Ana içeriğe geç
Sözlük

yüz ile cümle

yüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom neredeyse her gün yüzer.Tom swims practically every day.
Tom bana yüzmeyi öğretti.Tom taught me how to swim.
Tom nehri yüzerek geçmeye çalıştı.Tom tried to swim across the river.
Tom genellikle sabah yüzer.Tom usually swims in the morning.
Tom yüzmek istiyor.Tom wants to swim.
Tom Mary'nin ne kadar iyi yüzebildiğine biraz şaşırmıştı.Tom was a little surprised by how well Mary could swim.
Tom bir öpücük bekliyordu, bu yüzden öne doğru eğildi ve dudaklarını buruşturdu.Tom was expecting a kiss, so he leaned forward and puckered his lips.
Tom kazada yaralandı, bu yüzden iyi yürüyemiyordu.Tom was injured in an accident, so he couldn't walk very well.
Tom yüzünde bıkkın bir ifadeyle uzaya bakıyordu.Tom was staring out into space with a bored expression on his face.
Tom Mary'nin ne kadar iyi yüzebildiğine şaşırdı.Tom was surprised how well Mary could swim.
Tom dün bizimle yüzüyordu.Tom was swimming with us yesterday.
Tom bana nasıl yüzeceğimi öğreten kişiydi.Tom was the one who taught me how to swim.
Tom erken sabah yüzmesine gitti.Tom went for an early-morning swim.
Dün Tom bizimle yüzmeye gitti.Tom went swimming with us yesterday.
Senin yüzün tanıdık ama senin adını hatırlayamıyorum.Your face is familiar, but I can't recall your name.
Tom'un yüzbaşı rütbesi vardır.Tom has the rank of captain.
Sen bu aile için bir yüz karasısın!You're a disgrace to this family!
Ona bakmamı yakaladı ve benim yüzüm kızardı.He caught me staring at him and I blushed.
Tom'un birası soğuk yüzünden dondu.Tom's beer froze because of the cold.
Senin yüzünden her şey mahvoldu.Everything is ruined because of you.
Tom balık gibi yüzmeyi bilir.Tom knows how to swim like a fish.
Hadi, sen benim havuzumda yüzebilirsin.Come on, you can have a swim in my pool.
Ben mükemmel bir yüzücü değilim.I'm not a great swimmer.
O uzakta yaşıyor bu yüzden birbirimizi sadece haftada birkaç kez görürüz.He lives far away, so we only see each other a few times a week.
Tom borçla yüz yüze geliyor.Tom is running into debt.
Ben tuzlu suda yüzmekten hoşlanırım.I like to swim in salt water.
Tom tıpkı senin gibi yüzmeyi seviyor.Tom loves swimming, just like you do.
Tom'un yüzünde şaşkın bir ifade vardı.Tom had a confused look on his face.
Tom'un yüzünde tuhaf bir ifade vardı.Tom had a funny look on his face.
Tom'un yüzünde incinmiş bir ifade vardı.Tom had a hurt look on his face.
Tom'un yüzünde bir umut ifadesi vardı.Tom had a look of hope on his face.
Tom'un yüzünde üzgün bir ifade vardı.Tom had a pained look on his face.
Tom'un yüzünde aptalca bir ifade vardı.Tom had a silly look on his face.
Tom'un yüzünde garip bir ifade vardı.Tom had a strange look on his face.
Tom'un yüzünde endişeli bir ifade vardı.Tom had a worried look on his face.
Laurie iyi yüzer.Laurie swims well.
O yorgun düşene kadar yüzdü ve sonra eve döndü.She swam until she was exhausted and then went back to the house.
O bir olimpiyat yüzücüsü.He's an Olympic swimmer.
Tom yüzme hariç her sporu denedi.Tom has tried every sport except swimming.
Tom'un bir bebek yüzü var.Tom has a baby face.
Tom'un yüzmekle çok ilgilendiğini biliyorum.I know Tom is very interested in swimming.
Tom'un yüzünde bıkkın, ilgisiz bir görünüş vardı.Tom had a bored, disinterested look on his face.
Ne yazık ki sınava çalışmak için zamanım yoktu, bu yüzden başarısız oldum.Unfortunately, I didn't have time to study for the exam, so I failed it.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden geçinmekte sıkıntı yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble making ends meet.
Bildiğin gibi, işimi kaybettim, bu yüzden bütün faturalarımı ödemekte sorun yaşıyorum.As you know, I've lost my job, so I'm having trouble paying all my bills.
Tom yüz metreyi on iki saniyede koştu.Tom ran a hundred meters in twelve seconds.
Onlar her tarafa baktılar ama yüzüğü bulamadılar.They looked high and low, but couldn't find the ring.
Avcı geyiğin derisini yüzüyordu.The hunter was skinning the deer.
Mary gümüş yüzük takıyor.Mary is wearing a silver ring.
Park Caddesindeki küçük, yüz yıllık bir kiliseyi ziyaret ettik.We visited a small, hundred year-old church on Park Street.
Tom her sabah işe gitmeden önce turlar yüzer.Tom swims laps every morning before going to work.
Tom o dövmeyi yaptırdığına pişman oldu bu yüzden onu çıkarttırdı.Tom regretted getting that tattoo, so he had it removed.
Tom senin yüzünden ayrıldı.Tom left because of you.
Tom yüzme dersleri alıyor.Tom is taking swimming lessons.
Buradan Boston'a neredeyse üç yüz mil.It's almost three hundred miles to Boston from here.
Sana yüzlerce kez söyledim.I've told you so a hundred times.
Mevcut en az yüz kişi vardı.There were at least 100 people present.
Sadece büyük bir yüzme havuzuna ihtiyacım var.I just need a big swimming pool.
Aşkımın bir sembolü olarak bu yüzüğü sana veriyorum.I give you this ring as a symbol of my love.
Mary yatağına uzandı, yüzü yastığına gömülü şekilde ağladı.Mary laid on her bed, crying with her face buried into her pillow.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod