Ana içeriğe geç
Sözlük

yük ile cümle

yük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom birinci sıraya yükseldi.Tom moved up to first place.
Tom çok yüksek ruhludur.Tom is in very high spirits.
Tom yukarı bile çıkmadı.Tom didn't even go upstairs.
Beklentilerimiz yüksek.Our expectations are high.
Dün petrol fiyatları yükseldi.Oil prices rose yesterday.
Kendime çok yükleniyorum.I'm really hard on myself.
Nehir seviyesi yüksektir.The river level is high.
Ölüm oranı yüksekti.The death rate was high.
Bizim güvenimiz yüksekti.Our confidence was high.
Doğum oranları fazla yüksek.Birthrates are too high.
Kira gittikçe yükseliyor.Rent is getting higher.
Tom yüksek sesle ağlamaya başladı.Tom began to cry loudly.
Onlar çok daha yüksektiler.They were much higher.
Yukarı baktım ve Tom'u gördüm.I looked up and saw Tom.
Yüksek sesli bir patlama oldu.There was a loud bang.
Fiyat etiketi yüksek.The price tag is high.
Bana yüksek gibi görünüyor.That seems high to me.
Daha yüksek sesle konuşman gerekiyor.You need to speak up.
Altın daha da yükseliyor.Gold is going higher.
Onların ücretleri yükseldi.Their wages went up.
Tom yüksek sesle hıçkırarak anlattı.Tom sobbed out loud.
Hedeflerim yüksek.My goals are lofty.
O oldukça yüksek sesliydi.It was pretty loud.
Tom yüksek sesle lanetledi.Tom cursed loudly.
Tom bildiğim başka herkesten daha yüksek sesle horluyor.Tom snores louder than anyone else I know.
Kirletenler başkalarına yükledikleri masrafları ödemeliler.Polluters should pay the costs that they impose on others.
Gençlerin işsizlik oranı her zaman yüksek.The youth unemployment rate is at an all-time high.
Hedeflerimizi her zaman yüksek tutmalıyız.We must always aim high.
Borcu yüz dolara yükseldi.His debt increased to one hundred dollars.
2008 yılında dünya et üretimi 300 milyon tona yükseldi.In the year 2008 the world meat production increased to 300 million tons.
Ses gerçekten yüksek.The sound is really loud.
Sanırım aşağı yukarı istediğim bilgisayarı alacak kadar param var.I think I have just about enough money to buy the computer that I want.
Onunla yüksek sesli müzik hakkında konuşacağım.I'll talk to him about the loud music.
Seni çok iyi duyamıyorum. Sesini yükseltebilir misin?I can't hear you very well. Can you speak up?
İlaç almadan yüksek tansiyonumu nasıl düşürebilirim?How can I lower my high blood pressure without medication?
Bu caddede aşağı yukarı yürüyerek saatler harcadım.I spent hours walking up and down on this street.
Onun yukarı çıkmadığından emin olun.Make sure he doesn't go upstairs.
Tom'un yukarı çıkmadığından emin olun.Make sure Tom doesn't go upstairs.
Fadıl ve Dania yüksek sesle tartışıyorlardı.Fadil and Dania were arguing loudly.
Hâlâ yukarıdayım.I'm still up.
Tom çok yüksek sesli olduğumu söyledi.Tom said I was too loud.
Tom daha yüksek bir maaş istedi.Tom wanted a higher salary.
Patron bir haftalık ücretimi yükseltti.The boss advanced me a week's wages.
Piyanoyu nasıl yukarı çıkaracağız?How are we going to get the piano upstairs?
Konsere katılım çok yüksekti.The concert was very well attended.
Kamyona kaç kutu yüklediniz?How many boxes did you load on the truck?
Geçen yıl bu zamanda olduğu kadar aşağı yukarı aynı ağırlıktayım.I'm roughly the same weight as I was at this time last year.
Fiyatın biraz yüksek olduğunu düşündüm.I thought the price was kind of high.
Tom'u yukarıdaki yatak odasına taşıdım.I carried Tom upstairs to his bedroom.
Mary yüksek topuklu ayakkabılar giyiyor.Mary is wearing high heels.
Tom'a fazla yüklenmek istemiyorum.I don't want to be too hard on Tom.
Karanlıkta yalnız başına yukarı çıkmak istemiyorum.I don't want to go upstairs alone in the dark.
O kadar yükseğe atlayabilir misin?Can you jump that high?
Kamyoneti yükledim.I loaded the van.
O mağazadaki fiyatların fazla yüksek olduğunu düşündüm.I thought the prices at that store were too high.
Tom ve Mary yüksek sesle tartışıyorlardı.Tom and Mary were arguing loudly.
İlk olarak sesimi yükselttim.I spoke up first.
Çatışma hızla futbol maçından diplomatik bir krize yükseldi.The conflict quickly escalated from a soccer game to a diplomatic crisis.
Uluslararası ilişkiler alanında yüksek lisans yapmayı planlamıştı.He planned to seek a master's degree in international relations.
Uluslararası ilişkilerdeki oynaklık petrol fiyatlarını yukarıda tutuyor.Volatile international relations are keeping oil prices high.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod