadts.
Ana madde: Katrina Kasırgası 2005'te yaşanan Katrina Kasırgası kentte büyük yıkıma yol açmıştır.Als Negativbeispiel gelten die Vorkehrungen anlässlich des Hurrikan Katrina vom August 2005 im Süden der USA.
1755 depreminde kasabanın büyük bir kısmı yıkıma uğramıştır.Im Jahr 1755 wurden große Teile der Stadt durch ein Erdbeben zerstört.
Savaşın sonu Almanya açısından bir yıkım oldu.Das Ergebnis des Krieges war ein Desaster für Portugal.
Ne var ki kent, 1366’da yeni bir yıkımla karşı karşıya geldi.Ihr alter Turm stürzte 1366 bei einem Sturm ein.
Vakıf zaman zaman yıkım için bölgeye gelmektedir.Das Gebäude zerfiel im Lauf der Zeit zur Ruine.
2017 yılında stadyumun yıkım çalışmaları başladı.2017 begannen im Innenraum die Abbrucharbeiten am Stadion.
Fakat Moğol işgalinden sonra, kent büyük bir yıkıma uğradı ve Mazanderan bölgesinin merkezi Sari kenti oldu.Nach der Zerstörung durch die Mongolen wurde Sari zur Hauptstadt Mazandarans.
Moğollar döneminde (13.-14 yüzyıl) şehir büyük yıkıma uğradı.Während der Zeit der Goldenen Horde im 13. und 14. Jh. erblühte die Stadt.
Bunlarda da ağır yıkımlar verilmiştir.Diese sind fett hervorgehoben.
Mordor yıkıma uğradı.Morgaine ist verzweifelt.
1959 yılında Doğu Alman hükümeti, bunker de dahil olmak üzere, Başbakanlıkta bir dizi yıkım başlattı.1959 begannen in Deutschland die streng geheimen Bauarbeiten für einen Regierungsbunker im Ahrtal.
Biz onları yıkıma uğrattık.Nous les avons ensuite scindés ».
Biz yıkımlardan hiç mi hiç korkmuyoruz.Nous n'avons pas peur des ruines.
22 Yıl önceki Ohara'daki Yıkım Çağırısı'nı başlatan kişidir.Elle est décédée dans l'incendie de l'île d'Ohara il y a 22 ans.
Bu savaşlar insanlığa daima yükselen bir ölçekte ölüm ve yıkımdan başka hiçbir şey getirmemiştir.Ces guerres n’apportent à l’humanité que la mort et la destruction à une échelle toujours plus vaste.
İç savaş Finlandiya halkı için tam bir yıkım olmuştur.La guerre civile a des conséquences catastrophiques pour la Finlande.
Quebec Savaşı İngilizler için tam bir yıkım oldu ve Fransızlar Port Royal'ı ele geçirdiler.Les troupes anglaises furent repoussées lors de la bataille de Québec et les Français reprirent Port-Royal.
1221 yılındaki Moğol saldırıları ve 1280 yılındaki büyük bir deprem sonrası şehir büyük yıkıma uğradı.Malgré sa destruction par les Mongols en 1241 et 1289, la ville se développe rapidement.
II. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya büyük bir yıkıma uğramıştı.La Seconde Guerre mondiale ravagea complètement l'Allemagne.
Mordor yıkıma uğradı.Le Maroc est repêché.
2012 Ekim ayına kadar yıkım çalışmaları başlamadı.Mais ce n'est pas avant août que les réparations commencent.
1999'da Kosova Savaşı'nı takiben ülkenin NATO kuvvetlerince bombalanması kentte büyük yıkıma neden olmuştur.En 1999, pendant la guerre du Kosovo, la ville fut gravement endommagée par les bombardements de l'OTAN.
Halk bu yıkımdan korktu ve harekete geçti.Les Japonais sont choqués par les dévastations et sont passés à l'action.
4 Eylül Salı yangının neden olduğu yıkımın en üst düzeye çıktığı gündür.Le mardi 4 septembre est la journée où les dégâts sont les plus importants.
Keraitler'in yıkımı.La Destruction des Indes.
Bu gerçekten bir yıkımdı..Pour moi, cela a été une vraie dévastation.
O da yedilerden biridir ve yıkıma gitmektedir.Il est l'un des Sept et périt pendant la guerre.
Ana madde: Katrina Kasırgası 2005'te yaşanan Katrina Kasırgası kentte büyük yıkıma yol açmıştır.La paroisse a souffert de destructions massives par l'ouragan Katrina en 2005.
Parti Konuğu'nun sonunda partiye katılmasıyla iyice hareketlenen oyun bir yıkımla sona erer.Enfin la délégation hôte des jeux ferme la marche.
Fakat noradrenalin yıkım ürünü olan MHPG üzerindeki çalışmalar bir sonuç vermemektedir.Mais les tests ADN sur lesquels compte le Japon ne résoudront pas le problème.
Kuvvet ve yıkım aramasında kötü bir melek Digimonun enkazı.Jugement et châtiment des anges impies.
Bilim adamlarının büyük çoğunluğu yıkımların insan elinden çıktığı konusunda hemfikirdir.Il apparaît que la majorité des scientifiques du climat se sont unis pour faire face aux critiques.
Taksim Dayanışma grubunun üyeleri iş makinalarının önüne geçerek daha fazla yıkım yapılmasını engelledi.Le mauvais travail de l'état-major empêche ses hommes d'avancer pendant plus d'une heure.
Yıkımların çoğunu yapan polislerdi.Era la policía la que hacía la mayor parte de la destrucción.
RAID yıkımdan kurtulmayı kolaylaştırmaz.RAID no simplifica la recuperación de un desastre.
Honorius öldüğünde geride yıkımın eşiğinde bir imparatorluk bırakmıştı.Cuando Honorio murió, el imperio estaba al borde del derrumbamiento.
Etidyum bromür kimyasal olarak yıkıma uğratılabilir veya yakılarak imha edilebilir.El bromuro de etidio puede degradarse químicamente, o recogerse e incinerarse.
10 Kasım 1922 tarihinde çok ağır bir deprem sonucu %40'ı tamamen yıkıma uğrar.El 10 de noviembre de 1922, un fuerte terremoto destruyó Alto del Carmen.
Halk bu yıkımdan korktu ve harekete geçti.La gente se sorprendió por la devastación y se puso en acción.
Küstahlığın, çok açık şekilde insanlarını suça ve yıkıma sürüklediği görülür.El arrogante visiblemente conduce a su pueblo a la delincuencia y la destrucción.
Entler, Isengard'ı yıkıma uğrattılar ve Saruman'ı Orthanc Kulesi'nde esir aldılar.Destruyeron Isengard en un asalto general y atraparon a Saruman en la torre de Orthanc.
Bunu takip eden Kış Savaşı Sovyet ordusunda büyük yıkıma sebep oldu.La Guerra de Invierno resultó desastrosa para el ejército soviético.
Özelikle kırsal bölgede yapılan savaş köylüler için yıkım olmuştu.Nos costó mucho trabajo hacer Bandidos rurales.
Tümüyle yok edilene dek, viranenin üzerine kararlaştırılan yıkım inecek.Calentar, si es necesario, hasta disolución completa.
Ana madde: Katrina Kasırgası 2005'te yaşanan Katrina Kasırgası kentte büyük yıkıma yol açmıştır.El Superdome resultó severamente afectado por el Huracán Katrina de 2005.
Sauron yıkımda gövdesini yitirdi, ruhu kaçmayı başardı.Entonces Sauron perdió su poder, y desapareció.
Szeged, II. Dünya Savaşı sırasında ağır yıkım yaşadı.La población de Szeged padeció grandemente durante la segunda Guerra Mundial.
Şehir pek çok yıkımlara katlandı.La ciudad sufrió diversas ocupaciones.
Geç Bronz Çağı Miken kentlerinden hiçbiri yıkımdan kurtulmamıştır.Ninguno de los edificios de la época de Kūkai ha sobrevivido.
Mordor yıkıma uğradı.Mordru es derrotado.
ATP'nin ADP ve inorganik fosfata dönüşürkenki yıkımının G değişimi -7.3 kcal/moledür.La ruptura química de ATP para formar ADP y un fosfato inorgánico tiene el valor de ∆G=-7.3 kcal/mol.
Bu, Galya İmparatorluğun Aurelian dönemindeki nihai yıkımı safhasını hazırladı.Lamentablemente para él, vivió en la etapa de la decadencia final del Imperio Galáctico.