yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Raději bych znovu hrál na hudební nástroj, než chodil
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Saya lebih memilih dapat bermain alat musik lagi daripada dapat berjalan lagi.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.Бих искал повече да мога да свиря отново на инструмент, отколкото да ходя.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.И я бы предпочёл возможность играть на инструменте, чем ходить.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.- "Я б радше обрав можливість знову грати, аніж ходити.
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.קלארנס: הייתי מעדיף להיות מסוגל לנגן שוב בכלי נגינה
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.كلارينس: أفضل ان اعزف على الة موسيقية
Clarence: Tekrar bir müzik aleti çalabilmeyi yürümekten daha çok isterim.楽器をまた演奏できるようになりたい
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Con chúng ta mỗi sáng thức dậy đã phải chuẩn bị đeo mặt nạ về cách chúng nó phải bước đến trường.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Copiii noștri se trezesc în fiecare dimineață. Trebuie să își pregătească masca pentru a merge la școală.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.I nostri figli si alzano ogni mattina e devono mettersi una maschera perché stanno per andare a scuola.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.제 자녀들은 아침마다 일어나서 등교하는 방법에 대한 가면을 준비해야 하죠
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Naše děti vstávají každé ráno. Musí si připravit masku pro to, jak půjdou do školy.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Naše deti vstávajú každé ráno Musia si pripraviť svoju pretvárku s akou vojdu do školy
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Nasze dzieci wstają każdego ranka. Muszą przygotować swoje maski by móc wyjść do szkoły.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Onze kinderen worden elke morgen wakker en moeten hun "masker" voorbereiden waarmee ze naar school lopen.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Os nossos filhos acordam todas as manhãs e preparam a "máscara" que usarão a caminho da escola.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Våra barn vaknar varje morgon, och de måste förbereda en mask för att bestämma hur de ska gå till skolan.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Наши дети просыпаются каждое утро. Они вынуждены заготавливать "маски", которые они "наденут" для школы.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.Наші діти щоранку прокидаютсья І мусять підготувати свою маску щоб дійти до школи.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.הילדים שלנו קמים בכל בוקר. הם צריכים להכין את המסכה של איך הם הולכים לבית הספר.
Çocuklarımız her sabah uyandığında, okula yürümeleri için maskelerini hazırlamak zorunda kalıyorlar.يستقيظ أولادنا كل يوم، وعليهم تهيئة القناع الخاص بهم لكيفية المشي الى المدرسة
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.as crianças não tem medo de andar debaixo de escadas,
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.Los niños no tienen miedo de caminar bajo escaleras
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.Τα παιδιά δεν φοβούνται να περπατήσουν κάτω από σκάλες
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.Не се страхуват да вървят под стълби.
Çocuklar, merdivenlerin altından yürümekten siyah kedilerden korkmazlar.黒猫が道を横切っても「猫だ、猫だ」と言って飼いたいと思うだけ。
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.Como les he dicho antes, aquellos que tienen el valor de caminar por el camino de la paz no estaran solos.
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.Giống như tôi vừa nói lúc nãy, những người có dũng cảm để bước đi trên con đường hòa bình sẽ không cô đơn.
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.먼저 이야기했듯, 평화로 나아가는 길을 택한 용기있는 자는 혼자가 아닐 것입니다.
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.Και όπως έχω ήδη αναφέρει αυτοί που με θάρρος επιλέγουν την οδό της ειρήνης δεν θα πορευτούν μόνοι τους.
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.Как я уже сказал, те, кто наберутся храбрости пойти по дороге мира, не будут одиноки.
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.אלה שיאזרו אומץ לצעוד בנתיב השלום לא יהיו לבדם.
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.فمن كانت لهم الشجاعة للسير في طريق السلام لن يكونوا وحدهم
Daha önce söylediğim gibi, barış yolunda yürümek isteyenler yanlız olmayacaklar.強く確かなアメリカ合衆国のパートナーと共にあるだろう
Danimarka'da bir müzenin üzerinde koşu ya da yürüme pisti. etrafını renkli camlar sarıyor.Een soort hardlooppad, wandelpad, bovenop een museum in Denemarken, gemaakt van gekleurd glas, helemaal rond.
Danimarka'da bir müzenin üzerinde koşu ya da yürüme pisti. etrafını renkli camlar sarıyor.Gần như một đường chạy, hoặc một lối đi trên mái bảo tàng ở Đan Mạch, làm từ kính màu, xếp tròn.
Danimarka'da bir müzenin üzerinde koşu ya da yürüme pisti. etrafını renkli camlar sarıyor.이건 러닝 트랙, 보행자 도로 같은 것인데 덴마크에 있는 박물관 위에 있는 것이죠. 색이 들어간 유리로 만들었고, 여기저기를 돌아다닐 수 있습니다.
Danimarka'da bir müzenin üzerinde koşu ya da yürüme pisti. etrafını renkli camlar sarıyor.מעין מסלול ריצה או שביל הליכה מעל מוזיאון בדנמרק העשוי מזכוכית צבועה ומקיף הכל מסביב,
Danimarka'da bir müzenin üzerinde koşu ya da yürüme pisti. etrafını renkli camlar sarıyor.وهناك نوع من مسار تشغيل ، أو جسر للمشاة ، على قمة متحف في الدنمارك، تم صنعه من الزجاج الملون، يغطي كل المساحة.
Danimarka'da bir müzenin üzerinde koşu ya da yürüme pisti. etrafını renkli camlar sarıyor.ランニング用トラックの一種または歩行路 色のついたガラスを一周させて出来ています したがって あなたが足で動くことによって
David Cameron İngiltere soran içinde yürümeyi hayal: &lt; nasıl yapmak I &gt;?Imaginez David Cameron se promener dans le Royaume-Uni demandant: <Comment je fais>?
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.Anh ta nói, "Ông đã dạy tôi bước đi.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.Azt monda, 'Megtanítottál járni.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.Il dit : " Vous m'avez appris à marcher.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.그가 말했습니다. "선생님은 제게 걷는 걸 가르쳐주셨습니다.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin."M-ai învățat să merg.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.Είπε, "μου έμαθες να περπατώ.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.Каза, "Ти ме научи да ходя.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.قال: "لقد علمتني المشي.
Dedi ki: "Bana yürümeyi öğrettin.そのことをとても感謝しています
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla""Allora inizia a camminare verso est, molla l'auto e inizia a camminare verso est."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla""Anh cứ đi về hướng đông, xuống xe và cứ đi về hướng đông."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla"A on mi nabídl: "Tak se vydej pěšky na východ, vylez z auta a prostě začni šlapat na východ."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla""Begin dan maar met naar het Oosten te lopen, stap uit je auto en loop gewoon de kant van het Oosten op."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla""그냥 동쪽으로 걸어가기 시작하면 돼. 차 타지 말고 무조건 동쪽으로 걸어가봐."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla""Laufe einfach nach Osten, lass dein Auto stehen und laufe nach Osten."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla"Och han skulle säga, "Du behöver bara gå österut, hoppa ut ur bilen och börja gå österut."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla"On na to: "Po prostu zacznij iść na wschód, wyjdź z samochodu i po prostu zacznij iść na wschód."
Dedi ki," Sadece doğuya yürümeye başla, arabandan in ve sadece doğuya yürümeye başla"Povedal by, "Začni kráčať smerom na východ, vystúp si z auta a začni kráčať na východ."