Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.A môj ľud visí, aby odpadúval odo mňa, a volajú ho k Najvyššiemu, no, nikto ho nevyvyšuje.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Il mio popolo è duro a convertirsi: chiamato a guardare in alto nessuno sa sollevare lo sguardo
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.kajti ljudstvo moje se silno drži odpada od mene; in če ga kličejo k Njemu, ki je gori, nihče se ne povzdigne.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.내 백성이 결심하고 내게서 물러가나니 비록 저희를 불러 위에 계신 자에게로 돌아오라 할지라도 일어나는 자가 하나도 없도다
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Mein Volk ist müde, sich zu mir zu kehren; und wenn man ihnen predigt, so richtet sich keiner auf.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Mit Folk, det hælder til Frafald fra mig, og råber man til det: "Op, op!" står ingen op.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Mon peuple est enclin à s`éloigner de moi; On les rappelle vers le Très Haut, Mais aucun d`eux ne l`exalte.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Nebo lid můj ustrnul na odvrácení se ode mne, a ač ho k Nejvyššímu volají, však žádný ho neoslavuje.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Porque o meu povo é inclinado a desviar-se de mim; ainda que clamem ao Altíssimo, nenhum deles o exalta.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Przetoż się ty do Boga twego nawróć, miłosierdzia i sądu przestrzegaj, a oczekiwaj zawżdy na Boga twego.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Zij zijn vastbesloten van Mij te blijven afdwalen. Zij worden geroepen, maar niemand van hen staat op.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.Народ Мой закоснел в отпадении от Меня, и хотя призывают его к горнему, он не возвышается единодушно.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.ועמי תלואים למשובתי ואל על יקראהו יחד לא ירומם׃
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.وشعبي جانحون الى الارتداد عني فيدعونهم الى العلي ولا احد يرفعه.
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.我 的 民 偏 要 背 道 離 開 我 、 眾 先 知 雖 然 招 呼 他 們 歸 向 至 上 的 主 、 卻 無 人 尊 崇 主
Halkım benden uzaklaşmaya kararlı. Beni, Yüce Olanı çağırsalar bile, Asla yüceltmeyeceğim onları.我的民 偏 要 背道 離開 我 、 眾先 知 雖然 招呼 他 們歸 向 至上 的 主 、 卻無人 尊崇 主
Hiçbiri "insanın itibarı" için değildir. Amaçları, insanı yüceltmek değildir.Они не ведутся ради достоинства и чести людей... или ради улучшения качества жизни.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Älä tavoittele kunniaa kuninkaan edessä äläkä asetu isoisten sijalle.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Bila menghadap raja hendaklah rendah hati, jangan berlagak orang yang berkedudukan tinggi
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Bryst dig ikke for Kongen og stil dig ikke på de stores Plads;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Bryst dig ikke for kongens åsyn og still dig ikke på de stores plass!
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Chớ phô mình trước mặt vua , Và đừng ngồi tại_chỗ của người cao_trọng .
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Chớ phô mình trước mặt vua, Và đừng ngồi tại chỗ của người cao trọng.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Doe u voor de koning niet beter voor dan u bent, doe niet net alsof u ook een vooraanstaand man bent.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Förhäv dig icke inför konungen, och träd icke fram på de stores plats.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.왕 앞에서 스스로 높은 체 하지말며 대인의 자리에 서지 말라
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Não reclames para ti honra na presença do rei, nem te ponhas no lugar dos grandes;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Ne dicsekedjél a király elõtt, és a nagyok helyére ne állj;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Ne prisvajaj si časti pred kraljem in ne stopaj na mesto velikašev;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Nerob sa slávnym pred kráľom a nestoj na mieste veľkých.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Nestavěj se za znamenitého před králem, a na místě velikých nestůj.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Ne t`élève pas devant le roi, Et ne prends pas la place des grands;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Nie udawaj się za zacnego przed królem, a na miejscu wielmożnych nie stawaj;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Non darti arie davanti al re e non metterti al posto dei grandi
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.No te vanagloríes delante del rey, ni te entremetas en el lugar de los grandes
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Nu te făli înaintea împăratului, şi nu lua locul celor mari;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Prange nicht vor dem König und tritt nicht an den Ort der Großen.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Μη αλαζονευου εμπροσθεν του βασιλεως, και μη ιστασαι εν τω τοπω των μεγαλων
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Не величайся пред лицем царя, и на месте великихне становись;
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.Не се надигай пред царя, И не стой на мястото на големците,
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.אל תתהדר לפני מלך ובמקום גדלים אל תעמד׃
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.لا تتفاخر امام الملك ولا تقف في مكان العظماء.
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.不 要 在 王 面 前 妄 自 尊 大 . 不 要 在 大 人 的 位 上 站 立
Kralın önünde kendini yüceltme, Önemli kişiler arasında yer edinmeye çalışma.不要 在 王 面前 妄自 尊大 . 不要 在 大人 的 位 上 站立
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.A keď videl stotník, čo sa stalo, oslavoval Boha a povedal: Tento človek bol skutočne spravedlivý.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.A vida centurio, co se stalo, velebil Boha, řka: Jistě člověk tento spravedlivý byl.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.A widząc setnik, co się działo, chwalił Boga, mówiąc: Zaprawdę człowiek to był sprawiedliwy.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.백부장이 그 된 일을 보고 하나님께 영광을 돌려 가로되 이 사람은 정녕 의인이었도다 하고
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Látván pedig a százados, a mi történt, dicsõíté az Istent, mondván: Bizony ez ember igaz vala.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Le centenier, voyant ce qui était arrivé, glorifia Dieu, et dit: Certainement, cet homme était juste.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Men da Høvedsmanden så det, som skete, gav han Gud Æren og sagde: "I Sandhed, dette Menneske var retfærdigt."
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Men da høvedsmannen så det som skjedde, gav han Gud æren og sa: Sannelig, denne mann var rettferdig!
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Quando o centurião viu o que acontecera, deu glória a Deus, dizendo: Na verdade, este homem era justo.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Stotnik pa, ko je videl, kar se je zgodilo, je hvalil Boga in rekel: Zares, ta človek je bil pravičen.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Thầy đội thấy sự đã xảy ra, ngợi khen Ðức Chúa Trời rằng: Thật người nầy là người công bình.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Thầy đội thấy sự đã xảy_ra , ngợi_khen Ðức_Chúa_Trời rằng : Thật người nầy là người công_bình .
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Visto ciò che era accaduto, il centurione glorificava Dio: «Veramente quest'uomo era giusto»
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Ιδων δε ο εκατονταρχος το γενομενον, εδοξασε τον Θεον, λεγων Οντως ο ανθρωπος ουτος ητο δικαιος.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.И стотникът като видя станалото, прослави Бога, като каза: Наистина този човек бе праведен.
Olanları gören yüzbaşı, ‹‹Bu adam gerçekten doğru biriydi›› diyerek Tanrıyı yüceltmeye başladı.Побачивши ж сотник, що сталось, прославив Бога, кажучи: Справдї, чоловік сей праведний був.