yıkılma ile cümle

yıkılma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.저는 넘어지나 아주 엎드러지지 아니함은 여호와께서 손으로 붙드심이로다
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.Når han snubler, faller han ikke til jorden; for Herren støtter hans hånd.
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.om end han snubler, falder han ikke, thi HERREN støtter hans Hånd.
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.Om han faller, störtar han dock icke till marken, ty HERREN håller honom vid handen.
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.Se cade, non rimane a terra, perché il Signore lo tiene per mano
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.Si cae, no quedará postrado, porque Jehovah sostiene su mano
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.S`il tombe, il n`est pas terrassé, Car l`Éternel lui prend la main.
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.Εαν πεση, δεν θελει συντριφθη διοτι ο Κυριος υποστηριζει την χειρα αυτου.
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.Ако падне не ще се повали, Защото Господ подпира ръката му.
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.כי יפל לא יוטל כי יהוה סומך ידו׃
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.‎اذا سقط لا ينطرح لان الرب مسند يده‎.
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.他 雖 失 腳 、 也 不 至 全 身 仆 倒 . 因 為 耶 和 華 用 手 攙 扶 他 。 〔 或 作 攙 扶 他 的 手
Düşse bile yıkılmaz insan, Çünkü elinden tutan RABdir.他 雖失腳 、 也 不至 全身 仆倒 . 因為 耶和華 用 手 攙 扶他 。 〔 或 作攙扶 他 的 手
(Güm) Roma'nın kaderinde savaşlar sayesinde hiç yıkılmamak vardı.Roma estaba destinada a ser eterna a través de la guerra.
(Güm) Roma'nın kaderinde savaşlar sayesinde hiç yıkılmamak vardı.Roma estava destinada a ser eterna através do estado de guerra.
Ike Kasırgası tarafından yıkılmadı fakat diğerleri kasırgaya dayanamayıp yıkıldı.Het overleefde de orkaan Ike. Voor de huizen eromheen was dat duidelijk niet zo.
Ike Kasırgası tarafından yıkılmadı fakat diğerleri kasırgaya dayanamayıp yıkıldı.Hier ist ein verbliebenes Haus, das Hurrikane Ike überstand - anders als andere Häuser in der Nachbarschaft.
Ike Kasırgası tarafından yıkılmadı fakat diğerleri kasırgaya dayanamayıp yıkıldı.Jeden z domów w Galveston przetrwał huragan Ike, choć innym domom się to nie udało.
Ike Kasırgası tarafından yıkılmadı fakat diğerleri kasırgaya dayanamayıp yıkıldı.이런 회복 능력을 가진 주택도 있습니다. 주변의 다른 주택과는 확연하게 구분되죠.
Ike Kasırgası tarafından yıkılmadı fakat diğerleri kasırgaya dayanamayıp yıkıldı.ששרד את הוריקן IKE, בעוד שאחרים על מגרשים סמוכים כשלו בבירור.
Ike Kasırgası tarafından yıkılmadı fakat diğerleri kasırgaya dayanamayıp yıkıldı.والذي نجا من اعصار "آيك" بينما تحطمت البيوت المجاورة.
Ike Kasırgası tarafından yıkılmadı fakat diğerleri kasırgaya dayanamayıp yıkıldı.生き残った頑丈な家です そして世界中で気象衛星や 警告システムが
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.A kommunikációs falak, nem kell mondjam, az internet, szintén leomlottak.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.As barreiras da comunicação, nem preciso de vos dizer, com a Internet, têm vindo a cair.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Communicatiemuren, ik hoef het niet uit te leggen, het internet, zijn omgevallen.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Dinding komunikasi, saya tidak perlu menjabarkannya lagi, internet, juga telah runtuh.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Granice komunikacyjne, nie muszę mówić, internet... ...otworzyły się.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Hindringer for kommunikation, som internettet er væltet omkuld.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.I komunikační bariéry byly odstraněny. A tady nemusím nikomu připomínat co znamenal nástup internetu.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.통신 장벽은, 굳이 언급할 필요도 없겠지만, 인터넷으로 인해 무너져 내렸습니다.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Kommunikationsbarriärer - ja, Internet, de revs helt enkelt.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Las barreras de comunicación, no tengo ni que contarles, piensen en la Internet, han venido cayendo.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Le barriere alla comunicazione, non ve lo devo dire io, internet per esempio, sono cadute.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Les barrières à la communication, je n'ai pas besoin de vous le dire, avec l'internet, se sont effondrées.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Mauern der Kommunikation sind -- das muss ich Ihnen sicher nicht sagen -- mit dem Internet eingestürzt.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Những bức tường liên lạc, tôi không cần phải nói cho các bạn đâu --Internet-- đã sụp đổ
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Zidurile de comunicaţie, nu trebuie să vă spun, Internetul, au căzut.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Επικοινωνιακοί τοίχοι, δεν χρειάζεται να σας το πω, το διαδίκτυο, έχουν καταρρεύσει.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Коммуникационные барьеры, не мне напоминать вам об интернете, стали разрушаться.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Комуникационните стени, няма нужда да ви казвам - Интернет - се сгромолясаха.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.Стіни у спілкуванні - мені не варто казати вам про Інтернет - впали.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.חומות התקשורת - אין צורך לספר לכם - האינטרנט - התמוטטו.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.حواجز الإتصالات، لست بحاجة إلى أن أخبركم ، شبكة الإنترنت ، الحواجز قد إنهارت.
İletişim duvarları da, söylememe gerek bile yok, internetle, yıkılmaya başladı.崩れ落ちました そして勿論鉄のカーテンや、
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.Akoby prechodny moment... Citime ako pada na zem.
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.Een soort van overgangs moment... We voelen hem vallen naar de grond.
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.Ele está a cair no chão
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.Jistý druh přechodovho momentu. Cítíme, jak padá na zem.
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.Una especie de momento de transición... Nos sentimos le cae al suelo.
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.Μια στιγμή μετάβασης Τον βλέπουμε να πέφτει στο έδαφος.
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.М: Переходный... Ж:
O geçiş anını. toprağa yıkılmasını hissedebiliyoruz.Щось типу перехідного моменту... Бачимо, як він опускається донизу.
Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra bağımsız bir ulus olarak kaldı.오토만 제국의 몰락 이후에도 독립국의 지위를 유지했습니다.
Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra bağımsız bir ulus olarak kaldı.כך שהיא נשארה מדינה עצמאית אחרי נפילת האימפריה העות'מאנית.
Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra bağımsız bir ulus olarak kaldı.لذا بقيت دولة مستقلة بعد اندثار الامبرطورية العثمانية
Osmanlı İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra bağımsız bir ulus olarak kaldı.注目すべきは、
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.Han udrakte Hånden mod Havet, rystede Riger, HERREN samled Folk for at jævne Kana'ans Fæstninger.
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.여호와께서 바다 위에 손을 펴사 열방을 흔드시며 여호와께서 가나안에 대하여 명을 내려 그 견고한 성을 훼파하게 하시고
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.Rękę swoję wyciągnął na morze, zatrwożył królestwa. Pan rozkazał o Chanaanie, aby zburzone były twierdze jego;
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.Vztáhl ruku svou na moře, pohnul královstvími; Hospodin přikázal o tržišti, aby zkaženy byly pevnosti jeho.

İlgili Sayfalar