yüceltmek ile cümle

yüceltmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Mas é quase como se ela quisesse glorificar RAM, através de todo o salvamento.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Parcă încerca doar să-i crească slava lui Rama prin toată tevatura asta Mai ştii?
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Parece como si ella tratase de glorificar a Ram con todo esto.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Presque comme si elle tentait de forcer la gloire de Ram avec ce processus.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Tapi dia hampir seperti berusaha mengagungkan Rama melalui proses tersebut.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Tehát igazából ezzel az egész felhajtással Rámát akarja fényezni.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Zupełnie jakby chciała przez to wszystko gloryfikować Rama.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.Но то е почти, един вид, тя се е опитвала да прослави Рам чрез целия този процес.
Bence, bütün bu süreç boyunca Ram'ı yüceltmek istiyordu.ほら 「夫が来るわよ」って
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.A ja nehľadám svojej chvály; jesto, kto hľadá a súdi.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Eu não busco a minha glória; há quem a busque, e julgue.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Eu nu caut slava Mea; este Unul care o caută şi care judecă.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Ich suche nicht meine Ehre; es ist aber einer, der sie sucht, und richtet.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Io non cerco la mia gloria; vi è chi la cerca e giudica
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Jać nie szukam chwały mojej; jest ten, który szuka i sądzi.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Jáť pak nehledám chvály své; jestiť, kdo hledá a soudí.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Jaz pa ne iščem svoje slave; je eden, ki je išče in sodi.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Je ne cherche point ma gloire; il en est un qui la cherche et qui juge.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.나는 내 영광을 구치 아니하나 구하고 판단하시는 이가 계시니라
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Men jag söker icke min egen ära; en finnes dock som söker den och som dömer.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Men jeg søger ikke min Ære; der er den, som søger den og dømmer.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Men jeg søker ikke min ære; det er en som søker den og dømmer.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Mutta minä en etsi omaa kunniaani; yksi on, joka etsii ja tuomitsee.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Pedig én nem keresem az én dicsõségemet: van a ki keresi és megítéli.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Ta chẳng tìm sự vinh hiển ta, có một Ðấng tìm và đoán xét.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Ta chẳng tìm sự vinh_hiển ta , có một Ðấng tìm và đoán xét .
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Yo no busco mi gloria; hay quien la busca y juzga
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Και εγω δεν ζητω την δοξαν μου υπαρχει ο ζητων και κρινων.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Впрочем Я не ищу Моей славы: есть Ищущий и Судящий.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.Я ж не шукаю моєї слави; єсть, хто шукає й судить.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.אכן לא אבקש את כבודי יש אחד אשר יבקש וישפט׃
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.انا لست اطلب مجدي. يوجد من يطلب ويدين.
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.我 不 求 自 己 的 榮 耀 . 有 一 位 為 我 求 榮 耀 定 非 的
Ben kendimi yüceltmek istemiyorum, ama bunu isteyen ve yargılayan biri vardır.我 不 求 自己 的 榮耀 . 有 一 位 為 我 求榮耀定 非 的
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Abbiamo deciso di chiamarla così per auspicare la pace nella regione, e in tutto il mondo.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Folosim acest nume pentru a celebra pacea în regiune și pe planetă.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.우리는 이 지역과 지구의 평화를 축복하기 위해 그 이름을 지었습니다
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Mit diesem Namen wollen wir Frieden hier in der Region und auf der ganzen Welt feiern.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Nimellä ylistetään alueen ja koko maailman rauhaa.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Nous utilisons ce nom pour célébrer la paix dans la région et sur la planète.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Usamos ese nombre para celebrar la paz en la región y en el planeta.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Vi bruger det navn for at fejre fred i regionen og på planeten.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.We kozen die naam om de vrede in die regio en op de planeet te vieren.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Wybraliśmy to imię na cześć pokoju w tym regionie i na całej Ziemi.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Χρησιμοποιούμε αυτό το όνομα για να γιορτάσουμε την ειρήνη στην περιοχή και στον πλανήτη.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Ми використовуємо це ім'я, аби відзначити мир в регіоні і на планеті.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Мы используем это имя для того, чтобы отпраздновать мир в регионе и на всей планете.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.Селам означава "мир" на много етиопски езици. Избрахме това в името на мира в региона и на планетата.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.בחרנו בשם זה כסמל לשלום באזור זה ובעולם.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.ونحن نستخدم الأسم للإحتفاء بالسلام في المنطقة وفي الكوكب.
Bu ismi bölgede ve gezegende barışı yüceltmek için kullandık.多くの有名な雑誌の表紙を飾ったことで
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.1つを取り入れただけでも 優れたものになることを教えてくれたのです 五感理論をデザインに取り入れたら
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.크리스의 시계는 남은 3가지의 감각 중 하나만 더 올려주어도 멋진 제품이 나온다는 것을 보여줬습니다.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Ceasul lui Chris arată că stimulând măcar unul din celelalte simţuri, produsul e genial.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Chris órája megmutatja nekünk, hogy akár ezen érzékek egyikének megemelésével brilliáns termékhez juthatunk.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Chris' ur viser os at ved bare at hæve en af disse andre sanser, kan gøre et produkt genialt.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Chris 個鐘話畀我哋知 即使只係包括多一個感官元素 產品就可以更勝一籌
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.De klok van Chris laat zien dat je met maar één zintuig meer, een briljant product kunt maken.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.El reloj de Chris demuestra que mejorando solo uno de esos otros sentidos podemos crear un producto genial.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Zegar Chrisa udowadnia, że podniesienie rangi choćby jednego z nich pomoże stworzyć wspaniały produkt.
İlgili Sayfalar