yürüme ile cümle

yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom eve yürümemi teklif etti.Tom has offered to walk me home.
Tom Mary'nin eve yürümesini önerdi.Tom has offered to walk Mary home.
Tom odada yürümeye başladı.Tom started walking across the room.
Tom ofisine doğru yürümeye başladı.Tom started to walk toward his office.
Yavaşça yürürüm ama asla geriye yürümem.I walk slowly, but I never walk backward.
Tom koridorda yürümeye başladı.Tom started walking down the hall.
Tom kapıya doğru yürümeye başladı.Tom started to walk towards the door.
Benimle istasyona yürümek ister misin?Would you like to walk to the station with me?
Tom geldiği yoldan geri yürümeye başladı.Tom started walking back the way he came.
Mary onun evine yürümemi istiyor mu?Does Mary want me to walk her home?
Tom'a doğru yürümeye başladılar.They began walking toward Tom.
Buraya kadar bütün yolu yürümek zorunda kaldım.I had to walk all the way here.
Dümdüz yürümeye devam edin.Keep walking straight ahead.
Taksi yok, bu yüzden yürümeliyim.There are no taxis, so I must walk.
Tom yürümede zorluk yaşıyor gibi görünüyor.Tom seems to be having trouble walking.
Amaçsızca yürümekten hoşlanırım.I like to walk aimlessly.
O yürümeyi sürdüremeyecek kadar çok yorgundu.He was too tired to keep walking.
Los Angeles'ta hiç kimse yürümez.Nobody walks in LA.
Benim etrafımda parmak uçlarına basarak yürümek zorunda değilsin.You don't have to tiptoe around me.
Tom koridorda yürümeye devam etti.Tom continued walking down the hall.
Arabaya yürümeye devam ettim.I kept walking to the car.
Eve yürümek zorunda kaldık.We had to walk home.
Tom hariç herkes yürümekten vazgeçti.Everybody except Tom stopped walking.
Yağmurda eve yürümek zorunda kaldım.We had to walk home in the rain.
Seninle yürümek istiyorum.I want to walk with you.
Ben dağlarda yürümekten hoşlanırım.I like to hike in the mountains.
Seninle yürümemin bir sakıncası var mı?Would you mind if I walk with you?
Halının üzerinde yürüme.Don't walk on the carpet.
Bir süre sonra, yolda yürümediğimizi fark ettim.After a while, I noticed that we weren't walking on the path anymore.
Nehir boyunca yürümeyi severim.I like to walk along the river.
Benimle istasyona kadar yürümek ister misin?Do you want to walk to the station with me?
Ayaklarımızı yürümek için kullanırız.We use our feet to walk.
Onlara doğru yürümeye başladık.We began walking toward them.
Tom onlara doğru yürümeye başladı.Tom began walking toward them.
Onlar ona doğru yürümeye başladı.They began walking toward him.
Dan yürümeye devam etti.Dan kept walking.
Dan gece yalnız yürüme hakkında Linda'yı uyardı.Dan warned Linda about walking alone at night.
Dan'in mağazası Linda'nın evinden yürüme mesafesindeydi.Dan's store was within walking distance from Linda's home.
Yürümek için çok geç değil.It's not too late to walk away.
Yalnız başına yürümeyi tercih ederim.I prefer walking by myself.
Eve yalnız yürümek istemiyorum.I don't want to walk home alone.
Asla yalnız yürümeyeceksin.You'll never walk alone.
Ruslar 1969 yılında ayda yürümediler.The Russians didn't walk on the moon in 1969.
"Kocanız işe yürüyerek mi gider?" - "Evet, o yürümeyi sever.""Does your husband walk to work?" - "Yes, he likes walking."
Ebeveynlerim dizlerinin üstünde yürümenin kötü şans olduğunu söyledi.My parents said it's bad luck to walk on your knees.
Yürümektense oraya bisikletle gitmeyi tercih ederim.I would rather go there by bike than walk.
Yürümek istemiyor musun?Don't you want to walk?
Benim dairem istasyondan beş dakikalık yürüme mesafesinde bulunmaktadır.My apartment is located a five minute walk away from the station.
Yabancıların arazisinde yürüme.Don't walk on other people's land.
Bisikletim bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldım.My bicycle broke, so I had to walk.
Binlerce göçmen Macaristan'daki Budapeşte'den Avusturya'ya yürümeye karar verdi.Thousands of migrants decided to walk from Budapest in Hungary to Austria.
Şehrin o bölgesinde yürümek ilginç olmalı.Walking through that area of town should be interesting.
Tom acı içinde olmasına rağmen yürümeye devam etti.Tom kept on walking even though he was in pain.
Tom sadece yürümeye devam etti.Tom just kept walking.
Oğlumuz şimdi yürümeye başladı.Our son has just started walking.
Tom asla yalın ayak yürümez.Tom never walks barefoot.
Tom yürümek istiyor.Tom wants to walk.
Dahası, o yürümeye başladı.What's more, he's started walking.
Tom bisikletinin patlak tekeri olduğundan bugün okula yürümek zorundaydı.Tom had to walk to school today because his bicycle had a flat tire.
Tom eve yürümek istediğini söylüyor.Tom says he wants to walk home.

İlgili Sayfalar