Ana içeriğe geç
Sözlük

yük ile cümle

yük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom güneş fotovoltaik paneli yükleyicisidir.Tom is a solar photovoltaic panel installer.
Tom'un yüksek ücretli bir işe girmesi gerekiyor.Tom needs to get a high-paying job.
En yüksek bilgelik kalbinkidir.The highest wisdom is that of the heart.
Giyim tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarıya çıktık.We went up by two floors to reach the apparel stalls.
Kıyafet tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarı çıktık.We went up two floors to reach the apparel stalls.
Giysi tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarı çıktık.We went up by two floors in order to reach the apparel stalls.
Giyim tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarı çıktık.In order to reach the apparel stalls, we went up by two floors.
Övünmek için değil ama oldukça yüksek bir IQ'ye sahibim.Not to brag, but I have a pretty high IQ.
Biz çok yüksek standartlara sahibiz.We have very high standards.
Bizim çok yüksek standartlarımız var.We have very high standards.
Tom'un çok yüksek beklentileri var.Tom has very high expectations.
Işıklar söndü ve perde yükseldi.The lights went down and the curtain went up.
Televizyon kulesinin ne kadar yüksek olduğunu biliyor musun?Do you know, how high is the television tower?
Tom yüksek bir maaş alır.Tom receives a high salary.
Biz fiyatlarımızı yükselteceğiz.We're going to raise our prices.
Şehir merkezinde birçok yüksek binalar vardır.At the city center, there are many tall buildings.
Tom sınavdan yüksek not aldı.Tom passed the exam with flying colors.
Lütfen biraz daha yüksek sesle konuşur musun?Can you speak a little louder, please?
Kan basıncın kışın yükselebilir.Your blood pressure may go up in the winter.
Kilitleyin ve yükleyin.Lock and load.
Kârlarımızı yükseltmek için ne yapabiliriz?What can we do to increase our profits?
Senin için böyle yüksek umutlarım vardı.I had such high hopes for you.
Tom yüksek lisans okuluna gitmek istiyor.Tom wants to go to graduate school.
Tom elleri yukarıda evden çıktı.Tom came out of the house with his hands up.
Yüksek sesli müzik beni rahatsız ediyor.Loud music bothers me.
Makine mühendisliğinde yüksek lisans derecem var.I have a master's degree in mechanical engineering.
Makine mühendisliğinde yüksek lisans diplomam var.I have a master's degree in mechanical engineering.
Mary yüksek topuklu ayakkabılarını giydi.Mary put her high-heels back on.
Everest Dağı'nın zirvesi dünyadaki en yüksek noktadır.Mount Everest's summit is the highest spot in the world.
Everest dağının doruk noktası dünyada en yüksek noktadır.The peak of mount Everest is the highest spot in the world.
Yük henüz geldi mi?Has the freight arrived yet?
Tavan yüksekliği 14 feet, daire tamamen mobilyalıdır.The ceiling height is 14 feet, and the apartment comes fully furnished.
Elinizden geldiğince yüksek sesle bağırın.Scream as loud as you can.
Kilimanjaro dağı, Afrika'nın en yüksek dağıdır.Mount Kilimanjaro is the highest mountain in Africa.
Tom yukarıdan geçen bir helikopter duydu.Tom heard a helicopter overhead.
Lütfen daha yüksek sesle konuş.Please speak louder.
Tüm fiyatlar yükseldi.All prices have risen.
Uzun vadeli faiz oranları yükseldi.Long-term interest rates have surged.
Yüksek vergiler ekonomik büyümeyi engelliyor.High taxes stifle economic growth.
Bizim güvenimiz son derece yüksek.Our confidence is extremely high.
Altın vadeli işlemleri hızla yükseldi.Gold futures were sharply higher.
Evlerinin etrafına iki buçuk metrelik yüksek çit inşa ettiler.They built a two and a half meter high fence around their house.
Tom bunu yüksek sesle söylemeye cesaret edemedi.Tom didn't dare to say it aloud.
Bu, fiyatları daha yükseğe itebilir.This could push prices higher.
Helikopter yüksek ses çıkardı.The chopper made a loud noise.
Helikopter yüksek ses yaptı.The chopper made a loud noise.
Tom'un silahını yeniden yüklediğini izledik.We watched Tom reload his gun.
Onlar onun evinin etrafına 2.5 metre yüksekliğinde bir çit inşa ettiler.They built a two and a half meter high fence around her house.
Bunlar yüksek kaliteli lastikler.These are high quality tires.
Tom sesini biraz yükseltti.Tom raised his voice a little.
Tom'un yüksek güçlü bir tüfeği var.Tom owns a high-powered rifle.
Yüksek vergilerden yanayım.I'm in favor of higher taxes.
Tom soluk almak için yukarı çıktı.Tom came up for a gasp of air.
Sizi yüksek sesle ve net duyduk.We heard you loud and clear.
Açıkçası duygular yüksektir.Obviously emotions are high.
Bir yük olmak istemiyorum.I don't want to be a burden.
Hayal kırıklığı seviyeleri yüksektir.Frustration levels are high.
Yüksek beklentilerimiz var.We have lofty expectations.
Yüksek sesli müzik çalmaya başladı.Loud music started playing.
Tom ilk sıraya yükseldi.Tom moved up to first place.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod