yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.Zwykli żołnierze chcieli czym prędzej wyruszyć do Jerozolimy.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.W tym okresie spacerowanie lub praca mogą sprawiać problemy.
Gene de yürümeye devam eder .Dalej tylko pieszo.
Karısı Elif, çocukları Hasan, Ummuhan ve kendisi ise yürümektedir.Jego żoną została Senebsen, z którą miał syna Haanchefa i córkę Kemi (imiona po dziadkach).
Demiryolu ile taşınan esirlerin durumları da yürümeye zorlanan esirler kadar trajikti.Równie tragiczny był los jeńców transportowanych koleją.
Nitekim, bu restoranta işler yürümedi.Wala udał się wówczas do restauracji.
Bunun üzerine Timur Suriye'ye yürüme kararı aldı.Wydawało mu się, iż obracają się one w kierunku wschodnim - na Zeuchfeld.
İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.Obaj kontynuowali jazdę.
Hitler, Polonya sorununu halletmişti ve şimdi Fransa’nın üzerine yürümek niyetindedir.My dalej walczyć będziemy za Polskę, wy walczycie za Ukrainę.
Bir süre sonra yürümeye başlar.Po pewnym czasie zaczęli ze sobą chodzić.
Buna rağmen evlilik iyi yürümez.Ich małżeństwo nie jest jednak udane.
Müttefik Devletler Üst Komutanlığı'nın Berlin üzerine yürümek yönünde bir planı yoktu.W 1944 roku alianckie naczelne dowództwo nie planowało walk o Paryż.
Ama yolunda azimle yürümeye devam etmeli.Musisz ją budować krok po kroku.
Sonunda yürümediğine karar verdik ama hala iyi arkadaşız.Pod koniec jednak zrozumie, że postępował źle i stracił dobrego przyjaciela.
Ancak yakın tarihte bürokratik işlerin kolay yürümesi için muhtarlık ayrılmıştır.W praktyce, aktualne rozwiązania techniczne są zbyt wolne.
1866 yılında ilk amatör yürüme şampiyonası organize edilmiştir ve yarışı John Chambers kazanmıştır.W 1962 roku została rozegrana pierwsza edycja turnieju, którą wygrała Margaret Smith.
İngiliz Parlamentosu'na yürüme mesafesindedir.Zajmował się historią parlamentaryzmu angielskiego.
Yusufeli ilçesi, Yaylalar Köyünün Olgunlar Mahallesinden 5-6 saat yürüme ile ulaşılmaktadır.Kiedy poziom wody wzrasta, południowe wiatry mogą wiać przez najbliższe 5-6 godzin.
Göleteği Gölü'ne yaklaşık 20 dakikalık yürüme mesafesindedir.Górna stacja kolejki znajduje się o 20 minut drogi od samego jeziora.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Under denna tid kan det vara svårt för den drabbade att gå eller att arbeta.
İlk olarak Şirvanşah’lar üzerine yürüme kararı alınır.Matcherna inleds med en slantsingling (motsvarande) om vem som börjar serva.
Bir ay sonra gözleri açılır, 1,5 ay sonra ise yürümeye başlarlar.Efter ungefär en månad slår de upp ögonen och en halv månad senare tar de sina första steg.
"Walk on Water" (Türkçe: Suda yürümek), Ira Losco tarafından seslendirilen şarkı.Walk on Water är en låt framförd av sångerskan Ira Losco.
Nitekim, bu restoranta işler yürümedi.Den restaurangen har funnits i verkligheten.
Gene de yürümeye devam eder .Nu vill han vandra vidare.
Ancak Avrupa'daki ilk macerası pek güzel yürümemiştir.I premiären i Australien gick det dock inte så bra.
Yürüyüş yarışları ise yürümekten doğmuştur.Den moderna tävlingsfridykningen föddes.
Bir süre sonra yürümeye başlar.Några steg senare.
Sekiz yaşında iken bir gün ayağa kalktı, yürümeye başladı.Som treåring startade han åtta gånger och vann en.
T-Bag, Patty’yi başından savar savmaz, işlerin böyle yürümeyeceğine karar verir.Men Tiffany tänker inte bara hjälpa Pat för ingenting utan vill ha något tillbaka i gengäld.
Fransız askerler ise çatışma alanına ulaşabilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kaldı.Французькі війська мали йти пішки багато миль, аби дістатись зони бойових дій.
Bir süre sonra yürümeye başlar.До одного року починає ходити.
Dağlarında herkesin yürümesi kolay değildir.Марш в горах є дуже складним.
Yürüyüş yarışları ise yürümekten doğmuştur.Тому змагання було з ходьби.
Hatalı top sürme (İngilizce: Double dribble) Bazen Hatalı yürüme kavramı ile karıştırılır.Поняття стратегії іноді (помилково) плутають з поняттям ходу.
Kocasından boşanmıştır, ikili tekrar bir araya gelseler de işler yürümez.Проте душа її тоді розділилася на дві частини, не дозволивши народитись богу.
Bu çocuklar büyüdükçe normal şekilde yürümeye başlarlar.Діти повільно ростуть, пізніше звичайного починають ходити й сидіти.
Roma'da işler alışılageldiği gibi yürümeye devam etti.У Римі вона продовжила свій звичайний спосіб життя.
Fakat Hasnat'ın kültürü farklı olduğu için ilişki yürümedi ve bu Diana'yı çok üzdü.Проте можливо, що демон сказав це просто, щоб позлити Діна.
İkisi, aynı salonda karşılaşır ve birbirlerine doğru yürümeye başlarlar.Розважаються як можуть та ходять один до одного у гості.
Doğan yavru hemen yürümeyi becerir ve yaklaşık 10 hafta süt emer.Одне маля народжується, і період вигодовування молоком триває близько 10 тижнів.
Etrafı üstü kapalı yürüme yeri bulunan avlusuyla isim yapmıştır.Назва походить від урочища Замковище, де пролягає провулок.
Osmanlıya da Rusya’ya yürümesini teklif etti.Завадовському запропонували покинути Росію.
Koşma, yürüme, ağır şeyler kaldırma yakınmayı arttırabilir.Не тягнеться за шпателем, не тріскається, має підвищену міцність.
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.До місць харчування довгоносики перелітають або йдуть «пішки».
Dışarıya çıkıp karanlıkta yürümeye başlar.Він буде працювати навіть у темряві.
Aynı mantık erkek flamingo çiftlerinin yavrularında da yürümektedir.Те ж саме міркування застосовується до виховання пташенят гомосексуальними парами фламінго.
Bebekler bu dönemde yürümeyi ve ayakta durmayı öğrenirler.Огляд, обробку та зважування дитини на цей час відкладають.
Minnoch, artık yürümez ve neredeyse hareket edemez duruma gelmişti.Лялечка не живиться і здебільшого не може рухатися.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.Během této doby může být chůze nebo práce obtížná.
Yeni yürümeye başladığı günlerde ailesi Wilmington, Kuzey Karolina'ya taşındılar.Brzy po narození se rodina přestěhovala do Wilmingtonu v Severní Karolíně.
Çünkü stadyum yürüme mesafesindedir.Stabilitu zajistíme, že máme chodidla široce vzdálená.
Ancak Avrupa'daki ilk macerası pek güzel yürümemiştir.Evropské dobrodružství nedopadlo dobře.
Toddler'ın istekleri genellikle yürümeyi, konuşmayı ve tuvalete gitmeyi öğrenmektir.Batolata musí hráč naučit na záchod, mluvit a chodit.
İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek.Na obou koncích na ni navazují další červeně značené trasy.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Jak správně myslet, jednat a mluvit.
Sonunda yürümediğine karar verdik ama hala iyi arkadaşız.Nestará se o budoucnost, není dobrý rádce, ale je vytrvalý přítel. .
Askerlerini toplar ve şatosuna doğru yürümekte olan orduyu gözler.Snoubenci pozorují vojsko, které opouští tábor.
Yürümeyi severim.Rád chodím pěšky.
Fransız askerler ise çatışma alanına ulaşabilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kaldı.Trupele franceze a trebuit să mărșăluiască distanțe mari pentru a ajunge la câmpul de bătălie.