Tom'un kendine güveni yüksektir.Tom's confidence is high.
Tom'un öz güveni yüksektir.Tom's confidence is high.
Lütfen yukarıdaki yorumlarımı önemseme.Please ignore my comments above.
Sadece burnum tıkanmadı fakat aynı zamanda ateşim yüksek.Not only my nose is blocked but also my temperature is high.
Fiyat biraz yüksek ama buna değer.The price is kind of high, but it's worth it.
Dünyanın en yüksek dağıdır.It is the highest mountain in the world.
Dünyanın en yüksek dağı hangisi?What's the world's highest mountain?
Dünyadaki en yüksek dağ hangisi?What's the highest mountain in the world?
Tom yüksek sesli ve otoriterdir.Tom's loud and domineering.
Bugünlerde yediğiniz hemen her şey yüksek fruktozlu mısır şurubu içeriyor.High fructose corn syrup is found in about everything you eat these days.
Ne kadar yükseğe tırmanırsanız, ısı da o kadar düşer.The higher you climb, the lower the temperature gets.
Yükseköğretim lüks değildir.Higher education is not a luxury.
Daha yüksek asgari ücret, kazançları yükseltip yoksulluğu azaltabilir.A higher minimum wage can raise earnings and reduce poverty.
Kuzey Amerika'daki en yüksek dağ hangisidir?What is the tallest mountain in North America?
Daha yüksek güce inanıyor musunuz?Do you believe in a higher power?
Yüksek lisans eğitimini finanse etmek için çeşitli yollar vardır.There are several ways to fund postgraduate study.
Tüm bilgelik yukarıdan geliyor.All wisdom comes from above.
Senin için yüksek umutlarımız var.I have high hopes for you.
Tom için yüksek emellerim var.I have high hopes for Tom.
Somon balığı 12 feet yüksekliğe kadar sıçrayabilir.Salmon can jump up to 12 feet high.
Lanet, uyuyamıyorum çünkü o lanet baykuşlar çok yüksek sesle ötüyorlar.Fuck, I cannot sleep because those damned owls are hooting so loudly.
Tom müziğin sesini yükseltti.Tom cranked up the music.
Arabalar yükleniyordu.The carts were being loaded.
Tom yukarı baktı ve güldü.Tom looked up and laughed.
Tom yüksek sesle kıkır kıkır güldü.Tom chuckled aloud.
Sesimi yükseltmedim.I didn't raise my voice.
Benzin fiyatlarının hızla yükselmesine asla alışamayacağım.I'll never get used to skyrocketing prices for gasoline.
Tom ve Mary John'un onları duyması için yeterince yüksek konuşuyorlardı.Tom and Mary were speaking loud enough for John to hear them.
Tom'un ateşi yükseliyor.Tom is running a fever.
Tom, uyurken yüksek sesle horluyordu.Tom was snoring loudly while he slept.
Bunu sana yüklemiyorum.I don't hold that against you.
Tom yüksek sesle alkışladı.Tom applauded loudly.
Tom çok sessizce yukarı çıktı.Tom went upstairs very quietly.
Yüksek sesle söyleyebilir miyim?Can I say it aloud?
Tüm iyi şeyler yukarıdan gelir.All good things come from above.
Isıyı yükseltebilir misin?Can you crank up the heat?
Tom çabucak silahını yeniden yükledi ve ateş etti.Tom quickly reloaded his gun and fired.
Bu yazılımı yüklemek uzun zamanımı almayacak.It won't take me long to install this software.
Son derece yüksekti.It was extremely high.
Şimdiye kadar gördüğüm en yüksek bina.That's the tallest building I've ever seen.
Tom yüksek lisansını üç yıl önce aldı.Tom got his master's degree three years ago.
Onların hepsi gözlerini yukarı dikti.They all looked up.
Herkes yukarı baktı.Everybody looked up.
Yüksek C'ye ulaşabilir misin?Can you reach high C?
En yüksek teklif veren kim?Who's the highest bidder?
Cümlenin bir yüklemi olması gerekir.The sentence must have a predicate.
Bunu yüksek sesle söylediğime inanamıyorum.I can't believe I'm saying this out loud.
Tom'un en sevdiği film " Sincapların Gezegeninin Yükselişi"'dir.Tom's favorite movie is "Rise of the Planet of the Squirrels."
Yukarıya gitme zamanı.It's time to go up.
Erkek kardeşim ve ben aşağı yukarı aynı yaştayız.My brother and I are about the same age.
Kızlar yüksek sesle güldü.The girls laughed loudly.
Tom yüksek sesli müziği sevmez.Tom doesn't like loud music.
Tom yüksek sesli müziğe katlanamaz.Tom can't stand loud music.
Vergilerin yükseleceğine dair iyi bir olasılık var.There is a good chance that taxes will increase.
Geçen ay elektrik faturamız çok yüksekti.Our electric bill last month was very high.
Yüksek kolesterolüm var.I have high cholesterol.
Tom'un yüksek yerlerde arkadaşları var.Tom has friends in high places.
Bu şimdiye kadar hayatımda gördüğüm en yüksek iskele.This is the tallest scaffolding I've ever seen in my life.
Biz daha yüksek maaş ve daha iyi bir yaşam istiyoruz.We want higher salaries and a better life.
Onu yukarı çıkarın.Take her upstairs.