Ana içeriğe geç
Sözlük

yükümlü ile cümle

yükümlü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.그러나 가장 현저한 현상은 지각(地殼)변동이다.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.액면주의 가액은 상법상 최소 100원으로 규정하고 있다.
Böylece, “Bâtınîler” bütün dinî kayitleri ve hattâ içtimaî yükümlülükleri dahi istinasız kaldırıp atmışlardır.공덕(功德, 산스크리트어: guṇa, puṇya: 덕)과 과실(過失: 잘못, 허물)은 각각 선(善)과 불선(不善)을 뜻한다.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.מוסדות אלה מחויבים בקיום של 100% מהתוכנית.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.כל משפחה התחייבה לספק חייל אחד עם סוס ותחמושת.
Gerçekten devlet, bu kanunlara dayanarak vergi yükümlülüğünü tek taraflı olarak koymaktadır.הערב אני מגיש לכם, בשם הממשלה, חוק על החוב.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.נשים ממעטות להתקדם לתפקידי ניהול.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.החיילים הגאלים רכשו את כלי נשקם בעצמם.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.שינויים אלו הם משניים לקרצינומה עצמה.
İsmi “' işler, yükümlülükler, görevler“ anlamına gelir.Einsatz: "שימוש", "תפקיד", "משימה", "התחייבות", "השקעה".
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.המשפחות גם אחראיות על כך שהקשר יישמר.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.על פי הוועדה אשמה זו הוכחה.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.הם ממשיכים להיתמך על ידי ההורים.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Въпреки наименованието си твърденията изискват доказателство.
1217 gereğince zararı karşılamakla yükümlüdür.М1117 са конструирани за поемане на по-големи щети.
1998'de Üsküp Hukuk Fakültesinden "Roman ve Çağdaş Yükümlülük Hukuku" konusuyla ilgili lisans derecesi aldı.През 1998 защитава докторска дисертация в областта на римското и съвременното заложно право.
Adalet Bakanlığının Cezai Departmanları hapis cezalarını uygulamak ile yükümlüdür.Федералната служба за изпълнение на наказанията отговаря за управлението на местата за лишаване от свобода.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Чрез наблюдатели организацията следи ситуацията с противопехотните мини в световен мащаб.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Принципът е, че задължен да извърши изпълнението е длъжникът.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Това правителство в най-кратки срокове трябва да назначи избори.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.Те трябва да дадат всичко от себе си, за да изпълнят поставената им от шефа задача.
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.При лишаване на гражданство от държавата.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.Svaka gruzijska i kipčačka obitelj bila je prisiljena dati jednog vojnika s konjem i oružjem.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Članovi zajednice imaju jednaka prava i obveze.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Prava i obveze na temelju koncesije nastaju sklapanjem ugovora o koncesiji.
Bu tür kontratlarda taraflar birbirlerine karşı belli yükümlülükleri yerine getirme sözü verirler.Ugovori su sadržavali određene obveze jedne ugovorne strane u odnosu na drugu.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Nastavljate raditi vlastiti posao i zaokupljeni ste obitelji.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Sú zodpovedné za monitorovanie vzdušného priestoru pre operácie NATO po celom svete.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.V týchto bodoch funkcia mení zakrivenie.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Sám autor poprel, že by ju napísal.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Košice nechceli predať Vlastimila Plavuchu pod cenu.
Profesyonel oyuncular genelde etik kurallara uymakla yükümlüdürler.Preto obvykle spisovatelia dbajú na dodržiavanie gramatických pravidiel.
Vergi yükümlülüklerine ilişkin ihbar ve şikayetleri değerlendirmek.Súd skúma prijateľnosť a podstatu sťažností, ktoré sú mu zaslané.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Križarji so jo napadli kar z ladij za prevoz konj in bizantinska vojska je pobegnila proti jugu.
Almanya, ödeme kabiliyetinin çok üstünde bir savaş tazminatıyla da yükümlü tutuluyordu.Nemčija je morala sama kriti stroške gradnje.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Mestne države imajo na splošno enake pravice in dolžnosti kot druge zvezne dežele.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Tokio reikalavimo pagrindu kreditorius turi teisę reikalauti iš skolininko įvykdyti prievolę.
Usul hukuku, kişilerin haklarını, yükümlülüklerini vb. göstermez.Generalinės Asamblėjos rezoliucija tiesiogiai nesukuria valstybėms teisių ar įsipareigojimų.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Toji valstybės galia – tai jos sugebėjimas užtikrinti lygias savo piliečių laisves.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Tikrai norėčiau, kad kažkas kitas ją būtų parašęs.
Bununla beraber eşit fırsatlar ve yükümlülükleri de içerir, böylece toplumun bütününü kapsar.Võrdsus tähendab ka võrdseid võimalusi ja kohustusi, mis omakorda hõlmavad ühiskonna tervikuna.
Usul hukuku, kişilerin haklarını, yükümlülüklerini vb. göstermez.Politseiülem ei tunne enese õigusi ja kohustusi.
Periyekler tarım ticaret ve zanaatla uğraşmak ve devlete vergi vermekle yükümlülerdi.Pooldasid omanike-feodaalide maksustamist ja tööstuse ja kaubanduse toetamist.
Gelecekteki yükümlülükler emeklilik açığının hakimiyeti altındadır.Soome ametiasutused vahendavad sel juhul pensionitaotluse Eestisse.
Yangın söndürmekle yükümlü personele itfaiyeci denir.Tulekahjude kustutamisega tegeleb tuletõrje.
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Les hommes d'au moins 18 ans sont soumis au service militaire obligatoire (asevelvollisuus) ;
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Los hombres mayores de 18 años están sujetos a la obligación del servicio militar (asevelvollisuus).
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Män som har fyllt 18 år har värnplikt (asevelvollisuus).
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Vähintään 18-vuotiailla miehillä on asevelvollisuus.
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.Мужчины, которым уже исполнилось 18 лет, несут обязательную воинскую повинность (asevelvollisuus);
18 yaşından büyük erkeklerin mecburi askerlik (asevelvollisuus) yükümlülükleri vardır.على الرجال الذين لا تقل أعمارهم عن 18 سنة أداء خدمة التجنيد الإجباري (asevelvollisuus).
1921 Eğitim yükümlülüğü yasası herkese altı senelik okul zorunluluğu getirdi.1921 Lagen om läroplikt träder i kraft och sexårig folkskola blir obligatorisk för alla
1921 Eğitim yükümlülüğü yasası herkese altı senelik okul zorunluluğu getirdi.1921 La ley de escolarización obligatoria establece seis años de educación pública obligatoria para todos.
1921 Eğitim yükümlülüğü yasası herkese altı senelik okul zorunluluğu getirdi.1921 La loi sur l'obligation de la scolarité ordonne l'école primaire de 6 ans obligatoire pour tous.
1921 Eğitim yükümlülüğü yasası herkese altı senelik okul zorunluluğu getirdi.1921 Oppivelvollisuuslaki määrää kaikille pakolliseksi kuusivuotisen kansakoulun
1921 Eğitim yükümlülüğü yasası herkese altı senelik okul zorunluluğu getirdi.1921 قانون إلزامية التعليم يُلزم الجميع بالالتحاق بالمدرسة الشعبية التي تستغرق الدراسة فيها ست سنوات
1921 Eğitim yükümlülüğü yasası herkese altı senelik okul zorunluluğu getirdi.1921年,颁布了《义务教育法》,规定所有年满6岁的儿童必须接受教育
400,000 adet menkul kıymet, teminatlandırılmış borç yükümlülüğü, her birisi 1,000 $, toplamı da 400,000,000 $.1,000ドルですね? それらのコストは1,000ドルだとしましょう。 私達は、それを40万、発行しました。
400,000 adet menkul kıymet, teminatlandırılmış borç yükümlülüğü, her birisi 1,000 $, toplamı da 400,000,000 $.Digamos que há 400.000 delas, cada uma custando $1,000, certo? Digamos que custaram $1,000
AB fonlarının mali kontrolü Tarihsel geçmiş Antlaşma yükümlülükleriAz uniós pénzeszközök pénzügyi ellenőrzése Történeti háttér A Szerződésben meghatározottfeladatok
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yükümlü ile cümle - Sayfa 7 - yükümlü kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App