yürüme ile cümle
yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
IAAF Dünya Yürüme Kupası öncesinde ise Coppa Città di Sesto San Giovanni mücadelesini kazandı.Just prior to the IAAF World Race Walking Cup he won at the Coppa Città di Sesto San Giovanni.
Ancak Avrupa'daki ilk macerası pek güzel yürümemiştir.However, his first races back in Europe were not very successful.
Çünkü kendi yapay vücuttur, yürümek için gürültüler yapar.Because of his artificial body, he makes mechanical noises when he moves.
Çünkü stadyum yürüme mesafesindedir.The train station is in walking distance.
Kuru Sabka etrafında yürümek ya da 4x4 arazi araçlarıyla gezmek rahattır.It is easy to walk or drive 4x4 vehicles across the dry sabkha.
Birleştirilmiş dizideki boşluklar primer yürümesi yapılarak doldurulabilir.Gaps in the assembled sequence may be filled by primer walking.
Üniversiteye üç dakika yürüme mesafesindedir.He walked 3 miles each way to the schoolhouse.
Aynı mantık erkek flamingo çiftlerinin yavrularında da yürümektedir.The same reasoning has been applied to male flamingo pairs raising chicks.
Ondan sonra yine Antakya üzerine yürümeye başladı.And he started off again on his horse.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...How they look, talk and walk.
Video, Rihanna'nın uzaklaşıp siyah arka plana yürümesiyle bitiyor.The video ends with Rihanna walking away slowly into a dark background.
Video üyelerin farklı yönlere doğru yürümesiyle sona erer.The video ends as the band walk off in separate directions.
Göleteği Gölü'ne yaklaşık 20 dakikalık yürüme mesafesindedir.It is just 20 minutes by walk for the village.
Parkta birlikte yürümeye başlarlar ve film sonlanır.The two walk together and the film ends.
İkisi, aynı salonda karşılaşır ve birbirlerine doğru yürümeye başlarlar.It ends with both of them alone in a bedroom and kissing each other.
İlişkinin yürümesi için çok çabalamanız gerekiyor." dedi.You have to work hard to make it work."
Buna rağmen evlilik iyi yürümez.The marriage does not work.
Bu sırada Berkeley’deki siklotronlarla ilgili iş yürümeye devam etti.Meanwhile, work continued at Berkeley with cyclotrons.
Bastonla yürümektedir.He walks with a stick.
Kısa bir duraksamadan sonra Takaki kendi kendine gülümser ve yürümeye devam eder.After some time, Irma opens the truck windows and smiles to herself.
Bir hortlak gibiydim... belli bir yön işaret edildi ve yürümem söylendi." demiştir.It was like being grasped at the upper arm by a testy policeman and told to move on".
İkincisi ise yollardaki kırmızı çizgileri takip ederek yürümek.Red routes are marked with red lines at the sides of the road.
Diğer 4 çift üye, yürüme görevini yüklenmiştir.The remaining six contestants are given their second mission.
Bazı yönleriyel ipte yürüme etkinliğinden ayrılır.Ver complaints with moving away.
Gene de yürümeye devam eder .She continued to walk.
İki arkadaşı ise yürümeye devam etmiştir.Two of his sons followed his footsteps.
Ancak yakın tarihte bürokratik işlerin kolay yürümesi için muhtarlık ayrılmıştır.Instead, they relied on slow-moving bureaucracies.
Sistem her 2 yıllık periyotlar şeklinde yürümektedir.The FISU stages its events every two years.
Dışarıya çıkıp karanlıkta yürümeye başlar.He willingly walks into the darkness.
"Walk on Water" (Türkçe: Suda yürümek), Ira Losco tarafından seslendirilen şarkı."Walk on Water" is a song performed by Maltese singer Ira Losco.
Karısı Elif, çocukları Hasan, Ummuhan ve kendisi ise yürümektedir.He is survived by his wife Asiya, sons Imran and Kaleem, and daughters Yumna and Diba.
O sırtını arkaya cekip usulca yürümekle göstermiştirki, hiç bir zaman düşman karşısından kaçmayacak.He carries his charge through so that he is never shoved back upon his runner.
Diabaínein “bacakları ayırarak yürümek”, ya da “ bacakları ayırarak oturmak” anlamına gelir.Obliqua means ‘slanting’, ‘having unequal sides’, or ‘oblique’.
Avcı bu dünyada yürümez" der."That Dogma Won't Hunt".
Abbas’a onlarla beraber Kemh (Kemah) üzerine yürümeyi emretti.Al-Abbas came to him and demanded his share in the inheritance.
T-Bag, Patty’yi başından savar savmaz, işlerin böyle yürümeyeceğine karar verir.T-Bag will stop at nothing to get what he wants and lets nothing stand in his way.
İsyancı askerlerin Konstantinopolis üzerine yürümekte oldukları haberleri gelmeye başladı.In any case, the rebel forces advanced on Constantinople.
Bunlardan birincisi çocukluk aşkı olan John Campbell'dı; ancak evlilikleri yürümedi.They had one daughter, Elizabeth Campbell, in 1850, but she did not survive to adulthood.
Yürümek için koltuk değneği kullanır.She uses prosthetic legs to walk.
Saitama Metro Hattı'nda yer alan Urawa-Misono istasyonuna 15-20 dakikalık yürüme mesafesindedir.The stadium is a 15 to 20 minute walk from Urawa-Misono Station on the Saitama Railway Line.
Bu çocuklar, dik yürümeyi beceremiyorlarmış.These children were unable to walk upright.
Etrafta yürümekten korkar oluyorlar.They get scared to walk around.
Sahip olduğum zaman dinledim onlar zorunda kaldım Ben yakın aşağı yukarı yürümeye başladı, söyleWhen I had listened to all they had to tell, I began to walk up and down near
Bugün saat 5'de varıyor, ve eve yürümeye başlıyor.Today she arrives at 5 o'clock, and she begins to walk home.
Bev yürümek için kaç dakika harcadı?How many minutes did Bev walk?
Hatırlayın, kadın oraya 1 saat erken vardı ve 5'de oradaydı ve yürümeye başladı.Remember, she arrived an hour early and arrives at 5 o'clock, and then she starts walking.
Kadın saat 5'de vardı, saat 5, ve yürümeye başladı.She arrives at 5:00, 5 o'clock, and just starts walking.
"Sokaktan aşağıya yürümek" ve "gökyüzü maviydi" ve "acil" !"Was walking along the street" and "sky was blue" and "emergency"!
Ben tüm th 'yolu yürümek değildi.I didn't walk all th' way.
O, bu yol üzerinde yürümek gibi. " Ah!He'll like to walk over this way."
"Tha koridorlarında yürümeye gitmeyecek ' 'dinlemek'."Tha' mustn't go walkin' about in corridors an' listenin'.
Yürümek zorlaşıyor.Walking is becoming difficult.
Hikayesi yürümedi ve çok üzgündüm, fakat sizlerin hayranı olarak kalmaya devam ettim.And then the pilot didn't go and I was so sad, but I kept remaining a fan of yours.
- Hadi! Nat, yürümeye devam et, devam et!Nat, keep moving.
- Hayır. - Yürümeye devam etmeliyiz!We've got to keep moving!
Yürümeye devam etmeliyiz.We've got to keep moving.
Bu kadar yeter. onları uyandır ve yürümelerini sağla.That's enough. Wake them and walk them.
Yürümek yasak mı?Is it forbidden to walk?
Tek yapman gereken elini duvara koymak ve yürümek.Just keep your hand to the wall and follow it.
Ve adam bir eli duvarda yürümeye başlamış.And he was walking like this... Touching the wall all the way...