Bir elma suda yüzecektir, bir armut yüzmeyecektir.An apple will float in water, a pear won't.
Polis, Tom'un vücudunu limanda yüzerken buldu.The police found Tom's body floating in the harbour.
Mary, Tom'un ona verdiği yüzüğe baktı.Mary looked at the ring Tom gave her.
Gerçekten tadı güzeldi, bu yüzden onun hepsini yedim.It tasted really good, so I ate it all.
Erken bir öğle yemeği yedim, bu yüzden şimdi oldukça açım.I ate an early lunch, so I'm pretty hungry now.
İPod'umu dinliyordum, bu yüzden yangın alarmını duymadım.I was listening to my iPod, so I didn't hear the fire alarm.
Tom yüzüğü Mary'nin parmağına takmaya çalıştı, ancak o, ona izin vermedi.Tom tried to put the ring on Mary's finger, but she wouldn't let him.
Tom yüzüğü Mary'nin parmağına taktı.Tom put the ring on Mary's finger.
Tom yardımıma ihtiyacı olduğunu söyledi, bu yüzden ona yardım ettim.Tom said he needed my help, so I helped him.
Tom'un bizim yardımımıza ihtiyacı vardı, bu yüzden ona yardım ettik.Tom needed our help, so we helped him.
Bir nişan yüzüğü seçmeme yardım edebilir misin?Can you help me pick out an engagement ring?
Tom sakalını uzatmış, bu yüzden daha yaşlı görünüyor.Tom grew his beard so he'd look older.
Tom kendini kaybetti ve Konrad'ın yüzüne vurdu.Tom lost his temper and hit Konrad in the face.
Tom yerel bir yüzme havuzunda bir cankurtaran.Tom is a lifeguard at the local swimming pool.
Yüzme iyi olduğum tek şey.Swimming is one thing I'm good at.
Tom'un saman nezlesi var. Bu yüzden içeride kalmak zorunda.Tom has hay fever. That's why he has to stay inside.
Bu yüzden mi kaldın?Is that why you've stayed?
Bu yüzden mi üzgünsün?Is that why you're upset?
Bu yüzden mi ayrılıyorsun?Is that why you're leaving?
Bu yüzden mi buradasın?Is that why you're here?
Bu yüzden mi geç kaldın?Is that why you were late?
O yüzden mi bunu yaptın?Is that why you did this?
O yüzden mi geldin?Is that why you came?
Bu yüzden mi buraya geldin?Is that why you came here?
Bu yüzden mi geri döndün?Is that why you came back?
O yüzden mi beni aradın?Is that why you called me?
Bu merdivenler çok kaygan, bu yüzden lütfen dikkatli ol.These stairs are a little slippery, so please be careful.
Yüzün kızarıyor.Your face is getting red.
Tom'un yüzü bir çarşaf gibi beyazdı.Tom's face was as white as a sheet.
Tom'un yüzü tamamen morarmıştı.Tom's face was all black and blue.
Tom ailenin yüz karasıydı.Tom was the black sheep of the family.
Tom çok iyi yüzer.Tom swims very well.
Tom geçen hafta Mary'ye bir nişan yüzüğü verdi.Tom gave Mary an engagement ring last week.
Tom nehirde yüzerken boğuldu.Tom drowned while swimming in the river.
Bu, anneannemin taktığı yüzük.This is a ring my grandmother wore.
Bu üç yüz dolar eder.It's worth three hundred dollars.
İnsanlar seni hiç yüzeysel olmakla suçlar mı?Do people ever accuse you of being superficial?
Yüzü gözyaşlarıyla ıslaktı.Her face was wet with tears.
Tom'un yüzü gözyaşlarıyla ıslaktı.Tom's face was wet with tears.
Tom'un yüzlerce kitabı var.Tom has hundreds of books.
Bunlar en az üç yüz dolar değerinde olmalı.These must be worth at least three hundred dollars.
Bunlar muhtemelen en az üç yüz dolar değerinde.These are probably worth at least three hundred dollars.
Bunların en az üç yüz dolar değerinde olduğunu düşünüyorum.I think these are worth at least three hundred dollars.
Bu yüzden ayrılmamız gerekir.That's why we need to leave.
İşte bu yüzden mücadele etmemiz gerekiyor.That's why we need to fight.
Ben zaten sana yüz kere söylemiş olmalıyım.I must've told you that a hundred times already.
Yeni sözleşme sadece yüzde 56'lık bir oy çokluğu ile onaylandı.The new contract was ratified by a majority of only 56 percent.
Yüzlerce lise öğrencisini taşıyan bir feribot Güney Kore'de battı.A ferry carrying hundreds of high school students sank in South Korea.
Bu yüzden konuşmamız gerekiyor.That's why we need to talk.
Bizim yüz yüze konuşmamız gerekiyor.We need to talk face to face.
Mary Tom'u ona pahalı bir elmas yüzük almaya ikna etti.Mary talked Tom into buying her an expensive diamond ring.
Şarkı söylerken yüzümü yıkarken bir sabun köpüğü yuttum.I swallowed a soap bubble when I was washing my face while singing.
Tom yüzüme güldü.Tom laughed in my face.
Ben meşgul kalmak istedim, bu yüzden ne olduğunu düşünmedim.I wanted to stay busy, so I wouldn't think about what had happened.
Tom hastaydı bu yüzden doğum günü partime gelemedi.Tom was sick, so he couldn't come to my birthday party.
Sana bu yüzden ödüyorum.This is what I'm paying you for.
Tom'a üç yüz dolar ödendi.Tom was paid three hundred dollars.
Tom diyetteydi, bu yüzden tatlı için yediği tek şey bir çilekti.Tom was on a diet, so all he ate for dessert was one strawberry.
Piyano 18. yüzyılda Bartolomeo Cristofori tarafından icat edildi.The piano was invented in the 18th century by Bartolomeo Cristofori.
Hava yüzünden evde kaldım.I stayed home because of the weather.