yürüme ile cümle

yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin.And do not walk haughtily on the earth; you can never split the earth, nor be as high as the hills.
Yeryüzünde kabara kabara yürüme.And walk not on the earth with conceit and arrogance.
Çocuk kendisinin yanısıra yürümeye başlayınca: "Ey oğulcuğum!And, when he (his son) was old enough to walk with him, he said: "O my son!
Yeryüzünde kasılıp kabararak yürüme!And walk not on the earth with conceit and arrogance.
Yeryüzünde kibir ve azametle yürüme!And walk not on the earth with conceit and arrogance.
Görüp de donuk sandığın dağlar, bulutun yürümesi gibi yürümektedir.And you will see the mountains which you think to be firm pass by like clouds.
Sen dağları görürsün de, yerinde durur sanırsın. Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler.And you will see the mountains which you think to be firm pass by like clouds.
Oysa onlar bulutların yürümesi gibi yürümektedirler.In fact, they move like clouds.
Oysa onlar bulutun yürümesi gibi yürümektedirler.In fact, they move like clouds.
xsldbg' nin Yürüme Hızını AyarlaConfigure xsldbg's Walk Speed
Islak sabahlarda özellikle yeşil yerlerde yürümeyi seviyorum.I like to walk in the wet morning especially where it is green.
"Lafla peynir gemisi yürümez."'Talk is cheap.
Laf ile peynir gemisi yürümez Söylediği ile yaptığı bir olmalı.He should walk his talk.
İşte bunu başardığımızda proje kendi kendine yürümeye başlayıp tamamen hayata geçmiş olacak.Then the whole project would become self-sustainable and completely implemented.
Ancak belediye başkanın işlerin yavaş yürümesinden memnun değil.The mayor, however, is unhappy with the slow pace.
Oğuzlu, "Türkiye ince bir çizgide yürümeye çalışıyor."Turkey is trying to walk a fine line.
Ve de sosyal medyanın geniş kitlelere ulaşan etkisi sayesinde, girişim yürümeye başlamış.And thanks to the far-reaching effect of social media, the initiative has taken off.
"İşler her zamanki gibi yürümeyecek."There will be no business as usual.
Statü müzakerelerinin başlangıçta mekik diplomasisi şeklinde yürümesi bekleniyor.The status talks are expected to initially be in the form of shuttle diplomacy.
Avrupa'da oynadıklarını görmek için yürümek zorunda kalsam bile umrumda olmaz.I don't care if I have to walk to see them play in Europe.
Ticaret böyle yürümez." dedi.That is not how the trade process works," Nedim Catovic, the head of UNDP in BiH, told SETimes.
Film uyarlaması için bkz: Billy Lynn Uzun Devre arasında Yürümek (film)For the film adaptation, see Billy Lynn's Long Halftime Walk (film)
Ev Kokura İstasyonu'na on dakikalık yürüme mesafesindedir.It is a ten-minute walk from Kokura Station.
Huzursuz, Fridolin ayrılır ve sokaklarda yürümeye başlar.Restless, Fridolin leaves and begins to walk the streets.
Kinesin mikrotübülün üzerinde yürümek için nano boyuttaki protein domain dinamiklerini kullanır.Kinesin uses protein domain dynamics on nanoscales to walk along a microtubule.
Hobileri kitap okuma ve yürümektir.Evli ve bir kız, bir erkek çocuk babasıdır.His hobbies include reading and walking. He is married and has one daughter and one son.
Oyuncu, radikaller, reformistler ve muhafazakarlar arasında bir çizgide yürümelidir.The player must walk a line between radicals, reformists, and hardliners.
Rico yaya olarak yürüme, yüzme ve zıplamanın yanı sıra silah kullanma yeteneğine de sahiptir.On foot, Rico is capable of walking, swimming and jumping, as well as utilizing weapons.
Üst vücut hareketliliğini yeniden kazanan Bikile, bir daha asla yürümemiştir.He regained some upper-body mobility, but he never walked again.
Olumlu ve iyimser olmaya devam etmek için yürümeye devam etme gücüne nasıl sahipsin?How do you have the strength to keep on walking, to keep being positive and optimistic?
Bir akro dansçı elleri üzerinde yürümeden önce amuda kalkıyorAn acro dancer pauses in a precision handstand before handwalking across the stage.
Kolları uzun ve ağır pençeliydi, sadece parmak eklemleri üzerinde yürümelerine izin veriyordu.Its arms were long and heavily clawed, allowing them to walk on their knuckles only.
II, III ve IV dereceleri, eğer hayvan yürümekte zorlanıyorsa, düzeltmek için ameliyat gerektirir.Grades II, III, and IV require surgery to correct, if the animal has difficulty walking.
Dünya Savaşı'nda koltuk değnekleriyle yürümek zorunda kalmasına rağmen askerleri ağırladı.She entertained the troops in World War II despite having to walk with crutches.
Bu, Proterogyrinus'a karada yürüme ve avlanma yeteneği verecekti.This would have given Proterogyrinus the ability to walk and hunt on land.
Ek olarak, uzuvları yürümek yerine güçlü kürek çekişi için evrimleşmiş gibi görünüyor.Additionally, its limbs appear to have evolved for powerful paddling rather than walking.
Otel, havalimanına 15 dakikalık yürüme mesafesindedir ve otele ring otobüsüyle ulaşılabilir.[1]The hotel is a 15-minute walk from the airport terminal and can be reached by shuttle bus.[1]
Gezinmek veya yürümek (Rusça : гулять, gulyat ') Rus toplumunda çok yaygındır.Strolling or walking (Russian: гулять, gulyat') is very common in the Russian society.
Yürümeyi zor buluyordu ve zorlanıyordu.He found it difficult to walk.
A. africanus, yürümede insanlardan daha az etkili olsa da, yetkin bir iki ayaklıydı.A. africanus was a competent biped, albeit less efficient at walking than humans.
Beni her kim takip ederse asla karanlıkta yürümeyecek fakat yaşamın ışığı onunla olacak. „Whoever follows me will never walk in darkness, but will have the light of life.
Bu noktada Rüknüddevle, Adudüddevle'ya Vasit'e yürümesini ve İzzüddevle'yi rahatlatmasını emretti.At this point, Rukn al-Dawla ordered 'Adud al-Dawla to march on Wasit and relieve Izz al-Dawla.
Ayrıca havaalanı terminaline yürüme mesafesinde Premier Inn ve Travelodge UK bulunmaktadır.There is also a Premier Inn and a Travelodge UK within walking distance to the airport terminal
Uyumaya hazırlanırken yatak kalenin her yerinde yürümeye başlar.He lay down on it, preparing for sleep, but it began walking all over the castle.
Onu giydiriyormuş gibi yaparlar ve kral tüm şehrin önünde bir geçit töreninde yürümeye başlar.They mime dressing him and he sets off in a procession before the whole city.
Geceleri yalnız başına sokaklarda yürümekten kaçının.Vermeiden Sie es, nachts allein auf den Straßen zu sein.
Yürümeyi öğrenmeden önce koşmayı öğrenmemi istiyor.Er will, dass ich laufen lerne, ohne dass ich vorher gehen gelernt hätte.
Karda zordu yürümek.Es ist schwer auf Schnee zu laufen.
Köpeğini boşta yürümeye bıraktı.Er hat seinen Hund im Freien laufen lassen.
Yağmur durar durmaz yürümeye çıkalım.Lass uns spazieren gehen, sobald der Regen aufhört.
Bu hazırlıklara rağmen Aemilianus, iddiası için savaşmak üzere İtalya'ya yürümeye devam etti.Trotz dieser Maßnahmen marschierte Aemilianus nach Italien, um seinen Anspruch durchzusetzen.
İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.Wir sind spazieren gegangen beide.
Gene de yürümeye devam eder .Ich gehe trotzdem zu Fuß.
Abbas’a onlarla beraber Kemh (Kemah) üzerine yürümeyi emretti.Auch soll er mit ʿAbd al-Qādir al-Dschīlānī zusammengetroffen sein.
"You Let Me Walk Alone" (Türkçe: Yalnız yürümeme izin verdin), Michael Schulte tarafından seslendirilen şarkı.You Let Me Walk Alone ist ein englischsprachiges Lied von Michael Schulte.
Kısa bir duraksamadan sonra Takaki kendi kendine gülümser ve yürümeye devam eder.Takaki wendet sich mit einem Lächeln ab und geht weiter.
Yeni yürümeye başladığı günlerde ailesi Wilmington, Kuzey Karolina'ya taşındılar.Kurz nach seiner Geburt zog seine Familie nach Wilmington, North Carolina.
Karşı duranları ölümle ya da buz üzerinde yürümekle cezalandırırlar.Die Einwohner nutzen den Steinbruch zum Baden bzw. zum Eislaufen.
Spartaküs, ister istemez güneye yürümek zorunda kaldı.Pineau war gezwungen, sich in die Südzone zu begeben.
Parkta birlikte yürümeye başlarlar ve film sonlanır.Mit einer Kamerafahrt um einen Baum herum beginnt und endet der Film.

İlgili Sayfalar