Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Los padres tienen el deber de custodia sobre sus hijos.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Vanhemmilla on velvollisuus huolehtia lapsistaan.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.Родители обязаны обеспечивать своих детей.
Ebeveynler çocuklarına bakmakla yükümlüdürler.الوالدان ملزمان برعاية أطفالهم.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Föräldrar är skyldiga att ta hand om sina barn.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Les parents ont le devoir de prendre soin de leurs enfants.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Los padres tienen la obligación de cuidar de sus hijos.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Vanhemmilla on velvollisuus huolehtia lapsistaan.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.Родители обязаны заботиться о своих детях.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.الوالدان ملزمان بأن يعتنيا بأطفالهم.
Ebeveynlerin, çocuklarına bakma yükümlülükleri vardır.在芬工作的大多数人都应缴纳所得税。 收到法庭传唤的人应履行证人的义务。
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .건물 그 자체로 100,
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .300 en dépôts d'or.
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .Entonces tengo 300 de yacimientos de oro.
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .Potom mám 300 vkladů zlata. ...
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .Затем у меня есть 300 месторождений золота.
Eğer 10:3 kaldıraçtan bahsediliyor ise,yükümlülüklerin özkaynağa oranı 10:3'tür. . . . .そして預金によって300枚。
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,(30:11) Lorsqu`une femme, dans la maison de son mari, fera des voeux ou se liera par un serment,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,30:11 Wenn eine in ihres Mannes Hause gelobt oder sich mit einem Eide verbindet über ihre Seele,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,(30:11) Если жена в доме мужа своего дала обет,или возложила зарок на душу свою с клятвою,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,A čo do sľubu vdovy alebo zahnanej, všetko, čím by zaviazala svoju dušu, stáť bude u nej.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Als zij getrouwd is en bij haar man woont, wanneer zij de belofte aflegt
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Apabila seorang wanita yang sudah kawin membuat kaul atau janji yang mengikat dirinya
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,A wszystkie miasta ich, w których mieszkali, i wszystkie zamki ich popalili ogniem;
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Cînd o femeie, fiind încă în casa bărbatului ei, va face juruinţe sau se va lega cu vreun jurămînt,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,En enkes eller en fraskilt hustrus løfte skal stå ved makt for henne, hvad hun enn har forpliktet sig til.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Ha pedig az õ férjének házában tesz fogadást, vagy esküvéssel kötelezi magát valami kötésre:
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,In če katera v hiši svojega moža stori obljubo ali zaveže s prisego dušo svojo,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,부녀가 혹시 그 남편의 집에 있어 서원을 하였다든지 마음을 제어하려고 서약을 하였다 하자
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Ma il voto di una vedova o di una donna ripudiata, qualunque sia l'obbligo che si è assunto, rimarrà valido
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Mutta lesken tai hyljätyn lupaus, mihin hyvänsä hän onkin sitoutunut, olkoon pätevä.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Se ela, porém, fez voto na casa de seu marido, ou se obrigou com juramento,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,"'Si una mujer en casa de su marido hace un voto o asume una obligación bajo juramento
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Všeliký pak slib vdovy aneb ženy zahnané, jímž by se zavázala, stálý bude.
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Και εαν ηυχηθη εν τη οικια του ανδρος αυτης η εδεσε την ψυχην αυτης με δεσμον ορκου,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,Но ако една жена е направила обрек в къщата на мъжа си, или е обвързала душата си с клетвено задължение,
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,ואם בית אישה נדרה או אסרה אסר על נפשה בשבעה׃
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,ولكن ان نذرت في بيت زوجها او الزمت نفسها بلازم بقسم
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,他 若 在 丈 夫 家 裡 許 了 願 或 起 了 誓 、 約 束 自 己
‹‹ ‹Eğer bir kadın evliyken bir adak adar ya da ant içerek kendini yükümlülük altına sokarsa,他 若在 丈夫 家 裡許 了 願或 起了誓 、 約束 自己
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Chaque génération doit payer sa propre dette.
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Es ist die Pflicht einer jeden Generation, in eigenem Rahmen ihre eigenen Schulden zu tilgen."
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Man skal kun betale sin egen gæld, og ikke alle andres."
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Minden nemzedéknek meg kell fizetnie a saját adósságait.
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Obowiązkiem każdego pokolenia jest spłacenie swoich własnych długów."
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Εναπόκειται σε κάθε γενιά, να φέρει τα δικά της χρέη.
Eğer böyle giderse her nesil kendi borçlarını ödemekte yükümlü olacak.Задължение на всяко поколение е само да изплаща собствения си дълг."
Eğer geçindirmekle yükümlü ebeveynin maddi durumu nedeniyle belirlenen nafaka, nafaka yardımından daha az ise.elatusapu on vahvistettu elatustukea pienemmäksi elatusvelvollisen vanhemman taloudellisen tilanteen vuoksi.
Eğer geçindirmekle yükümlü ebeveynin maddi durumu nedeniyle belirlenen nafaka, nafaka yardımından daha az ise.ثبتت مساعدة الإعاشة بحيث أنها أقل من دعم الإعاشة بسبب الحالة الاقتصادية للوالد الملزم بدفع الإعاشة.
Eğer geçindirmekle yükümlü ebeveynin maddi durumu nedeniyle belirlenen nafaka, nafaka yardımından daha az ise.应当履行抚养义务的一方没有按时交付抚养金 (Kela 随后向其追索抚养金)
Eğer geçindirmekle yükümlü ebeveynin maddi durumu nedeniyle nafaka hiç belirlenmemişse.Det har på grund av förälderns ekonomiska situation fastställts att inget underhållsbidrag betalas.
Eğer geçindirmekle yükümlü ebeveynin maddi durumu nedeniyle nafaka hiç belirlenmemişse.elatusapua ei ole vahvistettu lainkaan maksettavaksi elatusvelvollisen taloudellisen tilanteen vuoksi.
Eğer geçindirmekle yükümlü ebeveynin maddi durumu nedeniyle nafaka hiç belirlenmemişse.لم يتم تثبيت مساعدة الإعاشة حتى يتم دفعها على الإطلاق بسبب الحالة الاقتصادية للملزم بدفع الإعاشة.
Eğer geçindirmekle yükümlü ebeveynin maddi durumu nedeniyle nafaka hiç belirlenmemişse.应当履行抚养义务的一方,由于经济困境,无法全额支付抚养金
‹‹ ‹Eğer kadın adak adadıktan ya da düşünmeden kendini yükümlülük altına soktuktan sonra evlenirse,(30:7) Если она выйдет в замужество, а на ней обет ее, или слово уст ее, которым она связала себя,
‹‹ ‹Eğer kadın adak adadıktan ya da düşünmeden kendini yükümlülük altına soktuktan sonra evlenirse,Als zij een belofte doet of onnadenkend ergens haar woord aan verbindt en later trouwt
‹‹ ‹Eğer kadın adak adadıktan ya da düşünmeden kendini yükümlülük altına soktuktan sonra evlenirse,Cînd se va mărita, după ce a făcut juruinţe sau după ce s'a legat printr'un cuvînt ieşit de pe buzele ei,
‹‹ ‹Eğer kadın adak adadıktan ya da düşünmeden kendini yükümlülük altına soktuktan sonra evlenirse,또 혹시 남편을 맞을 때에 서원이나 마음을 제어하려는 서약을 경솔히 그 입에서 발하였다 하자
‹‹ ‹Eğer kadın adak adadıktan ya da düşünmeden kendini yükümlülük altına soktuktan sonra evlenirse,"'Si ella está comprometida con un hombre y hace votos o pronuncia de labios algo asumiendo obligación
‹‹ ‹Eğer kadın adak adadıktan ya da düşünmeden kendini yükümlülük altına soktuktan sonra evlenirse,Εαν ομως εχουσα ανδρα ηυχηθη η επροφερε τι δια των χειλεων αυτης, δια του οποιου εδεσε την ψυχην αυτης,