Ana içeriğe geç
Sözlük

yüz ile cümle

yüz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, yüzüme vurdu.He hit me in the face.
Bu yüzden buradayım.That's why I'm here.
Bazı dillerde bazı fiiller yüz farklı anlama sahip olabilir.Some verbs in some languages can have up to one hundred different meanings.
Yüzlerce cümle ekledik.We added hundreds of sentences.
Yüzlerce cümle ekliyoruz.We add hundreds of sentences.
Yüzebilseydik her şey daha kolay olurdu.Everything would be easier if we could float.
Benim yüzen evimi beğeniyor musun?Do you like my floating house?
Yaşlı insanlar seni bu yüzden seviyor.That's why elderly people love you.
Ben senin gerçek yüzünü görmek istiyorum.I want to see your real face.
Onlar pahalı yüzükler takıyor.They are wearing expensive rings.
Oda havada yüzen toz zerrelerinin dışında boş.The room is empty apart from the speck of dust floating in the air.
Tom ve Mary'nin çok parası yok bu yüzden nadiren dışarıda yerler.Tom and Mary don't have much money so they seldom eat out.
Tom açtı, bu yüzden Mary'nin bir şey pişirmesini istedi.Tom was hungry, so he asked Mary to cook something.
Genç adamın yüzü daha kızardı.The young man's face became even redder.
Genç kadının yüzü daha da kızardı.The young woman's face became even redder.
Ben berbat bir yüzücüyüm.I'm a terrible swimmer.
Tom yüzemedi.Tom couldn't swim.
Kar yüzünden tren çalışmadı.Because of the snow, the train didn't run.
Tom'un çirkin bir yüzü var.Tom has an ugly face.
Yüzmeyi seviyorum.I love to swim.
Onun yüzüne yumruk attı.She punched him in the face.
Bana yüz dolar ver.Give me a hundred dollars.
Tom yüzüğü parmağından çıkardı.Tom took the ring off his finger.
Tom yüzünde büyük bir gülümseme ile otobüsten indi.Tom stepped off the bus with a big smile on his face.
Tom yüzünü buruşturdu.Tom made a funny face.
Tom telefonu yüzüme kapatmaya devam ediyor.Tom keeps hanging up on me.
Tom telefonu Mary'nin yüzüne kapattı.Tom hung up on Mary.
Yunuslar iyi yüzücüdürler.Dolphins are good swimmers.
Köpekbalıkları iyi yüzücüdürler.Sharks are good swimmers.
Tahta yüzer.Wood floats.
Ahşap yüzer.Wood floats.
Tom insanların gitmeye başladığını gördü, bu yüzden o da gitmeye karar verdi.Tom saw people starting to leave, so he decided to leave, too.
Tom, güneşi yüzünde hissedebiliyordu.Tom could feel the sun on his face.
Olanlar yüzünden aşırı heyecanlandı.Tom got freaked out by what happened.
Kilise on beşinci yüzyılda inşa edilmiştir.The church was built in the fifteenth century.
Tom havuzda yüzen bir şey gördü.Tom saw something floating in the pool.
Tom Mary'nin parmağına bir nişan yüzüğü taktı.Tom put an engagement ring on Mary's finger.
Tom ve Mary davet edildiler, bu yüzden kendilerini gitmek zorunda hissettiler.Tom and Mary were invited, so they felt obligated to go.
Tek başına yüzmeye gitmenin ne kadar tehlikeli olduğunu bilmiyor musun?Don't you know how dangerous it is to go swimming by yourself?
Neden Tom'a onun üç yüz dolar borçlu olduğunu söylemedin.Why haven't you told Tom that he owes 300 dollars?
Özür diledim, bu yüzden beni rahat bırak, tamam mı?I've apologized, so lay off, OK?
Özür diledim, bu yüzden düş yakamdan.I've apologized, so get off my back.
Özür diledim, bu yüzden beni rahat bırak.I've apologized, so get off my back.
Yapacak çok işimiz var, bu yüzden mola verecek zamanımız yok.We have a lot more to do, so we don't have time to take a break.
Okul kar yüzünden kapalı.The school is closed because of the snow.
Geç oldu ve hepimiz yorgunuz, bu yüzden sanırım eve gitmeliyiz.It's late and we're all tired, so I think we should go home.
Sigarayı bırakmak kolaydır. Bunu yüzlerce kez yaptım.It's easy to quit smoking. I've done it hundreds of times.
Yüzünü yıkaman gerekir.You should wash your face.
Sen korkularınla yüzleşmelisin.You must face your fears.
Odanın için gerçekten gürültülüydü Tom bu yüzden kulaklarını örttü.It was really noisy in the room so Tom covered his ears.
Bir işim çıktı, bu yüzden bugünkü toplantıya katılamam.Something's come up, so I can't attend today's meeting.
Treni kaçırmayı riske atmak istemedim, bu yüzden istasyona bir saat önce geldim.I didn't want to risk missing the train, so I arrived at the station an hour early.
Yüzünüz solgun.Your face is pale.
Yüzmede kötüyüm.I'm bad at swimming.
Yüzde beş başarı şansımız var.We have a five percent chance of success.
Yüzlerini yıkamalılar.They should wash their faces.
Topraktaki, havadaki ve sudaki radyasyonu temizlemek 23.yüzyılda mümkün oldu.Cleaning up radiation, in soil, air, and water, became possible in the 23rd century.
Onun ifadesiz yüzünü okuyamıyorum.I can't read her poker face.
O, yüzmeyi öğrenmek istiyor.He wants to learn to swim.
O yüzme öğrenmek istiyor.She wants to learn to swim.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod