yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Terk edilmiş sahilde yalnız yürümekten hoşlanıyordum.I liked walking alone on the deserted beach.
Akşamleyin ıssız bir plajda tek başıma yürümeyi sevdim.I liked walking alone on the deserted beach in the evening.
Buradan istasyona yürümek yaklaşık 15 dakika sürüyor.It only takes about fifteen minutes to walk to the station from here.
Ben ırmak boyunca yürümek isterim.I would like to walk along the river.
Hepimiz birbirimize beş dakikalık yürüme mesafesinde yaşıyoruz.We all live within a five minutes' walk from each other.
Taksi olmadığı için, yürümek zorunda kaldım.Since there were no taxis, I had to walk.
Taksi olmadığı için yürümek zorunda kaldım.I had to walk because there were no taxis.
Koşmadan önce yürümelisin.You must walk before you can run.
Sanırım gece yalnız yürümek tehlikelidir.I think it's dangerous to walk alone at night.
Bay Smith her sabah yürümeyi bir kural olarak benimsiyor.Mr. Smith makes it a rule to take a walk every morning.
Canım çok hızlı yürümek istemiyor.I don't feel like walking so fast.
Taksi yoktu bu nedenle eve yürümek zorunda kaldım.There was no taxi, so I had to walk home.
Taksi olmadığı için eve yürümek zorunda kaldım.Since there was no taxi, I had to walk home.
Neden parkta yürümek istediğini söylüyorsun?Why are you saying you want to walk in the park?
Emeklemeden önce yürümeye çalışma.Don't try to walk before you can crawl.
Çimlerde yürümek yasak ama ya koşmak?It's illegal to walk on the grass, but what about running?
Koşmadan önce yürümeyi öğrenmeliyiz.We must learn to walk before we can run.
Koşmadan önce yürümeyi öğren.Learn to walk before you run.
Yürümek güzeldir.Walking is nice.
Metro istasyonuna yürümek benim on dakikamı aldı.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Metro istasyonuna yürümem on dakika sürdü.It took me ten minutes to walk to the metro station.
Tozlu ve kayalıklı yollarda yürümeyi severim.I like walking on dusty and rocky trails.
Eğer erken yürümeye başlasaydı şimdiye kadar gelirdi.If he had started walking early, he would have arrived by now.
Normal bir insan gibi yürümek istiyorum.I'd like to walk like a normal person.
O bir yürüteç yardımıyla yürümektedir.She gets about with the help of a walker.
Ayaklarım yoruluncaya kadar yürümeye devam ettim.I kept walking until my feet got tired.
Okul sadece beş dakika yürüme uzaklığında.The school is only a five-minute walk away.
Tom Mary'ye doğru yürümeye başladı.Tom started walking towards Mary.
Gerçekten yürümek istiyor musun?Do you really want to walk?
Yürümeyi tercih ederim.I prefer to walk.
Seninle eve kadar yürümemi ister misin?Do you want me to walk you home?
Tom'un yürümesine izin veremeyiz. Onu götürelim.We can't let Tom walk. Let's give him a ride.
Ben yürümek istiyorum.I want to walk.
Seninle yürümek istemiyorum.I don't want to walk with you.
Tom arabadan inmek ve yürümek istedi.Tom wanted to get out of the car and walk.
Buradan kampüse yürümek on beş dakika sürer.It takes fifteen minutes to walk from here to the campus.
Evimin yürüme mesafesinde üç sağlık gıda mağazası var.There are three health food stores within walking distance of my house.
Birini eleştirmeden önce onların ayakkabılarında bir mil yürümen gerekli.Before you criticize someone, you should walk a mile in their shoes.
Geceleri parkta yürüme!Don't walk in the park at night!
Yürümeye devam et.Keep walking.
Buradan Belediye binasına yürümek aşağı yukarı ne kadar zaman alır?How much time, more or less, does it take to walk from here to the town hall?
Tom gece tek başına yürümeyi sevmez.Tom doesn't like walking alone at night.
Eve yalnız yürümen güvenli değil.It's not safe for you to walk home alone.
Tom yürümeye devam etti.Tom continued walking.
Tom yürümeye başladı.Tom started walking.
Tom yürümeyi durdurdu.Tom stopped walking.
Onlar yürümeye devam etti.They continued walking.
Yürümekten vazgeçtiler.They stopped walking.
Yürümeyi seviyorum.I love hiking.
Sadece yürümeye devam.Just keep walking.
Sadece yürümeye başla.Just start walking.
Lütfen yürümekten vazgeç.Please stop walking.
Yürümeye başlayan çocuk ağladı.The toddler cried.
O ileri geri yürümeye devam etti.He kept walking back and forth.
Yürümek için çok uzak.It's too far to walk.
O kadar hızlı yürüme. Biz oraya zamanında varacağız.Don't walk so fast. We'll get there on time.
O, lafla peynir gemisi yürümeyeceğini kanıtladı.He proved that actions speak louder than words.
Yavaş yavaş yürümek zorundayım.I have to walk slowly.
Yürümeyi sever misin?Do you like walking?
Tekrar yürümek istemiyor musun?Don't you want to walk again?