Ana içeriğe geç
Sözlük

yıkım ile cümle

yıkım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü ölüm dalgaları beni kuşattı, Yıkım selleri bastı,曾 有 死 亡 的 波 浪 環 繞 我 . 匪 類 的 急 流 、 使 我 驚 懼
Çünkü ölüm dalgaları beni kuşattı, Yıkım selleri bastı,曾 有 死亡 的 波浪 環繞 我 . 匪類 的 急流 、 使我 驚懼
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.(5:10) Ибо нет в устах их истины: сердце их – пагуба, гортань их – открытый гроб, языком своим льстят.
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.Herra, johdata minua vanhurskaudessasi minun vihamiesteni tähden, tasoita tiesi minun eteeni.
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.HERRE, led mig genom din rättfärdighet, för mina förföljares skull; gör din väg jämn för mig.
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.Herre, led mig ved din rettferdighet for mine motstanderes skyld, gjør din vei jevn for mitt åsyn!
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.Hospodine, proveď mne v spravedlnosti své, pro ty, jenž mne střehou; spravuj přede mnou cestu svou.
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.Hospodine, voď ma vo svojej spravedlivosti pre tých, ktorí ma strežú. Urovnaj predo mnou svoju cestu.
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.저희 입에 신실함이 없고 저희 심중이 심히 악하며 저희 목구멍은 열린 무덤같고 저희 혀로는 아첨하나이다
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.Signore, guidami con giustizia di fronte ai miei nemici; spianami davanti il tuo cammino
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.Thi blottet for Sandhed er deres Mund, deres Hjerte en Afgrund, Struben en åben Grav, deres Tunge er glat.
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.Uram, vezess engem a te igazságodban az én ellenségeim miatt; egyengesd elõttem a te útadat!
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.כי אין בפיהו נכונה קרבם הוות קבר פתוח גרונם לשונם יחליקון׃
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.‎لانه ليس في افواههم صدق. جوفهم هوّة. حلقهم قبر مفتوح. ألسنتهم صقلوها‎.
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.因 為 他 們 的 口 中 沒 有 誠 實 . 他 們 的 心 裡 滿 有 邪 惡 . 他 們 的 喉 嚨 、 是 敞 開 的 墳 墓 . 他 們 用 舌 頭 諂 媚 人
Çünkü onların sözüne güvenilmez, Yürekleri yıkım dolu. Ağızları açık birer mezardır, Yaltaklanır dururlar.因為 他 們 的 口中 沒 有 誠實 . 他 們的 心裡滿 有 邪惡 . 他 們的 喉嚨 、 是 敞開 的 墳墓 . 他 們用 舌頭諂 媚人
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.Hãy vào cửa hẹp , vì cửa rộng và đường khoảng_khoát dẫn đến sự hư mất , kẻ vào đó cũng nhiều .
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.Hãy vào cửa hẹp, vì cửa rộng và đường khoảng khoát dẫn đến sự hư mất, kẻ vào đó cũng nhiều.
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.좁은 문으로 들어가라 멸망으로 인도하는 문은 크고 그 길이 넓어 그리로 들어가는 자가 많고
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.Входите тесными вратами, потому что широки врата и пространен путь, ведущие в погибель, и многие идут ими;
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.באו בפתח הצר כי רחב הפתח ומרוח הדרך המביא לאבדון ורבים אשר יבאו בו׃
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.ادخلوا من الباب الضيق. لانه واسع الباب ورحب الطريق الذي يؤدي الى الهلاك. وكثيرون هم الذين يدخلون منه.
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.你 們 要 進 窄 門 . 因 為 引 到 滅 亡 、 那 門 是 寬 的 、 路 是 大 的 、 進 去 的 人 也 多
‹‹Dar kapıdan girin. Çünkü yıkıma götüren kapı geniş ve yol enlidir. Bu kapıdan girenler çoktur.你 們要進 窄門 . 因 為引 到 滅亡 、 那門 是 寬 的 、 路 是 大 的 、 進去 的 人也多
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.A ki a feddésekre is nyakas marad, egyszer csak összetörik, gyógyíthatatlanul.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Aquele que, sendo muitas vezes repreendido, endurece a cerviz, será quebrantado de repente sem que haja cura.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Člověk, kterýž často kárán bývaje, zatvrzuje šíji, rychle potřín bude, tak že neprospěje žádné lékařství.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Človek, mnoho ráz karhaný, zatvrdzuje svoju šiju; bude rýchle skrúšený, a nebude lieku.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Człowiek, który na częste karanie zatwardza kark swój, nagle zniszczeje, i nie wskóra.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Den som får mycken tillrättavisning, men förbliver hårdnackad, han varder oförtänkt krossad utan räddning.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Een man die (ondanks veelvuldige waarschuwingen) weigert zijn leven te beteren, komt onverwacht ten val.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.El hombre que al ser reprendido endurece la cerviz, de repente será quebrantado, y para él no habrá remedio
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Hvo Nakken gør stiv, skønt revset tit, han knuses brat uden Lægedom.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.자주 책망을 받으면서도 목이 곧은 사람은 갑자기 패망을 당하고 피하지 못하리라
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Kuritusta saanut mies, joka niskurina pysyy, rusennetaan äkisti, eikä apua ole.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.L'uomo che, rimproverato, resta di dura cervice sarà spezzato all'improvviso e senza rimedio
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Mož, ki, večkrat posvarjen, postane trdovraten, se zdrobi nagloma, tako da mu ne bode zdravila.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Người nào bị quở trách thường, lại cứng cổ mình, Sẽ bị bại hoại thình lình, không phương cứu chữa.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Người nào bị quở_trách thường , lại cứng_cổ mình , Sẽ bị bại_hoại thình_lình , không phương cứu_chữa .
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Siapa terus membangkang kalau dinasihati, suatu waktu akan hancur dan tak dapat diperbaiki lagi
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Un homme qui mérite d`être repris, et qui raidit le cou, Sera brisé subitement et sans remède.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Un om care se împotriveşte tuturor mustrărilor, va fi zdrobit deodată şi fără leac. -
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Wer wider die Strafe halsstarrig ist, der wird plötzlich verderben ohne alle Hilfe.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Ανθρωπος οστις ελεγχομενος σκληρυνει τον τραχηλον, εξαιφνης θελει αφανισθη και χωρις ιασεως.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Человек, который, будучи обличаем, ожесточает выю свою, внезапно сокрушится, и не будет ему исцеления.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.Човек, който често е изобличаван, закоравява врата си. Внезапно ще се съкруши и то без поправление.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.איש תוכחות מקשה ערף פתע ישבר ואין מרפא׃
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.الكثير التوبّخ المقسي عنقه بغتة يكسر ولا شفاء.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.人 屢 次 受 責 罰 、 仍 然 硬 著 頸 項 . 他 必 頃 刻 敗 壞 、 無 法 可 治
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.人 屢次 受 責罰 、 仍然 硬 著 頸項 . 他 必頃刻敗壞 、 無法 可治
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Chúng tôi đã mắc sự sợ hãi, hầm hố, hủy diệt, và hư hại.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Chúng_tôi đã mắc sự sợ_hãi , hầm_hố , hủy_diệt , và hư_hại .
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››De groază şi de groapă am avut parte, de prăpăd şi pustiire.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Faror och fallgropar möta oss fördärv och skada.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Groza in jama sta blizu nas, razdejanje in poguba.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Gru og grav er blitt oss til del, ødeleggelse og undergang.
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Horror y hoyo han sido nuestra suerte, desolación y ruina
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››kami ditimpa kecelakaan dan kehancuran, serta hidup dalam bahaya dan ketakutan
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››두려움과 함정과 잔해와 멸망이 우리에게 임하였도다
Dehşet ve çukur, kırgın ve yıkım çıktı önümüze.››Notre partage a été la terreur et la fosse, Le ravage et la ruine.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod