Bu yüzden inanmıyoruz.We don't believe so.
Yüzünü benden çevirme.Don't look away from me.
Yüzlerini görmedim.I didn't see their faces.
Tom'un yüzünü hatırlamıyorum.I don't remember Tom's face.
Yüzüğü istemiyorum.I don't want the ring.
Tom'un yüzünü görmedik.We didn't see Tom's face.
Çok iyi yüzmüyorsun, değil mi?You don't swim very well, do you?
Bana yüzemediğini söyleme.Don't tell me you can't swim.
Sanırım bu Tom'un bir çocuk olması gerçeği yüzünden.I assume this is due to the fact that Tom is a minor.
Aç olabileceğini düşündüm bu yüzden birkaç sandviç getirdim.I assumed you might be hungry so I brought some sandwiches.
O, materyalist ve yüzeyseldir.She is materialistic and superficial.
Bu sabah hastalık yüzünden iş yerine gidemeyeceğimi belirttim.I called in sick this morning.
Buna üç yüz dolara sahip olmana izin verebilirim.I can let you have this for three hundred dollars.
Fırtına yüzünden yoktum.He was absent because of the storm.
Yağmur yüzünden oyunu ertelemek zorunda kaldık.We had to postpone the game due to rain.
Fikrimi değiştirdim, bu yüzden gitmiyorum.I changed my mind, so I'm not going.
Ben biraz daha kalabilirdim ama yoruluyordum bu yüzden gitmeye karar verdim.I could have stayed a while longer, but I was getting tired, so I decided to leave.
Tom'un yüzünü göremedim.I couldn't see Tom's face.
Tom Mary'nin partisinden hoşlanacağını düşünmedi bu yüzden onu davet etmedi.Tom didn't think Mary would enjoy his party, so he didn't invite her.
Yüzmeye gitmeye karar verdim.I decided to go swimming.
Başka ne yapacağımı bilmiyordum, bu yüzden sadece gittim.I didn't know what else to do, so I just left.
Bunu iki kez söylemek için vaktim yok, bu yüzden dikkatli dinle.I don't have time to say this twice, so listen carefully.
Yüzün meni ile kaplı.Your face covered with cum.
Tom'un gitmeyeceğini düşündüm, bu yüzden ben gittim.I figured Tom wasn't going to go, so I went.
Senin davranışın yüz kızartıcıydı.Your behavior was disgraceful.
Sanırım bu sefer şans yüzüme güldü.I guess I just got lucky this time.
Radyo kulaklığını açtım bu yüzden Tom'un odaya girdiğini duymadım.I had my headphones on so I didn't hear Tom enter the room.
Öğle yemeği için pizza yedim, bu yüzden akşam yemeği için pizza istemiyorum.I had pizza for lunch, so I don't want pizza for dinner.
Yapılacak işlerim vardı bu yüzden kendimi yalnız hissetmek için zamanım olmadı.I had stuff to do so I didn't have time to feel lonely.
Yapacak işlerim vardı, o yüzden hemen çıkamadım.I had things to do, so I couldn't leave right away.
Tom'un isteklerine saygı göstermek zorundaydım, bu yüzden gittim.I had to respect Tom's wishes, so I left.
Fikirlerin gerçekten yerde bir evi yok, onlar insanlar arasında havada yüzer.Ideas don't really have a home on the ground, they float in the air between people.
Bu gölet etrafta yüzen sazanlarla dolu.This pond is full of carp swimming around.
Yüzyıllar önce, insanlar çakmaktaşı ve çelik kullanılarak ateş yakmaya başladı.Centuries ago, people started fires using flint and steel.
Tom bir salla akıntı yönünde batmadan yüzdü.Tom floated downstream on a raft.
Tom buradan yaklaşık yüz metre aşağıda alabalık avlıyor.Tom is fishing for trout about a hundred meters downstream from here.
Sonuçlardan kaçma, onlardan korkma; hepsiyle yüzleş.Don't run away from consequences, don't fear them; face them.
Ben yüzüğünü ona geri verdim.I gave him back his ring.
Yaklaşık üç yüz dolar ödünç almak istiyorum.I'd like to borrow about three hundred dollars.
Savaş çok popüler değildi, bu yüzden yeni askerlerin alımı zor oldu.The war was very unpopular, so recruitment of new soldiers became difficult.
Cüsselerine ve ağırlıklarına rağmen, su aygırları hızla yüzebilir.Despite their bulk and weight, hippos can swim rapidly.
Şu adam iki yüzlü.That guy is two-faced.
Bir yüzüğüm var.I have a ring.
O soruyu yüz kere kendim sordum.I've asked myself that question a hundred times.
Tom'u yüzüstü bıraktım.I've let Tom down.
Florida'yı terkettiğimden beri okyanusta yüzmedim.I haven't swum in the ocean since I left Florida.
Nakit üç yüz dolarım var.I have three hundred dollars in cash.
Tom'un yüzmede çok iyi olduğunu duyuyorum.I hear Tom is very good at swimming.
Haftada bir ya da iki kez yüzerim.I swim once or twice a week.
Az önce bir sandviç yedim bu yüzden aç değilim.I just had a sandwich so I'm not hungry.
Bu onun yüzüne bir gülümseme getirdi.It brought a smile to her face.
Ben sadece yüz dolar kaybettim.I just lost a hundred dollars.
Sadece üç yüz dolara ihtiyacım var.I just need three hundred dollars.
Ben sadece sana yaklaşık üç yüz dolar biriktirdim.I just saved you about three hundred dollars.
Nasıl yüzeceğimi biliyordum.I knew how to swim.
Ne kadar meşgul olduğunu biliyorum, bu yüzden hemen konuya gireceğim.I know how busy you are, so I'll get right to the point.
Yüzünüzü daha önce bir yerlerde gördüğümü biliyorum.I know I've seen your face somewhere before.
Yüzümü ağartacağını biliyorum.I know you'll make me proud.
Yeni bir dil konuşmak istediğimiz için buradayız ve bu yüzden onu konuşmalıyız!We are here because we want to speak a new language and so, we must speak it!
Üç yüz dolara daha ihtiyacım var.I need another three hundred dollars.