Tom dün kendi kişisel hesabından üç yüz dolar çekti.Tom withdrew three hundred dollars from his personal account yesterday.
Bazı insanlar yemekten hemen sonra yüzmeye gitmemen gerektiğini söylüyor.Some people say that you shouldn't go swimming right after you eat.
Tom jaluzileri kapattı, bu yüzden komşular içeri bakamadı.Tom closed the venetian blinds, so the neighbors couldn't look in.
Odada en azından yüz kişi var gibi görünüyor.It looks like there are at least a hundred people in the room.
Tom Mary'ye üç yüz dolar içeren bir zarf verdi.Tom gave Mary an envelope containing three hundred dollars.
Tom kimseden herhangi bir yardım almıyordu, bu yüzden o vazgeçti.Tom wasn't getting any help from anyone, so he gave up.
Tom bana cüzdanında üç yüz dolar olduğunu söyledi.Tom told me he had three hundred dollars in his wallet.
Bunun için üç yüz dolardan daha az almayacağım.I won't take less than three hundred dollars for this.
Tom üç ay önce üç yüz dolar ödünç aldı.Tom borrowed three hundred dollars three months ago.
Çok aç değildim, bu yüzden daha sonra yemeye karar verdim.I wasn't very hungry, so I decided to eat later.
Tom bizimle yüzmeye gitmek istemediğini söyledi.Tom said he didn't want to go swimming with us.
Tom 30 yaşına kadar yüzme öğrenmedi.Tom didn't learn to swim until he was thirty.
Tom yaklaşık yüz milyon dolar değer.Tom's worth about a hundred million dollars.
Tom'un yüzmeyi bilmediğine şaşırdım.I'm surprised Tom doesn't know how to swim.
Tom ve Mary birlikte gölette yüzdüler.Tom and Mary swam in the pond together.
Tom kapıyı açmadı, bu yüzden terk ettim.Tom wouldn't open the door, so I left.
Tom evinin arkasındaki havuzda yüzdü.Tom swam in the pond behind his house.
Yüzme kilo vermenize yardımcı olmalı.Swimming should help you lose weight.
Onu bana yüz kez söyledin.You've told me that a hundred times.
Sana onu yüz kez söyledim.I've told you that a hundred times.
Bir nişan yüzüğü arıyorum.I'm looking for an engagement ring.
Yüzünde bir şey var.You've got something on your face.
Tom bunun yüzünden biraz çıldırdı.Tom was a bit freaked out by it.
Tom'un yüzünde büyük bir gülümseme vardı.Tom had a big smile on his face.
Yüzde yüz kesin emin değilim.I'm not a hundred percent sure.
Yüzmekten zevk aldığını sanıyordum.I thought you enjoyed swimming.
Bana nasıl yüzeceğimi öğretir misin?Will you teach me how to swim?
Bir yüzme havuzumuz yok.We don't have a swimming pool.
Üzgünüm, gerçekten elime yüzüme bulaştırdım.I'm sorry, I really messed up.
Haftada bir birlikte yüzeriz.We swim together once a week.
Bu konuda yüzde yüz eminim.I'm absolutely certain of it.
Tom'un yüzünü asla unutmayacağım.I'll never forget Tom's face.
Ben yüzmeyi sevdiğini sanıyordum.I thought you loved swimming.
Tom'un yüzünde bir gülümseme var.Tom has a smile on his face.
Tom iyi bir yüzücü değildir.Tom isn't a good swimmer.
Artık daha fazla yüzemem.I can't swim any further.
Tom güçlü bir yüzücü.Tom is a strong swimmer.
Tom yüzünden buradayım.I'm here because of Tom.
Tom Mary'nin yüzmesini izledi.Tom watched Mary swim.
Tom nehirde yüzdü.Tom swam in the river.
Tom havuzda yüzdü.Tom swam in the pool.
Yüzüme yalan söyledin.You lied to my face.
Tom yüzünü yıkadı.Tom washed his face.
Tom her gün yüzer.Tom swims every day.
Ben kötü bir yüzücü değilim.I'm a lousy swimmer.
Yüzmeye gidiyorum.I'm going to swim.
Bu yüzden bu gece boş musun?So, are you free tonight?
Bush yönetimi ve El Kaide aynı madalyonun iki yüzü müdür?Are the Bush administration and al-Qaida the two sides of the same coin?
Yüz bin kaybetsen bile, dürüst kal.Even if you lose lakhs, stay honest.
Ayna olmadan kendi yüzünü göremezsin.You cannot see your own face without a mirror.
Ayna olmadan kendi yüzünüzü göremezsiniz.You cannot see your own face without a mirror.
Ayna olmadan kendi yüzümüzü göremeyiz.We cannot see our own faces without a mirror.
Kimse bir ayna olmadan kendi yüzünü göremez.One cannot see their own face without a mirror.
Yüz tane versiyonu olsa bile tek bir din vardır.There is only one religion, though there are a hundred versions of it.
Bu yüzden o, okula gitmedi.So he didn't go to school.
Yüzmeyi ve futbol oynamayı severim.I like swimming and playing football.
Benimle yüzmeye gitmek ister misin?Would you like to go for a swim with me?
Hadi yüzmeye gidelim.Let's go swimming.
Bir bilet almaya gideceğim.Bu yüzden lütfen bir dakikalığına çantalarıma bak.I'm going to go buy a ticket, so please watch my bags for a minute.
O satış boyunca yüzde 30 indirimdeydi.It was 30% off during the sale.