Tom çok yüksek sesle konuşur.Tom talks very loud.
Yüksek topuklu giymekten hoşlanmam.I don't like wearing high heels.
Bu kadar yüksek sesle konuşmana gerek yok.You don't need to talk so loud.
Yüksek maaşlı bir işim yok.I don't have a high-paying job.
Yüksek sesli müziğe dayanamıyorum.I can't stand loud music.
Tom yüksek hızlı bir trene bindi.Tom took a high-speed train.
Yüksek sesli müzikten hoşlanırım.I like loud music.
Dünyadaki en yüksek gelgit Kanada'dadır.The highest tide in the world is in Canada.
Sesini yükselt, Tom. Seni duyamıyorum.Speak up, Tom. I can't hear you.
Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?Could you speak a little louder?
Tom'un yüksek lisans derecesi var.Tom has a master’s degree.
Tom'un yüksek lisans diploması var.Tom has a master’s degree.
Tom, Mary'yi uyandırmak için yukarı çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Tom, Mary'yi uyandırmak için yukarı kata çıktı.Tom has gone upstairs to wake Mary up.
Sami yükselen bir tenis yıldızıydı.Sami was a rising tennis star.
Sami yüksek bir ses işitti.Sami heard a loud noise.
Sami hizmeti için yüksek bir fiyat ödedi.Sami has paid a stiff price for his service.
Yüksek sesle konuşmana gerek yok.There's no need for you to talk so loud.
Soğuk su, sıcak sudan daha yüksek bir yoğunluğa sahiptir.Cold water has a higher density than warm water.
Sami, Kuzey Carolina yüksek sosyetesinde büyüdü.Sami grew up in North Carolina high society.
Sami'nin evinden alevler yükseldi.Sami's house erupted in flames.
Sami yüksek eğitim aldı.Sami got higher education.
Kamera yukarıdayken Sami aşağıya bakıyor.Sami is looking down here while the camera is up there.
Sami mobilyayı yüklemek için oradaydı.Sami was there to load the furniture.
Helikopter yukarıda dolaşıyor.The helicopter is circling above.
Bu kadar yüksek sesle sakız çiğnemeyi kesebilir misin?Can you stop chewing gum so loudly?
Sami yüklü bir tabanca çaldı.Sami stole a loaded pistol.
Sami fotoğrafları yükledi.Sami uploaded the photos.
Telefon faturası bu ay çok yüksekti.The phone bill was very high this month.
Almanya % 10 civarındaki oranıyla Avrupa'daki en yüksek vejetaryenlik oranına sahiptir.At around 10%, Germany has the highest rate of vegetarianism in Europe.
Tom'un pahalı zevkleri ailenin mali durumuna bir yük oluyordu.Tom's expensive tastes put a strain on the family's finances.
Tom bir yüklenici.Tom is a contractor.
Güvenlik güncellemelerini yüklüyorum.I'm installing security updates.
Bu bina ne kadar yüksek?How tall is that building?
Sami yeni bir video yükledi.Sami uploaded a new video.
Sami'nin videosu yüklendi.Sami's video was uploaded.
Bu asansör yukarı çıkıyor.This elevator is going up.
Tom'un kamyoneti yüklemesine yardım et.Help Tom to load the truck.
Tom her zamankinden daha yüksek sesle konuştu.Tom spoke louder than usual.
Tom yukarıda, değil mi?Tom is upstairs, isn't he?
Maaşım olduğunu düşündüğün kadar yüksek değil.My salary isn't as high as you think it is.
Bu raf benim ulaşmam için çok yüksek.That shelf is too high for me to reach.
Tom kendisinden daha yüksek statüde biriyle evlendi.Tom married above his station.
Aşağı yukarı aynı.It's in the same ballpark.
Aşağı yukarı aynılar.They're in the same ballpark.
Tom Boston yüksek sosyetesinin en gözde bekârlarından.Tom is one of the most eligible bachelors of Boston high society.
Geçen hafta aşağı yukarı kaç bardak süt içtin?About how many glasses of milk did you drink last week?
Gazze Şeridi yüksek güvenlikli bir hapishanedir.The Gaza Strip is a maximum security prison.
Tom arabayı yüklüyor, değil mi?Tom is loading the car, isn't he?
Dağ deniz seviyesinden 5000 metre yüksekte.The mountain is 5,000 meters above sea level.
Tom yanlışlıkla silinen yazılımı yeniden yükledi.Tom reinstalled the software that had accidentally been deleted.
Bazen dalgalar gemilerden daha yüksektir.Sometimes the waves are higher than the ships.
Tom'un yükseklik korkusu var, değil mi?Tom is afraid of heights, isn't he?
Tom yüksekten korkuyor, değil mi?Tom is afraid of heights, isn't he?
Sami videoyu YouTube'a yükledi.Sami uploaded the video on YouTube.
Yükselen burcun ne?What's your ascendant?
Yükselenin ne?What's your ascendant?
Biraz daha yüksek sesle konuşabilir misiniz lütfen?Could you please speak a little louder?
Lütfen biraz daha yüksek sesle konuşabilir misin?Could you please speak a little louder?
Yüksek ateşte pişirmeyle kısık ateşte pişirmenin ne farkı var?What's the difference between boiling and simmering?