yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Annem bir değişiklik için yürümemi tavsiye etti.Mother advised me to take a walk for a change.
Hemşire onun yürümeyi denemesini tavsiye etti.The nurse recommended that he try walking.
Okul sadece beş dakikalık yürüme mesafesindedir.The school is only a five-minute walk.
Okul evimin yürüme mesafesi içerisindedir.The school is within walking distance of my house.
Okula yürüme mesafesinde yaşıyorum.I live within walking distance of school.
Yolculuğun son etabında yürümek zorunda kaldık.We had to walk the last leg of the journey.
Buradan istasyona yürümemiz otuz dakikamızı alır.It takes us thirty minutes to walk from here to the station.
O saatlerdir yürümekteydi.He had been walking for hours.
İstasyon yürümek için çok uzak, bu nedenle bir otobüse binelim.It's too far to walk to the station, so let's take a bus.
İstasyon yaklaşık on dakikalık yürüme mesafesinde.It is about ten minutes' walk to the station.
İstasyona yürümek ne kadar sürer?How long does it take to walk to the station?
İstasyona kadar yürümem ne kadar sürecek?How long will it take me to walk to the station?
İstasyondan okula yürümek yirmi dakika sürer.It takes twenty minutes to walk from the station to school.
Yağmurda yürümek istiyorum.I like to walk in the rain.
Bir günde 60 kilometre yürümek zordur.It is difficult to walk 60 kilometers a day.
Karanlıktan sonra yalnız yürüme.Don't walk alone after dark.
Hava karardıktan sonra yalnız yürümeyin.Don't walk alone after dark.
Bu tıpkı ayda yürümek gibi bir şey.It's just like walking on the moon.
Bir otobüs beklemektense yürümeyi tercih ederim.I'd rather walk than wait for a bus.
Otobüse binmektense yürümeyi tercih ederim.I'd rather walk than take a bus.
Otobüs servisi olmadığı için, biz, istasyona giden bütün yolu yürümek zorunda kaldık.As there was no bus service, we had to walk all the way to the station.
Otobüs olmadığı için, yürümek zorunda kaldım.Since there was no bus, I had to walk.
Sadece yürümeye devam edin.Just keep on walking.
Yürümek taksiye binmekten daha hızlı olacaktır.It'll be quicker to walk than to take a taxi.
Taksiyle gitmektense yürümeyi tercih ederim.I would rather walk than go by taxi.
Taksi yoksa yürümek zorunda kalırız.If there are no taxis, we'll have to walk.
Lütfen çok hızlı yürüme. Sana ayak uyduramıyorum.Please don't walk so fast. I can't keep pace with you.
Çok hızlı yürüme.Don't walk so fast.
Çok hızlı yürümeyin. Size yetişemiyorum.Don't walk so fast. I can't keep up with you.
Sonra o tekrar yürümeye başladı.Then she began to walk again.
Buz yürümem için yeterince kalındı.The ice was thick enough for me to walk on.
Buz üzerinde yürümek için yeteri kadar kalın.The ice is thick enough to walk on.
Film izlemektense yürümeyi tercih ederim.I'd rather go for a walk than see the movie.
Oraya ulaşmak için uzun bir yol yürümek zorundasın.You have to walk a long way to get there.
Oraya yürümek sadece on dakika aldı.It took only ten minutes to walk there.
Sfenks onun etrafında yürümeye başladı.The Sphinx began to walk around him.
Jack elli mil yürümekten dolayı yorgundu.Jack was tired from having walked fifty miles.
Bir süre sonra yürümeye başladılar.They began to walk after a while.
Bir süre sonra yeniden yürümeye başladılar.They began to walk again after a while.
Bu yolda hiç otobüs olmadığı için yürümek zorunda kalacağız.Since there are no buses on this road, we will have to walk.
Bu hastaların yürüme sorunu var.These patients have trouble walking.
Buradan en fazla on dakikalık yürüme mesafesindedir.It is no more than ten minutes' walk from here.
Buradan belediye binasına yürümek ne kadar sürer?How long does it take to walk from here to the city hall?
Kate parmak ucunda yürümeyi deniyor.Kate tries to walk on tiptoe.
Yürüme şeklini beğeniyorum.I like the way you walk.
Asansör bozuktu ve biz beşinci kata yürümek zorunda kaldık.The elevator was out of order and we had to walk to the fifth floor.
Evlendiğinde ve çocukların olduğunda lafla peynir gemisi yürümediğini fark edeceksin.When you get married and have kids, you'll realize that actions speak louder than words.
Beş mil yürümek için uzun bir mesafe.Five miles is a long distance to walk.
Yirmi mil yürümek için uzun bir mesafe.Twenty miles is a long distance to walk.
Bütün gün yürümekten çok yoruldum.I am dead tired from walking around all day.
Ayda yürümeyi hayal edebilir misin?Can you imagine walking on the moon?
Sağlıklı kalmanın en iyi yolu yürümektir.Walking is the best way to stay healthy.
Lafla peynir gemisi yürümez.Easier said than done.
Şu anda yürümek istemiyorum.I don't want to take a walk now.
Canım şimdi yürümek istemiyorI don't feel like taking a walk now.
Son treni kaçırdım, bu yüzden eve kadar bütün yolu yürümek zorunda kaldım.I missed the last train, so I had to walk all the way home.
Tepenin zirvesine kadar yürümeye ne dersin?How about walking to the top of the hill?
Yürümek için ideal bir gündü.It was an ideal day for walking.
Yürümek iyi egzersizdir.Walking is good exercise.
Yağmur yağmaya başladı fakat biz yürümeye devam ettik.It began to rain, but we walked on.