yüzey ile cümle
yüzey kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Mount Augustus, Dünya yüzeyindeki en büyük monolit.Mount Augustus is de grootste monoliet ter wereld.
Buharlaşma su yüzeyinden meydana gelir.Incidenteel is het water afkomstig van oppervlaktewater.
Çünkü suyun yüzey pürüzsüzlüğü karadakinden daha fazladır (özellikle derin sularda).In de buitenbocht loopt daardoor het water hoger op dan in de binnenbocht.
Enkaz ancak torpido bölümü kesilerek yüzeye çıkarılabildi.Er zat niets anders op dan de torpedo-inslagen af te wachten.
1965 - Sovyet uzay aracı "Luna 5", Ay yüzeyine çarptı.1965 - Het onbemande Sovjet ruimtevaartuig Loenik 5 stort neer op de maan.
Yüzeyden değil.Niet in de breedte.
Her birinin iki yüzeyi ve dört köşesi vardır.Het heeft twee oppervlaktes en vier grenzen.
Merkür'ün yüzeyi aşırı derecede kraterlidir ve görünüm olarak Ay'a benzer.Het oppervlak van Mercurius is met inslagkraters bezaaid en lijkt veel op dat van de maan.
Nefes almak için 10 dakika kadar su yüzeyinde kalır.Dat is nodig omdat ze om de paar minuten boven water moeten komen om te ademen.
Yüzeyinin altında sıvı sudan oluşan bir okyanus olma ihtimali bulunmaktadır.Ook zou er mogelijk een oceaan van vloeibaar water onder het oppervlak liggen.
Bu nedenle yüzey yüksek irtifadadır.Overeenkomstig is de onderkaak hoog.
Spider-Man gibi Kasady de her türlü yüzeye tırmanabilir.Hij kan net als Spider-Man op muren klimmen.
1972 - SSCB'nin insansız uzay aracı Luna 20, Ay yüzeyine indi.1972 - Het Russische onbemande ruimtevaartuig Loena 20 landt op de Maan.
Verilere göre, Mars yüzeyindeki sular yaşam için gerekenden çok daha tuzlu ve çok daha asitlidir.Het water op Mars lijkt echter te zuur en te zout te zijn geweest voor aardse vormen van leven.
Yüzeyi son 4 milyar yılda hiç değişmemiştir.Het blijkt dat deze verhouding de afgelopen 7 miljard jaar niet is veranderd.
Riemann yüzeyini düşünün; açık birim disk bu nedenle karmaşık düzlemlerden farklıdır.Als een Riemann-oppervlak beschouwd verschilt de open-eenheidsschijf daarom van het complexe vlak.
Yüksek yüzey parlaklığına (gezegen nebulaları gibi) sahip küçük nesneler için, yüksek bir büyütme kullanın.Daarvoor gebruikte hij niet de grote molen, maar een kleintje (in de grote), elektrisch aangedreven.
Yerbenzeri gezegenlerin yüzeylerinde kanyonlar, kraterler, dağlar, ve volkanlar bulunabilir.Aardse planeten kennen ravijnen, kraters, bergen en vulkanen.
Bu da, sırda yüzey sertliği ve dayanıklılığı yaratmaktadır.Dit geeft hem tevens bovenmenselijke kracht en uithoudingsvermogen.
Substrat üzerine gönderilen parçacıklarının büyük bir kısmı yüzeyde ısı olarak açığa çıkar.Veel bronnen geven daarom Cope als de naamgever.
Takımyıldız için Tüm astronotlar Ay yüzeyine gitmek zorundaydı.Alle Surveyors zijn op de Maan achtergebleven.
Suyun yüzeyine yakın olarak dalsalar da, 60 metre derinliğe kadar dalabilirler.Om hun prooi te vangen in de zee, kunnen ze tot 60 meter diep duiken.
Yalnızca rahatsız edildiklerinde yüzeyin altına dalarlar.Ze openen zich alleen als ze onder water zijn.
Yüzeyi pek çok uzay aracına evsahipliği yapmıştır.De ruimtevaart drong in veel geledingen van de maatschappij door.
Dış yüzeyleri hafifçe tüylüdür.Het oppervlak is licht schubbig.
O3 (ozon), O2'den daha çok oksitli yüzeylerde absorblanmaya yatkındır.Ozon (O3) is niet opgenomen vanwege de hoge variabiliteit.
Yüzeyin büyük bölümü kar ve buzullarla kaplıdır.Het bovenste deel ervan is in goede conditie en met sneeuw bedekt.
Bu yüzden Merkürün yüzeyindeki yerçekimi Mars’ınkinden daha fazladır.Daardoor is de zwaartekracht aan het oppervlak op Mercurius iets groter dan op Mars.
Bir çift lens, R1 ila R4 arasındaki yarıçaplı dört yüzeye sahiptir.Een doubletstelsen heeft vier lensoppervlakken, met kromtestralen R1 tot R4.
Kuruyan gölden geriye tuzlu bir yüzey kalmaktadır.Er is een duidelijke dwarskam zichtbaar op de achterkant van het wandbeen.
Bir hesaplamaya göre, her yıl yaklaşık olarak 40,000 ton kozmik toz dünya yüzeyine ulaşmakta.Elke dag daalt ongeveer 40 ton van dit stof op de aarde neer.
Kaynak vücut civarında ya da deri yüzeyinde olabilir.Dit kan zowel binnen het lichaam zijn als op en vlak onder de huid.
Dünya yüzeyinin yaklaşık %6'sı cangıl olarak sınıflandırılabilir.Ongeveer 1/3 van het oppervlak van de Aarde kan als periglaciaal worden aanschouwd.
Kasanın ön kısmının gümüş rengi metal yüzeye benziyor.Boven op de voorgevel staat een metalen kruis.
Sessiz güneş solar yüzeyin geri kalanını oluşturur.Aartsengelen bewaken de rest van de schepping.
Döner pusula kartı: Üst yüzey bir düğme sayesinde döndürülebilir.Achteruit varen is mogelijk door met een omkeerplaat (reversing bucket) de stuwstraal om te buigen.
Denizler Dünya yüzeyinin % 70'ini kaplamaktadır.Water bedekt 71% van het aardoppervlak.
Highlightlar ışık kaynağının konumunun ve yüzeylerin eğriselliğinin anlaşılmasını sağlarlar.De luminantie beschrijft de helderheid van grotere lichtgevende oppervlakken.
Yüzey akıntısı ise ters yönde ve daha az tuzlu sudur.Het zeewater wordt in afgesloten en ondiepe zoutpannen gepompt.
Bu buzlar tekrar donduğunda uyduların yüzeyinde izler bırakırlar.Nadat een gletsjer zich heeft teruggetrokken, blijven deze krassen te zien in de rotsbodem.
Bunlar temel olarak iki paralel şeride ayrılabilirler: Kıyı yüzeyi ve sahil.Het park wordt onderverdeeld in twee delen, het landoppervlak en een wateroppervlak.
Bu plana göre, keşfediciler yüzeyde ilk olarak küçk bir üs kuracaktırr.Zgodnie z tym planem odkrywcy utworzą najpierw małą bazę na powierzchni.
Popol Vuh'da Xibalba, Dünya yüzeyinin altında bulunan bir mekân olarak tarif edilir.Xibalba została opisana w Popol Vuh jako miejsce położone pod powierzchnią Ziemi.
Mars’ın yüzeyi Dünya’dan görünüşle, farklı albedo’su olan iki tür alana ayrılır.Powierzchnia Marsa widziana z Ziemi dzieli się na dwa rodzaje obszarów o różnym albedo (jasności).
Bu silindirin yüzeyi AdS/CFT iletişiminde önemli bir rol oynar.Powierzchnia walca odgrywa istotną rolę w korespondencji AdS/CFT.
Ay yüzeyine 1969 yılında ilk insanların inmesi, uzay yarışının doruk noktasını oluşturmuştur.Lądowanie na Księżycu pierwszych ludzi w roku 1969 uznaje się za moment kulminacyjny kosmicznego wyścigu.
Oklüzal yüzeyde dört adet oluk vardır.Na powierzchni Ziemi występują cztery żywioły.
Maddenin yüzeyinden elektronların kaçışı.Ucieczka elektronów z ciała.
Ay yüzeyinin zamanla değişiklik gösterip göstermediği konusunda bazı anlaşmazlıklar bulunmaktadır.Wielu kontrowersji dostarczyła dyskusja nad tym, czy powierzchnia Księżyca wciąż podlega zmianom.
Su yüzeyinin hemen altında bulunurlar.Leży w tej chwili płytko pod powierzchnią wody.
Kaygan yüzeylerde bile hızlıca emekleyebilir, yürüyebilir hatta koşabilir.Mogą się szybko poruszać, a nawet skakać.
Korona'nın Güneş yüzeyine yakın olan alt katmanlarının parçacık yoğunluğu 1014–1016 m−3'dur.Niska korona, bliżej powierzchni Słońca, ma gęstość cząstek około 1015-10 16 m−3.
Bir yüzey olarak kapalıdır (tıkız ve kenarsız).Podkochuje się w Bystrym Oku (z wzajemnością).
Diğer istasyonlar yer yüzeyinin üstündedir.Stacja znajduje się powyżej poziomu gruntu.
Üst yüzeyleri kaba olup, uzunlamasına şekilde düzenlenmiş, topuz şeklindeki dikenlerle kaplıdır.Powierzchnia przedplecza i pokryw jest głęboko i chropowato punktowana.
Dış yüzey.Powierzchnia zewnętrzna.
Diğer ülkeler hakkında yüzeysel bilgi verilmiştir.Na pozostałych stronach zamieszczano wiadomości krajowe.
Mount Augustus, Dünya yüzeyindeki en büyük monolit.Mount Augustus – największy skalny monolit świata.
Antikora bağlı protein ise daha sonradan pH veya tuzluluk değişikliği ile reçine yüzeyinden akıtılabilir.Pożądane białka są następnie wymywane przez dodatek nadmiaru ligandu bądź przez zmianę stężenia soli lub pH.
Renk yuvarı, geçiş bölgesi ve korona Güneş'in yüzeyinden daha sıcaktır.Chromosfera, warstwa przejściowa i korona są znacznie gorętsze niż powierzchnia Słońca.
İlgili Sayfalar