yüküm ile cümle
yüküm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Devletlerin İşkenceyi Önleme Yükümlüğü.Förbud mot tortyr.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Han har således att styrka påståendet genom sin bevisning.
Sadece Görevini Yapmakla yükümlüdür fakat zamanla yaptıklarını sorgulamaya başlayacaktır.Han får tills vidare sköta sitt arbete men kallas ofta till förhör.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.Uppgiften var att ta hand om krigsskadade hästar.
Federal Reserve Bank devraldığı SDR'nin dolar karşılığını ödemekle yükümlüdür.Arbetet går ut på att råna banken Federal Reserve, vilket lyckas.
Hissedarların sorumluluk ve yükümlülükleri Şirket Kuruluş Sözleşmesi ile belirlenir. ^Arbetstagarens rättigheter och skyldigheter Utföra det hushållsarbete som står i anställningskontraktet.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Всі громадяни держави повинні володіти однаковими правами та обов’язками.
Kurumun başkanı sadece dini lidere cevap vermekle yükümlüdür.Відмовою відповів лише уряд Кубані.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.Діти в усьому допомагають батькам.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Všichni občané státu musí mít stejná práva a povinnosti.
Ciddi şekilde hasta olan kız kardeşine bakmakla yükümlü kalmıştı.Musela se starat o manžela, který těžce onemocněl.
Dünya genelinde NATO operasyonlarının gerçekleştiği hava sahasını gözetlemekle yükümlüdürler.Odpovídají za monitorování vzdušného prostoru během operací NATO po celém světě.
Atölyeler her yıl defile basına en az 35-40 parçadan oluşan 2 koleksiyon hazırlamakla yükümlüdür.Dvakrát v roce musí ateliér představit alespoň 50 nových návrhů na módních přehlídkách.
Ancak yazar kendisini kesinlikle bunu yazmakla yükümlü hissediyordu.Chceme zjistit, zda byly napsány stejným autorem.
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Dohled nad rybolovem v souladu se závazky státu v rámci dohod Evropské unie.
Sadece Görevini Yapmakla yükümlüdür fakat zamanla yaptıklarını sorgulamaya başlayacaktır.Myslíme si jen, že potřebuje čas na to, aby si vyřešil, co chce v současné době dělat.
Firma ise çalışanlara dağıtılmak üzere, üretim için gerekli olan malzemeleri temin etmekle yükümlüdür.Jediná firma kontroluje zdroje nezbytné pro výrobu.
Orduda, haritacılık gibi sorumluluklarla yükümlendi.Jako topograf se účastnil vojenských mapování.
Usul hukuku, kişilerin haklarını, yükümlülüklerini vb. göstermez.A felvett név nem sértheti mások érdekeit, jogait.
Yangın söndürmekle yükümlü personele itfaiyeci denir.A tűzoltó habot tűz eloltására tűzoltók használják.
Tüm üyeler yüzde yüz bu kurallara uymakla yükümlüdür.Ebben minden tagunk 100 százalékosan egyetért.
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür.Ennek az a hátránya, hogy főnököm van, aki elvárásainak meg kell felelnem.
Almanya, ödeme kabiliyetinin çok üstünde bir savaş tazminatıyla da yükümlü tutuluyordu.Roger azonban egyéb kifizetendő kötelezettségei miatt vesztett a hatalmából.
Kaymakam, ilçede dirlik ve düzeni sağlamakla yükümlüdür.A fő feladat az enyv- és koromréteg eltávolítása volt.
Her Gürcü ve Kıpçak ailesi, orduya bir asker, bir at ve bir silah sağlamakla yükümlü tutuldu.Jokaisen perheen täytyi toimittaa yksi sotilas hevosen ja aseistuksen kanssa.
Hukuk alanında ise edim borçlu kişinin yerine getirmekle yükümlü olduğu davranış biçimidir.Velvoite on velkasuhteessa olevan velallisen velvollisuus tehdä velkojalle tietty suoritus.
Olağan dışı bir vergi yükümlülüğü olarak sayılan bu vergi avârız gelirleri içerisine girmiştir.Vanhojen verolukujen sijaan tuli siten yksi ainoa veroluku.
Araştırma enstitüsü, araştırma yapmakla yükümlü bir kuruluştur.Rakennetutkimuksen tärkeä tutkimuskohde ovat solut.
Süvariler savaş donanımlarını kendileri sağlamakla yükümlüydüler.Joukot piti pikaisesti siirtää omille linnakkeilleen.
Bu kişi iddiasını kanıtlarla sunmakla yükümlüdür.Todistuksen taakka on väitteen esittäjällä.
Bütün Alman vatandaşları eşit haklara ve yükümlülüklere sahiptir.Όλοι οι πολίτες έχουν ίσα δικαιώματα και υποχρεώσεις.
En önemli görevli ya da yükümlü memur, Kardinal Tarcisio Bertone, Kutsal Makam'ın başbakanı gibidir.Ο τωρινός κάτοχος, Καρδινάλιος Ταρκίζιο Μπερτόνε, είναι το αντίστοιχο του πρωθυπουργού στην Αγία Έδρα.
Birçok kişi devletin dini tarafsızlık yükümlülüğüne inanıyor.Πολλοί πιστεύουν στην υποχρέωση του κράτους για θρησκευτική ουδετερότητα.
Bir çok genç askerlik yapmakla yükümlüydü.Πολλοί νεαροί υποχρεώθηκαν να κάνουν στρατιωτική θητεία.
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Fiskerikontrol i overensstemmelse med statens forpligtelser ifølge aftaler med EU.
Üyelik boyunca her 4 yılda bir ve Komite'nin talebi olduğunda da rapor vermekle yükümlüdürler.Derefter skal det gentages mindst hvert fjerde år og når komiteen beder om det.
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.Det kan man kalde pligtopfyldendhed!"
Bunun yanında CESG, Kurumlardaki bu iletişimdeki şifreleme işini de yapmakla yükümlüdür.Udover dette arbejde varetager KR også behandlingen af klager beboerne imellem.
Şimdi kızlar, Tokyo'yu savunmakla yükümlüdürler.Nå slåss hun for å beskytte Tokyo.
Gözle görülen eşyanın tasavvufî mânalarını kaldıran İbn-i Meymûn idi ve her Bâtınî ona itaatle yükümlüydü.De ble regnet blant eldaene (altså de alvene som valgte å fare til Aman) og hadde Finwë som sin herre.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Korsfarernes riddere angrep rett fra transportskipene og den bysantinske hæren flyktet sørover.
Avrupa Birliği anlaşmaları çerçevesinde devletin yükümlülükleri uyarınca, Balıkçı Polisliği yapmak.Fiskerikontroll, i overensstemmelse med landets forpliktelser etter EU-regelverket.
Bu geçici başkan kısa süre içinde ülkeyi yeni bir seçime götürmekle yükümlüydü.Dette var en midlertidig regjering inntil det kunne avholdes nyvalg.
Çocuklar ailelerine destek olmakla yükümlüdürler.Ayah mereka pun cukup mendukung keinginan anak-anaknya.
Buna "ispat yükümlülüğü" denir.Apakah yang disebut hutang.
Aksi halde işletme ceza faturası ödemek ile yükümlüdür.Jadi, buat apa ia harus susah-susah membayar ongkos kirim surat.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Para kesatria berkuda Tentara Salib menyerbu langsung, dan tentara Romawi Timur melarikan diri ke selatan.
B, bu parayı ödemekle yükümlüdür.Kini, tiba saatnya untuk membayar utang tersebut.
Moldova, eski Sovyetler Birliği ile ilgili tüm silahların kontrolü yükümlülüklerini kabul etmiştir.Moldova đã chấp nhận mọi quy định kiểm soát vũ khí có liên quan của Liên Xô cũ.
Bununla beraber eşit fırsatlar ve yükümlülükleri de içerir, böylece toplumun bütününü kapsar.Nó cũng bao gồm các cơ hội và nghĩa vụ ngang nhau, và do đó liên quan đến toàn bộ xã hội.
İmzaladığı insan hakları yükümlülüklerine saygı göstermesini İran'dan bekliyoruz. "Chúng tôi kêu gọi Iran đảo ngược phán quyết hiện tại và tuân thủ các nghĩa vụ nhân quyền quốc tế của mình. "
Windows görev çubuğu, çalıştırıldıklarında bir penceresi olan her uygulamayı temsil etmekle yükümlü idi.Thanh tác vụ Windows có nhiệm vụ biểu thị mỗi ứng dụng có cửa sổ khi chúng chạy.
Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.Vai trò của nhà nước là bảo vệ sự bình đẳng này.
İsmi “' işler, yükümlülükler, görevler“ anlamına gelir.Các thuật ngữ này có nghĩa là "kinh doanh, thương mại và giao thông".
Belediyeler, yönetimin istediği görevleri yapmakla yükümlüdür."Gia đình" sẽ hoàn thành những nhiệm vụ được chủ nhà để lại.
Haçlıların şövalyeleri açıkça atların transferi ile yükümlüydü ve Bizans ordusu güneye kaçmıştı.Các hiệp sĩ Thập tự chinh tấn công thẳng từ tàu chở ngựa và quân đội Byzantine tháo chạy về phía nam.
Araştırma enstitüsü, araştırma yapmakla yükümlü bir kuruluştur.Viện nghiên cứu (tiếng Anh: research institute) là một cơ sở dành riêng cho hoạt động nghiên cứu.
Gelecekteki yükümlülükler emeklilik açığının hakimiyeti altındadır.将来の負債は年金赤字に左右されている。
Maddi hukuk bakımından hak sahibine davacı, yükümlü olana ise davalı denmektedir.例えば、債権者が保証人を訴えた場合の主債務者である。
Kayıtlı Arapça/İngilizce “Çevresel Maliyetler ve Yükümlülüklere İlişkin Muhasebe ve Mali Raporlama” (1999).認可されたアラビア語版/英語版の《環境コストと負債の会計と財務報告》(1999年)。