Araba için yüzde elli peşin verdim.I paid fifty percent down for the car.
Arabamı tamir ettirmek bana üç yüz dolara mal oldu.It cost me three hundred dollars to have my car repaired.
Gençken daha hızlı yüzebiliyordum.I could swim faster when I was young.
Gençken nasıl yüzeceğini öğrenmeliydin.You should have learned how to swim when you were young.
Gençken bu nehirde sık sık yüzerdim.I would often swim in this river when I was young.
Ev kadınlarının yapacak yüzlerce şeyi var.Housewives have a hundred things to do.
Gelirim yüzde 10 azaldı.My income has gone down by 10 percent.
Bu hafta sonu yüzmeye ne dersin?How about going for a swim this weekend?
Ev ödevimi bitirdiğimde, yüzmeye gideceğim.When I have finished my homework, I'll go for a swim.
İlk kölelik yasağı on dokuzuncu yüzyılın ortasındaydı.The first prohibition of slavery was in the mid-nineteenth century.
Acemilerin burada yüzmesi tehlikelidir.It's dangerous for a beginner to swim here.
Küçük çocuklar yüzmekten yorgun görünüyorlardı.The little children looked tired from swimming.
Uzaktan bakıldığında, kaya, bir insan yüzü gibi görünüyordu.Seen at a distance, the rock looked like a human face.
En azından mevcut yüz kişi vardı.There were at least a hundred people present.
Binbaşı yüzbaşının üstündedir.A major is above a captain.
Kız, göz yaşlarıyla hâlâ ıslak yüzünü kaldırdı.The girl lifted her face, still wet with tears.
Çocuğun nehri yüzerek geçmesi imkansızdı.For the boy to swim across the river was impossible.
Çocuk yüzü çamurla kaplı döndü.The boy returned with his face covered with mud.
Çocuğun kırmızı bir yüzü vardı.The boy had a red face.
Japonya'da şimdi tüketim vergisi yüzde 5.The consumption tax is now 5 percent in Japan.
Gece yarısından önce geri dön yoksa kapılar yüzüne kapanmış olacak.Get back before midnight, or you will be locked out.
Bayan Kanda iyi yüzebilir.Miss Kanda can swim well.
Bayan Kanda iyi bir yüzücüdür.Miss Kanda is a good swimmer.
İnsan vücudunun yüzde 70'i sudur.Man is 70% water.
Tren kar fırtınası yüzünden geç geldi.The train arrived late because of the snowstorm.
Su çok soğuk olduğu için, yüzmemeye karar verdik.With the water so cold, we decided not to swim.
Suda yüzen bazı küçük balıkları görebiliyorum.I can see some small fish swimming about in the water.
Dünya yüzeyi büyük ölçüde sularla kaplıdır.Water makes up most of the earth's surface.
Yüzmeye ya da balık tutmaya gidebilirsin.You may go swimming or fishing.
Yüzme hoşlandığım bir şeydir.Swimming is one thing I enjoy.
Bir yüzme kulübüne üyeyim.I belong to a swimming club.
Yüzmeyi ve basketbol oynamayı severim.I like swimming and playing basketball.
Yüzmeye gitmektense futbol oynamayı tercih ederim.I'd rather play football than go swimming.
Yüzme vücudun bütünü için iyi bir egzersizdir.Swimming is good exercise for the whole body.
Yüzmek, tüm vücut için iyi bir egzersizdir.Swimming is good exercise for the whole body.
Yüzme iyi egzersizdir.Swimming is good exercise.
Yüzme kaslarımızı geliştirir.Swimming develops our muscles.
Yüzme sağlığınız için iyidir.Swimming is good for your health.
Yüzme benim hobim.Swimming is my hobby.
Yüzme bacaklarını güçlendirir.Swimming makes your legs strong.
Yüzme birçok farklı kasları geliştirecektir.Swimming will develop many different muscles.
Yüzme, çok faydalı bir beceridir.Swimming is a very useful skill.
Yüzerek ve sörf yaparak eğlendin mi?Did you have a good time swimming and surfing?
Yüzme etkinliği iptal edildi.The swimming event was called off.
Yüzerken bacağıma kramp girdi.I got a cramp in my leg while swimming.
Sualtında yüzebilir misin?Can you swim underwater?
Suda yüzen balığı görebiliyor musun?Can you see fish swimming in the water?
Dünyadaki bilgisayarlarda tüm bilgilerin yüzde sekseni İngilizcedir.Eighty percent of all information on computers around the world is in English.
Yüzyılın dönümünde çocuklar hâlâ fabrikalarda çalışıyordu.At the turn of the century, children still worked in factories.
Güzel bir gündü bu yüzden pikniğe gittim.It was a fine day so I went on a picnic.
Üretim maliyetlerinin bütçenin yüzde 36'sı olduğunu tahmin ediyorum.I estimate the production costs to be 36 percent of the budget.
Bu nehirde yüzerdim.I used to swim in this river.
Bir taş yüzmez.A stone does not float.
Petrol bir yüz yıl daha sürmeyebilir.Oil may not last for another hundred years.
Kar yüzünden okul kapalıydı.The school was closed due to the snow.
Öğretmen ve ben yüz yüze oturduk.The teacher and I sat face to face.
Öğretmen onlara nehirde yüzmemelerini söyledi.The teacher told them not to swim in the river.
Nehirde yüzen adam benim arkadaşım.The man swimming in the river is my friend.
Nehirde yüzen delikanlı kimdir?Who is the boy swimming in the river?
Nehirde yüzen çocuk kimdir?Who is the boy swimming in the river?