yürüme ile cümle

yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Ben yürümekten usandım.I am tired from walking.
Gece yürümeyi severim.I like walking at night.
Her sabah yürümek sağlığın için iyidir.It is good for your health to take a walk every morning.
Gece o mahallede yürümeyi güvenli hissetmiyorum.I don't feel safe walking in that neighborhood at night.
Postane buradan birkaç dakikalık yürüme mesafesindedir.The post office is a few minutes' walk from here.
Tren olmadığı için, tüm yolu yürümek zorunda kaldık.There being no train, we had to walk all the way.
Yalnız yürümeyi seviyorum.I like walking alone.
Su içebilirsin fakat aynı zamanda da onun yürümesine izin verebilirsin.You can drink water, but you can also let it walk.
Tek başıma yürümekten hoşlanıyorum.I like walking by myself.
Yürümeyi severim.I like to walk.
Çok çabuk yürüme. Ben ayak uyduramam.Don't walk so quickly. I can't keep up.
O tek başına yürümeyi sever.She likes to walk alone.
O yalnız yürümeyi sever.She likes to walk alone.
Her gün yürümek sağlığın için iyidir.It's good for your health to walk every day.
O yürüme mesafesi içinde.It's within walking distance.
Ben bir seferinde bir adamın çıplak ayakla sıcak kömürlerin üzerinde yürümesini gördüm.I once saw a man walk barefoot over hot coals.
Göl donmuştu ama buzun üzerinde yürümek için yeterince güçlü olduğundan emin değilim.The lake has frozen over but I'm not sure the ice is strong enough to walk on.
Sahilde bir köpekle yürümek birçok yerde yasal değildir.In many places it isn't legal to walk a dog on the beach.
Gece yalnız yürümek güvenli değildir.It isn't safe to walk alone at night.
Bu işaret "yürüme" anlamına gelir.This signal means "don't walk."
Tom kazadan sonra tekrar yürümek için çabaladı.Tom struggled to walk again after the accident.
O, bir süre yürümeye devam etti.He continued walking for some time.
Bir süre yürümeye devam etti.He continued walking for a while.
Yüzme öğrenmek için öncelikle suda yürümeyi öğrenmelisin.In order to swim, you have to learn to tread water first.
Adam bütün yolu yürümek istemedi;bu yüzden otobüse bindi.The man didn't feel like walking all the way; so he took the bus.
Yürümektense bisikletime binmeyi tercih ederim.I'd rather ride my bike than walk.
Aklı başında hiç kimse gece şu ormanda yürümez.No one in their right mind would walk in those woods at night.
İstasyona yürümek on dakika alır.It takes 10 minutes to walk to the station.
O asla tekrar yürümedi.He would never walk again.
Adamlar ileri doğru yürümeye başladılar.The men began to march forward.
Bahçıvan çimlerin üzerinde yürümemize izin vermedi.The gardener didn't let us walk on the grass.
O benimle yürümeyi sever.She likes to walk with me.
O, ona otobüse binmek yerine yürümesini tavsiye etti.She advised him to walk instead of taking a bus.
Buradan bankaya ulaşmak için biraz yürümemiz gerekli.We'll have to do a bit of walking to get from here to the bank.
Tek başıma gece geç saatlerde eve yürümemeliydim.I shouldn't have walked home late at night by myself.
Lütfen çok hızlı yürüme.Please don't walk so fast.
Seçeneğimiz yok. Sanırım yürümek zorunda kalacağız.We have no choice. I guess we'll have to walk.
Tom yalınayak yürümeye alışkın değildir.Tom isn't accustomed to walking barefooted.
Tom eve yürümek zorunda kalmadan önce yağmurun duracağını umuyordu.Tom hoped the rain would stop before he had to walk home.
Tom'un altı yaşından beri yürüme sorunu var.Tom has had trouble walking ever since he was six years old.
Arabası bozulduğu için Tom eve yürümek zorunda kaldı.Tom had to walk home since his car broke down.
Tom şimdi yürümek istemiyor.Tom doesn't want to take a walk now.
Tom yürümeyi dert etmez.Tom doesn't mind walking.
Tom'un bu sabah köpeği ile yürümeyi canı istemiyor.Tom doesn't feel like taking a walk with his dog this morning.
Tom ağ olmadan ipte yürümek istemiyordu.Tom didn't want to walk the tightrope without a net.
Tom benzini biten arabasını terk etti ve yürümeye başladı.Tom abandoned his car that had run out of gasoline and started walking.
Tom Mary ile yürümekten hoşlanır.Tom likes taking walks with Mary.
Tom ve Mary yağmurda yürümekten zevk almadı.Tom and Mary didn't enjoy walking in the rain.
Yürümek umurumda değiliI don't mind walking.
O yürümekten hoşlanıyor olmalı.He must like taking walks.
Bu alanın dışında yürümeyin.Do not walk outside this area.
Yağmurda yürümek beni rahatsız etmez.It doesn't bother me to walk in the rain.
Nehir boyunca yürümeyi seviyorum.I love walking along the river.
Tom çocukları ile yürüme yerine evde kalmayı ve dinlenmeyi istedi.Tom wanted to stay home and relax instead of hiking with his children.
Tom bir adım daha yürüyemeyecek kadar çok yoruluncaya kadar yürümeyi sürdürdü.Tom kept walking until he was too tired to take even one more step.
Tom yağmurda yürümeye aldırmaz.Tom doesn't mind walking in the rain.
Tom ve Mary ormanda birlikte yürümeyi severler.Tom and Mary like walking together in the woods.
Alice pazara yürümedi.Alice didn't walk to the market.
Okula yürümek on dakikamı alır.It takes me ten minutes to walk to school.
Buradan evine yürümek ne kadar sürer?How long does it take to walk to your house from here?

İlgili Sayfalar