yürüme ile cümle

yürüme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom hiç bir yere yürümez.Tom doesn't ever walk anywhere.
Tom eve yürümem gerektiğini söylüyor.Tom says I should walk home.
Tom eve yürümemizi önerdi.Tom suggested we walk home.
Tom yürümeten hoşlanmıyor.Tom dislikes walking.
Seninle eve yürümeme izin ver.Let me walk you home.
İstasyondan beş dakikalık yürüme mesafesinde bir daire arıyorum.I'm looking for an apartment within a five-minute walk from the station.
Ben bazen okula yürüyorum, ama Tom asla yürümez.I sometimes walk to school, but Tom never does.
Postane yürüme mesafesindedir.The post office is within walking distance.
Yürümektense bir taksi tutmayı tercih ederim.I'd prefer to take a taxi rather than walk.
Dün gece eve yürümek zorunda kaldım.I had to walk home last night.
Tom yürümek istiyordu.Tom wanted to go for a walk.
Tom yürümek istemiyor.Tom doesn't want to walk.
Tom yürümek istemedi.Tom didn't want to walk.
Yürümek istemiyorum.I don't want to walk.
Yürümeyi tercih ediyoruz.We prefer to walk.
Sami asla yalnız yürümedi.Sami never walked alone.
Tom'un oraya yürümek için zamanı yoktu, bu yüzden arabayla gitti.Tom didn't have time to walk there, so he drove.
Tom Mary'ye yürümeyi sevip sevmediğini sordu.Tom asked Mary if she liked to walk.
Tom, Mary'ye onunla plaja yürümek isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary if she'd like to walk to the beach with him.
Okula çok sık yürümem.I don't walk to school very often.
Bugün okula yürümek istemiyorum.I don't want to walk to school today.
Sami yürümeye devam etti.Sami kept walking.
Sami sadece yürümeye devam etti.Sami just kept walking.
Yürümek zorunda kalmasam gerçekten oraya yürümek istemiyorum.I really don't want to walk there if I don't have to.
O kadar uzağa yürümek istemiyorum.I don't feel like walking that far.
Gece tek başına yürüme.Don't walk alone at night.
Tom yürümeyi sevmiyor.Tom doesn't like walking.
Lütfen çimenlerin üzerinde yürümeyin.Please don't walk on the grass.
O yağmurda yürümeyi seviyor.She likes walking in the rain.
Yürümek istedim.I wanted to walk.
İlişkileri birkaç ay sonra yürümedi ve bitti.Their relationship fizzled out after a few months.
Yürümesi çok yavaş.He walks very slowly.
Kazadan sonra tekrar yürümekte güçlük çekti.She struggled to walk again after the accident.
Yürümek, düşünmeme yardımcı oluyor.Walking helps me think.
Daha fazla yürümen gerek.You need to walk more.
Su bulma umuduyla aynı yönde yürümeye devam ettik.We kept walking in the same direction, hoping to find water.
Tom otobüs biletine para vermektense on kilometre yürümeyi tercih etti.Tom preferred to walk ten kilometres rather than pay money for a bus ticket.
Bu kadar çok yürümekten çok yoruldum.I'm exhausted from walking so much.
Bu kadar çok yürümekten yıprandım.I'm exhausted from walking so much.
Beni arabanla götürürsen yürüme zahmetinden kurtulmuş olurum.If you gave me a ride, it would save me a walk.
Daha hızlı yürümeye başladım.I started to walk faster.
Yürümek iyi bir egzersizdir.Going by foot is good exercise.
Tekrar yürümeyi öğrenmek zorunda kaldı.She had to learn to walk again.
Işık yandığında Felix yürümeye devam etti.When the light came on, Felix continued walking.
Felix yavaşça telefon kabinine yürümeye başladı.Felix slowly started walking to the phone booth.
Felix minibüse doğru yürümeye başladı.Felix started walking to the van.
Felix vana doğru yürümeye başladı.Felix started walking to the van.
Sahilde çıplak ayakla yürümeyi seviyorum.I like walking barefooted on the beach.
Daha fazla yürümem gerek.I need to walk more.
Daha sık yürümem gerekir.I need to walk more often.
Stefan kamyona dönmek için yürümeye başladı.Stefan started walking back to the truck.
Stefan yalnız yürüme eğilimindeydi.Stefan tended to walk alone.
Stefan yalnız yürümeye meyilliydi.Stefan tended to walk alone.
Hatti ülkesi toplanmadı ve bana karşı yürümedi, bu yüzden ben istediğimi yaptım.Hatti-land did not assemble and did not march against me, so I did what I wanted.
Daha yüksek bir yüzde sonunda on yıllık bir aralıkta yürüme yeteneğini kaybedecektir.A higher percentage will eventually lose the ability to walk within a ten-year interval.
Bu süre zarfında kişi yürümekte ve çalışmakta zorluk çekebilir.During this time, it may be difficult to walk or work.
Kennedy konuşmasını bitirdiğinde balo salonuna yürümeyi planlar.Kennedy planned to walk through the ballroom when he had finished speaking.
Kendi şarkılarımı söylemeye karar verdiğimde ayıldım ki, böyle taklitle yürümez.When I decided to sing my own songs, I became aware that it doesn't work like that, with imitation.
Bu etki bazı böceklerin su üzerinde yürümesine olanak verir.This allows insects to walk on water.
Osmanlı ordusu tek küme olarak Arnavutluk'a yürümedi.The Ottoman army did not march into Albania in one group.

İlgili Sayfalar