yüküm ile cümle

yüküm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.国民は全て同等の権利と義務を持たねばならない。
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.病弱な姉の面倒を見る。
Bu bir yükümlülük duygusudur.これは責任感の問題だ。
Bütün kadınlar devrimci kanun ve yönetmeliklerce öngörülen tüm hak ve yükümlülüklerine sahiptir.女性は革命法で定められるすべての権利と義務をもつ。
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.「義務説」とも称される。
Gazetecilik, haberi doğru kaynaktan almakla yükümlüdür.記者は報道すべき情報を情報源から入手する。
Her ikisinin masrafları devlet desteği ve yükümlülüğü tarafından kısıtlı olarak ödenmiştir.運営費用は政府援助と寄付により賄われている。
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^社員同士の関係や権利義務は、運営契約(operating agreement)により規定される。
Erkekler aileyi geçindirmekle yükümlü olduğundan evde pek vakit geçirmezlerdi.仕事人間で家庭をあまり顧みなかった。
Nafile (tatavvu) namazlar, herhangi bir yükümlülüğü olmadan, içten gelerek kılınan namazlardır.被A班稱做不畏懼的人,不喜歡鋒頭老被A班搶走。
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.與一馬一樣因太忙而疏於照顧家庭。
Kaymakam, ilçede dirlik ve düzeni sağlamakla yükümlüdür.他的特長,是處理棘手問題井然有序。
Bu tarihten önce Kartacalılar her yıl Romalılara tazminat ödemeleri yükümlülüğü altında bulunmaktaydılar.並且,下令猶太人要每年交稅給羅馬。
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.貴格利曾任長老和主教,但都是在不情不願的情況下接受的。
Almanya, ekonomik ve siyasi bakımdan ağır yükümlülükler altında idi.这个状态对于整个德国来说是经济上和政治上无法忍受的。
Firma ise çalışanlara dağıtılmak üzere, üretim için gerekli olan malzemeleri temin etmekle yükümlüdür.国家提供罪犯劳动必需的生产设施和生产经费。
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.부모는 자녀를 구조할 의무가 있다.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.모든 시민은 동등한 권리와 의무를 향수한다.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.그러나 가장 현저한 현상은 지각(地殼)변동이다.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.액면주의 가액은 상법상 최소 100원으로 규정하고 있다.
Böylece, “Bâtınîler” bütün dinî kayitleri ve hattâ içtimaî yükümlülükleri dahi istinasız kaldırıp atmışlardır.공덕(功德, 산스크리트어: guṇa, puṇya: 덕)과 과실(過失: 잘못, 허물)은 각각 선(善)과 불선(不善)을 뜻한다.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.מוסדות אלה מחויבים בקיום של 100% מהתוכנית.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.כל משפחה התחייבה לספק חייל אחד עם סוס ותחמושת.
Gerçekten devlet, bu kanunlara dayanarak vergi yükümlülüğünü tek taraflı olarak koymaktadır.הערב אני מגיש לכם, בשם הממשלה, חוק על החוב.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.נשים ממעטות להתקדם לתפקידי ניהול.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.החיילים הגאלים רכשו את כלי נשקם בעצמם.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.שינויים אלו הם משניים לקרצינומה עצמה.
İsmi “' işler, yükümlülükler, görevler“ anlamına gelir.Einsatz: "שימוש", "תפקיד", "משימה", "התחייבות", "השקעה".
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.המשפחות גם אחראיות על כך שהקשר יישמר.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.על פי הוועדה אשמה זו הוכחה.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.הם ממשיכים להיתמך על ידי ההורים.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Въпреки наименованието си твърденията изискват доказателство.
1217 gereğince zararı karşılamakla yükümlüdür.М1117 са конструирани за поемане на по-големи щети.
1998'de Üsküp Hukuk Fakültesinden "Roman ve Çağdaş Yükümlülük Hukuku" konusuyla ilgili lisans derecesi aldı.През 1998 защитава докторска дисертация в областта на римското и съвременното заложно право.
Adalet Bakanlığının Cezai Departmanları hapis cezalarını uygulamak ile yükümlüdür.Федералната служба за изпълнение на наказанията отговаря за управлението на местата за лишаване от свобода.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Чрез наблюдатели организацията следи ситуацията с противопехотните мини в световен мащаб.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Принципът е, че задължен да извърши изпълнението е длъжникът.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Това правителство в най-кратки срокове трябва да назначи избори.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.Те трябва да дадат всичко от себе си, за да изпълнят поставената им от шефа задача.
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.При лишаване на гражданство от държавата.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.Svaka gruzijska i kipčačka obitelj bila je prisiljena dati jednog vojnika s konjem i oružjem.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Članovi zajednice imaju jednaka prava i obveze.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Prava i obveze na temelju koncesije nastaju sklapanjem ugovora o koncesiji.
Bu tür kontratlarda taraflar birbirlerine karşı belli yükümlülükleri yerine getirme sözü verirler.Ugovori su sadržavali određene obveze jedne ugovorne strane u odnosu na drugu.
Kadınlar aileye bakmakla yükümlüdür, ayrıca el işiyle uğraşırlar.Nastavljate raditi vlastiti posao i zaokupljeni ste obitelji.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Sú zodpovedné za monitorovanie vzdušného priestoru pre operácie NATO po celom svete.
Bununla beraber bu yükümlülükler mezhepten mezhebe değişir.V týchto bodoch funkcia mení zakrivenie.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Sám autor poprel, že by ju napísal.
Sırp soylular sadece Osmanlı devletine haraç (tribute) ödemekle yükümlüydüler.Košice nechceli predať Vlastimila Plavuchu pod cenu.
Profesyonel oyuncular genelde etik kurallara uymakla yükümlüdürler.Preto obvykle spisovatelia dbajú na dodržiavanie gramatických pravidiel.
Vergi yükümlülüklerine ilişkin ihbar ve şikayetleri değerlendirmek.Súd skúma prijateľnosť a podstatu sťažností, ktoré sú mu zaslané.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Križarji so jo napadli kar z ladij za prevoz konj in bizantinska vojska je pobegnila proti jugu.
Almanya, ödeme kabiliyetinin çok üstünde bir savaş tazminatıyla da yükümlü tutuluyordu.Nemčija je morala sama kriti stroške gradnje.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Mestne države imajo na splošno enake pravice in dolžnosti kot druge zvezne dežele.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Tokio reikalavimo pagrindu kreditorius turi teisę reikalauti iš skolininko įvykdyti prievolę.
Usul hukuku, kişilerin haklarını, yükümlülüklerini vb. göstermez.Generalinės Asamblėjos rezoliucija tiesiogiai nesukuria valstybėms teisių ar įsipareigojimų.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Toji valstybės galia – tai jos sugebėjimas užtikrinti lygias savo piliečių laisves.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Tikrai norėčiau, kad kažkas kitas ją būtų parašęs.
Bununla beraber eşit fırsatlar ve yükümlülükleri de içerir, böylece toplumun bütününü kapsar.Võrdsus tähendab ka võrdseid võimalusi ja kohustusi, mis omakorda hõlmavad ühiskonna tervikuna.
Hacı Molla bu paradan on dokuz bin kuruşunu vermiş ve geri kalanı için de kefaletle yükümlendirilmişti.Sellest 63 000 krooni sai Maistrišin endale, ülejäänud summa said teised asjaosalised.

İlgili Sayfalar