yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Daha fazla yürümen gerek.Tienes que andar más.
Daha hızlı yürümeye başladım.Empecé a andar más rápido.
İksirlerin Özellikleri: Kırmızı: Yürüme hızını arttırır.Hay de cuatro tipos: Roja: Incrementa la velocidad desplazamiento.
Bunlardan birincisi çocukluk aşkı olan John Campbell'dı; ancak evlilikleri yürümedi.La primera con John Campbell, pero el matrimonio no duró.
Buna rağmen evlilik iyi yürümez.El matrimonio no marchó bien.
İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.Los dos continúan su caminata.
Bir hortlak gibiydim... belli bir yön işaret edildi ve yürümem söylendi." demiştir.Era como si un policía iracundo me agarrara del brazo y me dijera que siguiera adelante».
Yürüyüş yarışları ise yürümekten doğmuştur.También se llevan a cabo carreras de NASCAR.
Her halukarda, Vitellius'un Germanya'dan İtalya'ya yürüme şeklinden rahatsız olmuştu.Pero estaba el problema de Vitelio, quien llevaba días marchando sobre Italia desde Germania.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.Él tiene que utilizar una silla mecánica para moverse.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Ahora voy, paseamos, hablamos.
Gene de yürümeye devam eder .Y se echa a caminar.
Canlılarda yürüme sadece omurgalılarda ve eklembacaklılarda görülür.Algunas personas escuchan el Zumbido sólo dentro de edificios o estructuras.
Havada ayaküstü tutulunca yürüme hareketleri yapmaya çalışır.Durante el ejercicio un pie está en el aire.
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.Un ejemplo de disfemismo es "espicharla" o "estirar la pata" por morir.
O sırada Dale açık arazide yürümektedir ve ölmek üzere olan bir ineğe rastlar.Los Eds, por el contrario, están marchando por un campo de vacas, esperando con impaciencia su llegada.
Yağmur yağmaya başladı fakat biz yürümeye devam ettik.Cominciò a piovere, ma continuammo a camminare.
Tek başıma gece geç saatlerde eve yürümemeliydim.Non avrei dovuto andare a casa a piedi da sola a tarda notte.
Sanırım gece yalnız yürümek tehlikelidir.Credo che sia pericoloso passeggiare da soli di notte.
Derin karda yürümek bize zor geldi.È stato difficile per noi camminare nella neve alta.
Buradan istasyona yürümek yaklaşık 15 dakika sürüyor.Da qui alla stazione ci vogliono circa 15 minuti a piedi.
Yürümek en iyi egzersizdir.Camminare è il miglior esercizio.
Onlar ona doğru yürümeye başladı.Iniziarono a camminare verso di lei.
MotorCity Casino Hotel'e yürüme mesafesindedir.È a pochi passi dal MotorCity Casino Hotel.
Ancak Avrupa'daki ilk macerası pek güzel yürümemiştir.La sua avventura in Europa non inizia nel migliore dei modi.
1926 yılında Marguerite Cerruti ile evlense de evlilikleri yürümez ve 1928 yılında boşanırlar.Nel settembre del 1926 si sposa con Marguerite Cerruti, per poi divorziare il 1928.
Video, Rihanna'nın uzaklaşıp siyah arka plana yürümesiyle bitiyor.Il video si conclude con Rihanna allontanarsi lentamente in uno sfondo scuro.
Ancak yakın tarihte bürokratik işlerin kolay yürümesi için muhtarlık ayrılmıştır.Il tutto non fa che gravare sul già complesso iter burocratico delle visite.
Buna rağmen evlilik iyi yürümez.Ciò nonostante il matrimonio non fu molto felice.
Hastalık, kendini yürümede zorluklar, dizde genel bir ağrı olarak göstermektedir.Il trattamento è riservato solo a quelle condizioni che sviluppano una rigidità dolorosa del piede.
Dışarıya çıkıp karanlıkta yürümeye başlar.Così cominciò a frugare nel buio.
Fakat işler istediği gibi yürümez ve Castiel anlaşmayı bozar.Il piano però non va come dovrebbe e Castle si ritrova nei guai.
Bir süre sonra yürümeye başlar.Gradualmente ha ricominciato a camminare.
Jimmy Vulmer: Yürüme engellidir.Kirk Duncan: Piano.
Ben uzun mesafeler yürümeye alışkın değilim.Я не привык ходить на дальние расстояния.
Otobüs olmadığı için, yürümek zorunda kaldım.Так как автобуса не было, мне пришлось идти пешком.
Doğada yürümekten hoşlanırım.Мне нравится гулять на природе.
Ali daha ilkokulu bitirmeden kamışa su yürümeye başlamıştı.До окончания начальной школы, у Али начала возникать эрекция.
Bir hortlak gibiydim... belli bir yön işaret edildi ve yürümem söylendi." demiştir.Тогда я был зомби… мне указали некоторое направление и приказали маршировать».
Bu arada Devlet Düşmanı ilan edilen Maximinus, başka bir ordu ile Roma'ya doğru yürümeye başlamıştı.Между тем Максимин, теперь объявленный врагом народа, уже начал поход на Рим с другой армией.
Gene de yürümeye devam eder .Затем они продолжают идти.
Bir süre sonra yürümeye başlar.Однажды он решил пройтись пешком.
Bastonla yürümektedir.Ходит с тростью.
Yürümez, uçar.Делать нечего — лечу.
Müttefik Devletler Üst Komutanlığı'nın Berlin üzerine yürümek yönünde bir planı yoktu.Итальянское пограничное командование не знало, что делать.
İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek.Далее по бокам следуют ещё две красные полосы.
Yürüme sırasında arkaya uzanır.От обочины она едет задним ходом.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.Запрещены также удары по клюшке соперника, либо её подъём или прижимание ко льду.
Dışarıya çıkıp karanlıkta yürümeye başlar.Оба идут и блуждают в темноте.
İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.С тех пор они гастролируют вместе.
Parmak uçlarında yürüme birçok faktöre bağlı olabilir.А нас можно будет уже по пальцам пересчитать.
Haçlı askerleri hemen Kudüs'e yürümek istemekteydiler.Армия крестоносцев продолжала свой путь к Иерусалиму.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Вспоминай как мы дрались, ссорились, гуляли.
Söylenenlerden memnun kalmayan binlerce kişi Dağlık Karabağ'a doğru yürümeye başlamıştır.Британцы не могли воспользоваться десятками своих орудий, остававшихся у подножия крутых холмов.
Yarışçıların bazen bisikletten inerek yürümeleri ve bisikletlerini omuzlarında taşımaları gerekir.Игрок должен уезжать от неё на велосипеде.
Hastalığın sonucu olarak önce topallamaya başladı; ardından da yürüme, konuşma yetilerini kaybetti.Был одним из первых, кто встретил Дио после воскрешения, и тогда чуть не потерял жизнь, но со страхом сбежал.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.خلال هذا الوقت، قد يكون من الصعب على الشخص المشي أو العمل.
Buradaki seviye seyr billah (Allah ile birlikte yürümek) tir.وكذلك "مريد الله الصادق" يحافظ على ورده لأنه عهد مع الله وهو بذلك يكون متّصلا بسلسلة أولياء الطريقة.
Abbas’a onlarla beraber Kemh (Kemah) üzerine yürümeyi emretti.وأطلقوا عليه كوبري "أبو العلا" أي أصبح "أبو العلا" أشهر ما في هذا الحي العتيق.
Ancak işler planlandığı gibi yürümez.ومع ذلك لم تسير الأمور كما كان مخطط لها.