Ana içeriğe geç
Sözlük

yürümek ile cümle

yürümek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Müttefik Devletler Üst Komutanlığı'nın Berlin üzerine yürümek yönünde bir planı yoktu.Итальянское пограничное командование не знало, что делать.
İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek.Далее по бокам следуют ещё две красные полосы.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.Запрещены также удары по клюшке соперника, либо её подъём или прижимание ко льду.
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.Армия крестоносцев продолжала свой путь к Иерусалиму.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Вспоминай как мы дрались, ссорились, гуляли.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.خلال هذا الوقت، قد يكون من الصعب على الشخص المشي أو العمل.
Buradaki seviye seyr billah (Allah ile birlikte yürümek) tir.وكذلك "مريد الله الصادق" يحافظ على ورده لأنه عهد مع الله وهو بذلك يكون متّصلا بسلسلة أولياء الطريقة.
Karısı Elif, çocukları Hasan, Ummuhan ve kendisi ise yürümektedir.منهم ابن زنباع وابن الزيتوني وابن القابلة السبتي وعبد الله التادلي.
O benimle yürümekten hoşlanır.إنها تحب أن تمشي معي.
Buradan Belediye binasına yürümek aşağı yukarı ne kadar zaman alır?كم يستغرق المشي تقريبا من هنا الى بناء البلدية
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Nesse estágio a pessoa poderá apresentar dificuldades para caminhar e trabalhar.
Abruzzi elinde silahla motel odasının dışında yürümektedir.Descaradamente, Abruzzi sai do quarto de motel com uma arma na mão.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.Ele precisa usar muletas para poder andar.
Çünkü kendi yapay vücuttur, yürümek için gürültüler yapar.Movido a vapor, o seu barulho espantava os transeuntes.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.Seus crimes são temáticos sobre gelo ou frio.
Buradan istasyona yürümek yaklaşık 15 dakika sürüyor.Caminhando daqui até a estação leva apenas quinze minutos.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Gedurende deze tijd kan het moeilijk zijn om te lopen of te werken.
Örneğin; dört ayak üstüne düşmek ya da dört ayak üstünde yürümek gibi.Net als halfapen lopen ze op vier voeten.
Buz üzerinde yürümek için yeteri kadar kalın.Het ijs is dik genoeg om er op te stappen.
Onun suratı asık, çünkü metroyu kaçırmış ve işe yürümek zorunda kalmıştı.Zij is chagrijnig, omdat ze de metro gemist had en naar het werk moest lopen.
Bazen yürümekten kendimi yorgun hissediyorum.Soms voel ik me moe van het wandelen.
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.Zwykli żołnierze chcieli czym prędzej wyruszyć do Jerozolimy.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.W tym okresie spacerowanie lub praca mogą sprawiać problemy.
Karısı Elif, çocukları Hasan, Ummuhan ve kendisi ise yürümektedir.Jego żoną została Senebsen, z którą miał syna Haanchefa i córkę Kemi (imiona po dziadkach).
Hitler, Polonya sorununu halletmişti ve şimdi Fransa’nın üzerine yürümek niyetindedir.My dalej walczyć będziemy za Polskę, wy walczycie za Ukrainę.
Müttefik Devletler Üst Komutanlığı'nın Berlin üzerine yürümek yönünde bir planı yoktu.W 1944 roku alianckie naczelne dowództwo nie planowało walk o Paryż.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Under denna tid kan det vara svårt för den drabbade att gå eller att arbeta.
"Walk on Water" (Türkçe: Suda yürümek), Ira Losco tarafından seslendirilen şarkı.Walk on Water är en låt framförd av sångerskan Ira Losco.
Yürüyüş yarışları ise yürümekten doğmuştur.Den moderna tävlingsfridykningen föddes.
Fransız askerler ise çatışma alanına ulaşabilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kaldı.Французькі війська мали йти пішки багато миль, аби дістатись зони бойових дій.
Yürüyüş yarışları ise yürümekten doğmuştur.Тому змагання було з ходьби.
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.До місць харчування довгоносики перелітають або йдуть «пішки».
Aynı mantık erkek flamingo çiftlerinin yavrularında da yürümektedir.Те ж саме міркування застосовується до виховання пташенят гомосексуальними парами фламінго.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Během této doby může být chůze nebo práce obtížná.
İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek.Na obou koncích na ni navazují další červeně značené trasy.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Jak správně myslet, jednat a mluvit.
Askerlerini toplar ve şatosuna doğru yürümekte olan orduyu gözler.Snoubenci pozorují vojsko, které opouští tábor.
Fransız askerler ise çatışma alanına ulaşabilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kaldı.Trupele franceze a trebuit să mărșăluiască distanțe mari pentru a ajunge la câmpul de bătălie.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.În această perioadă, mersul sau lucrul pot fi dificil de realizat.
Protestocuların sadece yürümek zorunda kaldığı kasabada protestocular gözaltına alınıyor.Blocați în oraș protestanții au puține șanse de scăpare.
Aynı mantık erkek flamingo çiftlerinin yavrularında da yürümektedir.Comportament asemănător este întâlnit și la păsările flamingo.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Ez idő alatt a járás és munkavégzés nehézségekbe ütközhet.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.Az ellenségeit fagyasztással és jéggel támadja.
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.A keresztesek azonban mégsem vonultak Jeruzsálem ellen.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.Úszáskor az ügetés lábsorrendjét használja.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Képesek ember módjára enni, inni, beszélni és ruházkodni.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.Hän käyttää kävelykeppiä.
Çünkü kendi yapay vücuttur, yürümek için gürültüler yapar.Ihmisruumis saa aikaan äänet kuten tinnituksen.
İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek.Kummankin suoran keskellä on punaiset radan poikki menevät takaa-ajokilpailuissa käytettävät viivat.
Örneğin; dört ayak üstüne düşmek ya da dört ayak üstünde yürümek gibi.Siksi laji pystyi käyttää niitä niin kuin käsinä ja kävellä neljällä jalla.
Oraya ulaşmak için uzun bir yol yürümek zorundasın.Sinun täytyy kävellä pitkän matkaa päästäksesi sinne.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Σε όλο αυτό το διάστημα, το άτομο που έχει προσβληθεί μπορεί να περπατά ή να εργάζεται με δυσκολία.
Fransız askerler ise çatışma alanına ulaşabilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kaldı.Lojalistfangene var i stand til å gå i flokker til leire flere kilometer fra slagmarken.
Karısı Elif, çocukları Hasan, Ummuhan ve kendisi ise yürümektedir.Liáng-klanen og familien til hans kone Sūn Shòu (孫壽) ble massakrert.
Spartaküs, ister istemez güneye yürümek zorunda kaldı.Straks måtte Aleksander reise sørover.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.Snøscootere er konstruert for å brukes på snø eller is.
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.Korsfarerne begynte nå på sin reise til Jerusalem.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Saat itu terjadi, penderita mengalami kesulitan untuk berjalan dan bekerja.
Aynı mantık erkek flamingo çiftlerinin yavrularında da yürümektedir.Hal yang serupa juga ditemukan pada anak-anak dari pasangan flamingo jantan-jantan.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.Cara pengawetan lain adalah dengan dibekukan dalam es atau salju.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yürümek ile cümle - Sayfa 6 - yürümek kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App