yürüme ile cümle

yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Yağmur yağmaya başladı, ama biz yürümeye devam ettik.It began to rain, but we walked on.
Belediye binasına yürümek ne kadar sürer?How long does it take to walk to the city hall?
Derin karda yürümek bize zor geldi.We found it difficult to walk in the deep snow.
O iyileşir iyileşmez tekrar yürümeye başladı.We began to walk again as soon as she was recovered.
Büyük babam yürümeyi sever.My grandfather likes to walk.
Bir sonraki otobüsü beklemektense yürümeyi tercih ederim.I would rather walk than wait for the next bus.
Her sabah yürümeyi kural haline getirdim.I make it a rule to take a walk every morning.
Yürümeyi bisiklete binmeye tercih ederim.I prefer walking to cycling.
Karanlıktan sonra eve yalnız yürümeyi sevmem.I don't like walking home alone after dark.
Yağmurda yürümeyi umursamıyorum.I don't mind walking in the rain.
İstasyona yürümek on dakikamı aldı.It took me ten minutes to walk to the station.
Ben dağlarda yürümeyi severim.I like to walk in the mountains.
Özellikle sabahları yürümeyi severim.I like walking, especially in the morning.
Ben yürümeyi severim.I like taking a walk.
Çocukken yağmurda yürümeyi severdim.I used to like walking in the rain when I was a child.
Sabah kahvaltısından önce yürümeyi prensip haline getiriyorum.I make it a rule to take a walk before breakfast.
Uzun mesafeleri yürümeye alışkın değilim.I'm not accustomed to walking long distances.
Karanlıkta yürümekten korkuyorum.I am frightened of walking in the darkness.
Eve yürümek zorunda kaldım.I had to walk home.
Okula yürümek zorundayım.I have to walk to school.
Okula yürümek zorundayımI have to walk to school.
Yürümektense bir taksiye binmeyi tercih ederim.I'd rather take a taxi than walk.
Her gün yürümeye alışkınım.I am in the habit of taking a walk every day.
Akşam yemeğinden önce yürümeye özen gösteririm.I make a point of taking a walk before supper.
Biz yürümeye başladık.We started to walk.
Çim üzerinde yürüme.Don't walk on the grass.
Araba bozuldu, bu yüzden yürümek zorunda kaldılar.The car broke down, so they had to walk.
Araba bozuldu, bu nedenle yürümek zorunda kaldık.The car broke down, so that we had to walk.
Bebekler yürümeden önce emeklerler.Babies crawl before they walk.
Burkulmuş bir ayak bileği onu bir ay yürümekten alıkoydu.A sprained ankle disabled him from walking for a month.
Kaptan adamlara yürümelerini emretti.The captain commanded the men to march on.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.I am not accustomed to walking long distances.
Onun yürüme tarzı babasını bana çok hatırlatıyor.The way he walks reminds me very much of his father.
O, bütün gün yürümeye devam etti.He kept walking all the day.
O uzun mesafe yürümeye alışkın.He is used to walking long distances.
Uzun mesafeleri yürümeye alışkındır.He is used to walking long distances.
İki saat boyunca yürümeye devam etti.He went on walking for two hours.
O, yürümek için çok yaşlıydı.He was too old to walk.
O, yaradan dolayı garip bir yürüyüşle yürümektedir.He walks with an awkward gait because of an injury.
O yalnız yürümekten hoşlanır.He likes to take a solitary walk.
Yalnız yürümeyi severim.I like a solitary walk.
O, yağmurda şemsiyesiz yürümeye devam etti.He went on walking in the rain without an umbrella.
O, evine giden on milin tamamını yürümek zorunda kaldı.He had to walk all of ten miles to his home.
O, parkta yürümeyi sever.He likes walking in the park.
O yemek yemeyi bitirir bitirmez tekrar yürümeye başladı.As soon as he finished eating, he began to walk again.
O, spor salonuna yürümedi.He did not walk into the gym.
Yorgunluktan artık yürümeye hâli kalmamıştı.He was too tired to walk any more.
Onun her sabah kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast every morning.
Onun kahvaltıdan önce yürüme alışkanlığı vardı.He was in the habit of taking a walk before breakfast.
O her sabah yürümeyi kural olarak benimsemiştir.He makes it a rule to take a walk every morning.
Onlar yürümeye devam ettiler.They kept on walking.
Onun canı yürümek istedi.She was in the mood for a walk.
Yorgundu fakat yürümeye karar verdi.She was tired but decided on walking.
Babam her sabah yürümeyi bir kural haline getirdiMy father makes it a rule to take a walk every morning.
Rüzgarın gücü yürümeyi zorlaştırdı.The force of the wind made it difficult to walk.
İstasyona yürümek için kötü havada dışarıda bulunduk.We braved the elements to walk to the station.
Orası yürümek için yeterince yakın mı?Is it close enough to walk there?
Yürümek için çok uzak mı?Is it too far to walk?
Bisiklete binmeyi yürümeye tercih ederim.I prefer riding to walking.
Yürümeye çalıştığımda, burada korkunç bir ağrı oluyor.When I try to walk, I get an awful pain here.

İlgili Sayfalar