Ana içeriğe geç
Sözlük

yüz ile cümle

yüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Yüzme dersleri almalısın.You should take swimming lessons.
Tenis oynamayı yüzmekten daha çok severim.I love playing tennis more than swimming.
Yüzerken bacağıma kramp girmişti.I had a leg cramp when swimming.
Tom gelecek yıl yüz yaşında olacak.Tom will be a hundred years old next year.
Yarın pazartesi bu yüzden Ken gelebilir.It's Monday tomorrow so Ken might come.
Bazı çocuklar denizde yüzerler.Some children swim on the sea.
Pakistan'daki bir bombalı saldırı sonucunda yüz on altı kişi öldü.One hundred and sixteen people died as a result of a bomb attack in Pakistan.
O, yüzme havuzuna gitti.She has gone to the swimming pool.
Gazlı pilav pişireceğini bozdum bu yüzden onun yerine indüksiyonlu pilav pişirici aldım.I broke my gas-powered rice cooker so I got an induction rice cooker instead.
Yüz kırk dördün karekökü on ikidir.The square root of one hundred forty-four is twelve.
Kırmızı saçları var bu yüzden ona "Havuç" lakabını taktılar.She has red hair, so they gave her the nickname "Carrot".
Onun saçları kırmızımsı. Bu yüzden onun lakabı Havuç.She has reddish hair. That's why her nickname is Carrot.
Evde kaldım bu yüzden dinlenebildim.I stayed home so I could rest.
Uçak kabini iki yüz elli kişi alıyor.The aircraft cabin holds two hundred and fifty people.
Böyle zor bir görevle yüz yüze gelemem.I can't face such a daunting task.
Yiyecek bir şey almak zorundaydık bu yüzden çıkışa yakın bir restoranda durduk.We had to get something to eat so we stopped at a restaurant near the exit.
Tom üç yüz dolar dediyse, üç yüz dolar demek istedi.If Tom said three hundred dollars, he meant three hundred dollars.
Tom kulaklığını taktı, bu yüzden Mary'nin odaya girişini duymadı.Tom had his headphones on so he didn't hear Mary enter the room.
Sen hapishanedeydin bu yüzden çocuklarımızı kendim büyütmek zorunda kaldım.You were in prison, so I had to raise our children by myself.
Tom geçen gün yüzüyorken bir köpek balığı gördüğünü söyledi.Tom said he saw a shark the other day when he was swimming.
Tom ve Mary uzun zamandır birlikte yüzmeye gitmedi.Tom and Mary haven't gone swimming together in a long time.
Tom ve Mary sessizce konuştular bu yüzden bebeği uyandırmadılar.Tom and Mary spoke quietly so they wouldn't wake the baby.
Tom onun evlilik yüzüğünü çıkardı ve onu havuzun içine attı.Tom took off his wedding ring and threw it into the pond.
Konferans salonunda yaklaşık üç yüz kişi vardı.There were almost three hundred people in the auditorium.
Tom bir nefes aldı ve sonra sualtında yüzmeye başladı.Tom took a breath and then started swimming underwater.
Bunun bir acil durum olduğunu söyledin, bu yüzden hemen geldim.You said it was an emergency, so I came right away.
Tom üç yüz bin dolara ihtiyacı olduğunu söyledi.Tom said he needed three hundred thousand dollars.
Şimdi Boston'dan yaklaşık yüz mil uzaktayız.We're now about a hundred miles away from Boston.
Tom kutuyu açtı ve güzel bir yüzük çıkardı.Tom opened the box and took out a beautiful ring.
Tom onu yapamadı, bu yüzden Mary'den yardım etmesini istedi.Tom couldn't do it, so he asked Mary to help him.
Bu bina yaklaşık üç yüz yaşında.This building is about three hundred years old.
Gerçekten sana üç yüz dolara mı mal oldu?Did that really cost you three hundred dollars?
Çok az zamanımız var, bu yüzden dikkatlice dinle.We have very little time, so listen carefully.
Tom'un kirası aylık üç yüz dolar.Tom's rent is three hundred dollars a month.
Tom ve ben haftada üç kez birlikte yüzüyoruz.Tom and I swim together three times a week.
Tom yüzmeye bizimle beraber gitmek istediğini söyledi.Tom said he wanted to go swimming with us.
Tom burada yüzebilen tek kişi değil.Tom isn't the only one here that can swim.
Tom asla yüzme dersleri için kaydolmadı.Tom never signed up for swimming lessons.
Tom ve Mary her sabah birlikte yüzdüler.Tom and Mary swam together every morning.
Tom benimle yüzde yüz aynı fikirde.Tom agreed with me one hundred per cent.
Tom bunun için üç yüz dolar istiyor.Tom wants three hundred dollars for it.
Tom yüzde yüz benimle aynı fikirde.Tom agreed with me a hundred per cent.
Tom arkadaşlarıyla yüzmeye gitti.Tom went swimming with his friends.
Tom yüzmeyi çok sevmiyor.Tom doesn't care much for swimming.
Hem Tom hem de Mary yüzmeyi biliyorlar.Tom and Mary both know how to swim.
Tom havuzda yüzme turları atıyordu.Tom was in the pool swimming laps.
Tom gömleğini ters yüz giymiş.Tom had his T-shirt on inside out.
Tom, Mary'nin iyi bir yüzücü olduğunu söyledi.Tom said Mary was a good swimmer.
Tom artık fazla yüzmüyor.Tom doesn't swim so much anymore.
Tom ve Mary turlu yüzüyorlardı.Tom and Mary were swimming laps.
Tom'un yüzünü görmeliydin.You should've seen Tom's face.
Tom Mary'nin yüzemediğini söyledi.Tom said Mary couldn't swim.
Onların hepsi iyi yüzücülerdi.They were all good swimmers.
Tom çok iyi bir yüzücüdür.Tom is a very good swimmer.
Senin yüzünden geciktik.We're late because of you.
Senin yüzünden buradayız.We're here because of you.
Sizin yüzünüzden buradayız.We're here because of you.
Gerçekle yüzleşmen gerekiyor.You need to face reality.
Belki de Tom yüzmeyi seviyor.Maybe Tom likes swimming.
Tom bir yüzük takıyordu.Tom was wearing a ring.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod