Tom yüzünü kapattı.Tom covered his face.
Tom yüzüğünü çaldı.Tom stole your ring.
Tom senin yüzüğünü çaldı.Tom stole your ring.
Tom yüzüğünüzü çaldı.Tom stole your ring.
Tom sizin yüzüğünüzü çaldı.Tom stole your ring.
Tom'u yüzmeye götür.Take Tom for a swim.
Tom yüzünü sildi.Tom wiped his face.
Tom da yüzebilir.Tom can swim, too.
Tom yüzüstü yere kapaklandı.Tom fell flat on his face.
Tom yüzünün üzerine düştü.Tom fell flat on his face.
Tom yüzüstü yere yapıştı.Tom fell flat on his face.
Tom yüzükoyun yere kapaklandı.Tom fell flat on his face.
Tom eline yüzüne bulaştırdı.Tom fell flat on his face.
O duygu yüzünden bunalmıştı.She was overwhelmed with emotion.
Yüzme biliyor.She can swim.
Emily yüzebilir.Emily can swim.
Biz bir şekilde nehri yüzerek geçmeyi başardık.We somehow managed to swim across the river.
Onun yüzündeki görünüş paha biçilmezdi.The look on her face was priceless.
Onun yüzündeki görünüş paha biçilemezdi.The look on his face was priceless.
Sorun Tom'un yüzemediğini bilmediğimdi.The problem was I didn't know Tom couldn't swim.
Tom zengin bu yüzden para gerçekten bir sorun değil.Tom is rich, so money isn't really a problem.
O böyle bir iki yüzlü.She's such a hypocrite.
Tom benim yüzümden öldü.Tom died because of me.
Çok fazla kurabiye yaptım, bu yüzden biraz almaz mısın?I made too many cookies, so won't you take some?
Ben bu nehirde yüzmek istedim.I wanted to swim in this river.
Ben yirmi iki kasım bin dokuz yüz kırk sekizde doğdum.I was born on the twenty second of November, nineteen forty eight.
Dün gece uyuyamadım, bu yüzden bir korku filmi izlemeye karar verdim.I couldn't sleep last night, so I decided to watch a horror movie.
Su yüz derecede kaynar.Water boils at one hundred degrees.
Ona ne söyleyeceğim önemli değil, bu faydasız, bu yüzden artık karışmayacağım.No matter what I tell him, it's useless, so I don't interfere anymore.
Yarın okul tatil, bu yüzden bir yere gitmeyi ve eğlenmeyi planlıyorum.It's a school holiday tomorrow, so I'm planning to go somewhere and have fun.
O yüz yaşında.He is 100 years old.
Talih yüzüne gülsün.May fortune smile on you.
Ben bir yüzücüyüm.I'm a swimmer.
Yüzücü olmak istiyorum.I want to be a swimmer.
Okyanusta yüzüyorum.I'm swimming in the ocean.
O altın yüzük ne kadar?How much is that gold ring?
Yaşadığım yerden çok uzakta olmayan bir yüzme havuzu var.There's a swimming pool not too far from where I live.
Tom bir göle yakın büyüdü fakat o iyi bir yüzücü değil.Tom grew up near a lake, but he isn't a good swimmer.
Daha şimdiden onların yaklaşık üç yüz tanesini sattılar.They've sold about three hundred of them already.
Yarın öğleden sonra Tom'la yüzmeye gideceğim.I'll go swimming with Tom tomorrow afternoon.
Tom bir ismi ya da yüzü asla unutmaz.Tom never forgets a name or a face.
İyi yüzemezsin, değil mi?You can't swim well, can you?
Oldukça hızlı bir yüzücüyüm.I'm a fairly fast swimmer.
Tom bir yüzü asla unutmaz.Tom never forgets a face.
Sen böyle bir iki yüzlüsün.You're such a hypocrite.
Onun sözlerini onların yüz değerine göre almak yanlıştı.It was wrong to take his words at their face value.
Şiddetli şekilde yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.It rained heavily, so the playground is muddy.
Şiddetli yağmur yağdı bu yüzden saha çamurlu.We've had a heavy rain, so the playground is muddy.
Tom'un tek başına yüzmeye gitmesine asla izin vermemeliydim.I should've never let Tom go swimming by himself.
Yağmur yağmaya başladı, bu yüzden arkadaşımın şemsiyesinin altına sığındım.It started raining, so I took shelter under my friend's umbrella.
O, dürüst, bu yüzden yalan söyleyemez.He's honest, so he doesn't tell lies.
Tom'un bacağı uyuşmuştu bu yüzden ayağa kalkamadı.Tom's leg had fallen asleep so he couldn't stand up.
Kahretsin, o lanet baykuşun çok gürültülü bir şekilde cırlaması yüzünden uyuyamıyorum.Fuck, I can't sleep because those damn owls are screeching so loudly.
Senin göğüslerin mükemmel. Onlara yüzümü koymak isterim.Your boobs are excellent. I would like to put my face in them.
Yüzü korkudan kireç gibi oldu sonra utançtan kızardı.He went pale with fear and then turned red with embarrassment.
Yüzünde korku vardı.There was fear on his face.
Çocuğumu günde yüz kere öperim.I kiss my child a hundred times a day.
Çocuğunu günde yüz defa öpüyorsun, değil mi?You kiss your child a hundred times a day, don't you?
O, çocuğunu günde yüz kere öper.He kisses his child a hundred times a day.
O, çocuğunu günde yüz kez öper.She kisses her child a hundred times a day.