Bunu, Tanrıyı ne tür bir ölümle yücelteceğini belirtmek için söyledi. Sonra ona, ‹‹Ardımdan gel›› dedi.耶 穌 說 這 話 、 是 指 著 彼 得 要 怎 樣 死 榮 耀 神 。 說 了 這 話 、 就 對 他 說 、 你 跟 從 我 罷
Bunu, Tanrıyı ne tür bir ölümle yücelteceğini belirtmek için söyledi. Sonra ona, ‹‹Ardımdan gel›› dedi.耶穌說這話 、 是 指 著 彼得 要 怎樣 死榮耀神 。 說 了 這話 、 就 對 他 說 、 你 跟 從我罷
Bu saati ve saatin kaç olduğunu göremiyorum, Yüce Tanrım, yaşasın! biraz daha vakit kazanabilirim.Nevidím tieto hodiny a nevidím ako mi beží čas, takže svätý Bože, woohoo!, mohla by som získať nejaký čas.
Bu saati ve saatin kaç olduğunu göremiyorum, Yüce Tanrım, yaşasın! biraz daha vakit kazanabilirim.No puedo ver este reloj y no puedo ver el tiempo, así que ¡Santo Dios, woohoo!
Bu saati ve saatin kaç olduğunu göremiyorum, Yüce Tanrım, yaşasın! biraz daha vakit kazanabilirim.Nu pot vedea acest ceas şi nu pot vedea ora, deci, Dumnezeule, oohoo!
- Bu yüce varlık niye böyle olmak zorunda? - Çünkü hayat zor ve hikaye uydurmanız gerekiyor.- Животът е тежък и трябва да измисляме истории.
- Bu yüce varlık niye böyle olmak zorunda?[Ospite]perchè questo essere supremo dovrebbe essere come...
- Bu yüce varlık niye böyle olmak zorunda?¿Por qué este ser supremo tiene que ser...
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.1つを取り入れただけでも 優れたものになることを教えてくれたのです 五感理論をデザインに取り入れたら
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.크리스의 시계는 남은 3가지의 감각 중 하나만 더 올려주어도 멋진 제품이 나온다는 것을 보여줬습니다.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Ceasul lui Chris arată că stimulând măcar unul din celelalte simţuri, produsul e genial.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Chris órája megmutatja nekünk, hogy akár ezen érzékek egyikének megemelésével brilliáns termékhez juthatunk.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Chris' ur viser os at ved bare at hæve en af disse andre sanser, kan gøre et produkt genialt.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Chris 個鐘話畀我哋知 即使只係包括多一個感官元素 產品就可以更勝一籌
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.De klok van Chris laat zien dat je met maar één zintuig meer, een briljant product kunt maken.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.El reloj de Chris demuestra que mejorando solo uno de esos otros sentidos podemos crear un producto genial.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Zegar Chrisa udowadnia, że podniesienie rangi choćby jednego z nich pomoże stworzyć wspaniały produkt.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.Годинник Кріса доводить, що якщо акцентувати ще на одному з інших відчуттів, то у вас вийде блискучий продукт.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.השעון של כריס מראה לנו שעירוב של אפילו אחד מהחושים האחרים האלה יכול להוליד תוצר מבריק.
Chris'in saati bize gösterir ki diğer duyulardan sadece birini yüceltmek harika bir ürün oluşturabilir.لقد أظهرت ساعة كريس أن رفع حاسة واحدة فقط من الحواس الخمسة في التجربة تعطي نتيجة مذهلة.
Çoğu insana göre bu büyük bir başarıdır, sanattır, yüce bir şeydir, şaşalıdır ve değerlidir.Bagi banyak orang, itu adalah kebesaran, seni, sesuatu yang luar biasa, kemegahan dan bernilai.
Çoğu insana göre bu büyük bir başarıdır, sanattır, yüce bir şeydir, şaşalıdır ve değerlidir.Para muchos es grandiosa, un arte, algo magnificiente, esplendoroso y valioso.
Çoğu insana göre bu büyük bir başarıdır, sanattır, yüce bir şeydir, şaşalıdır ve değerlidir.Per molti è il più grande,un opera d'arte, qualcosa di magnifico, splendido,di valore.
Çoğu insana göre bu büyük bir başarıdır, sanattır, yüce bir şeydir, şaşalıdır ve değerlidir.За мнозина тя е величие, шедьовър, великолепна, пищна и стойностна.
Çoğunlukla olumsuz etkileri olmasına rağmen, bu can sıkıcı ilaçların kullanımını yüceltiriz.Glorificăm cel mai plictisitor drog în ciuda consecinţelor teribile pe care, de regulă, le are.
Çoğunlukla olumsuz etkileri olmasına rağmen, bu can sıkıcı ilaçların kullanımını yüceltiriz.Vynášíme do nebe jednu z nejnudnějších drog navzdory strašlivým následkům, které z jejího užívání vyplývají.
Çoğunlukla olumsuz etkileri olmasına rağmen, bu can sıkıcı ilaçların kullanımını yüceltiriz.Wir vergöttern die langweiligste aller Drogen obwohl sie üble Konsequenzen nach sich ziehen kann.
Çoğunlukla olumsuz etkileri olmasına rağmen, bu can sıkıcı ilaçların kullanımını yüceltiriz.Ми славимо цей найнудніший наркотик, не звертаючи уваги на жахливі наслідки, часто з ним пов"язані.
Çoğunlukla olumsuz etkileri olmasına rağmen, bu can sıkıcı ilaçların kullanımını yüceltiriz.Мы прославляем этот самый скучный из наркотиков, не беря во внимание ужасные последствия, связанные с ним.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Como não sabemos se estamos certos ou errados, só procuramos a empatia divina.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Karena anda tidak tahu apakah anda benar atau salah, lalu yang anda cari adalah empati keilahian.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.당신이 옳은지 그른지 모르니까 바라는 것은 신의 이해 뿐입니다.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Mivel nem tudod, hogy jó vagy rossz úton jársz, másra sem vágysz, csak isteni empátiára.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Omdat je niet weet of je goed of fout bent, is het enige wat je zoekt goddelijk medeleven.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Parce qu'on ne sait pas si on a tort ou raison, alors on ne cherche que l'empathie divine.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Pentru că nu știi dacă ai făcut ceva bine sau rău și pentru că tot ce cauți este simpatia divină.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Perché non si sa se si è nella ragione o nel torto, quindi ciò che si cerca è solo l'empatia divina.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Ponieważ nie wiemy, czy jesteśmy dobrzy, czy źli, szukamy jedynie boskiej empatii.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Porque no sabes si has hecho bien o mal, así que sólo buscas empatía divina.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Vì bạn không biết mình đã đúng hay sai, bạn sẽ mong nhận được sự thấu hiểu thiêng liêng của các thánh thần.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Weil man nicht weiß, ob man richtig handelt oder nicht, ist also alles was man ersehnt göttliches Mitgefühl.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.Επειδη δεν γνωρίζεις αν είσαι σωστός ή λάθος, και έτσι το μόνο που ψάχνεις είναι θεϊκή εμπάθεια.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.А поскольку ты не уверен, прав ты или нет, то ты стремишься получить божье сочувствие.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.מכיון שאתה לא יודע אם אתה צודק או טועה, כל מה שאתה מחפש זו הזדהות אלוהית.
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.ولأنك لا تعرف ما إذا كنت على صواب أو خطأ، فأن كل ما ترجوه هو العطف الإلهي
Çünkü doğru veya yanlış yaptığınızı bilmiyorsunuz ve aradığınız bütün şey yüce bir empati.神の共感を求めるのです 「私がどこから来たか、なぜジャカードを織るのか知って欲しい」
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Albowiem i to, co chwałę miało, nie miało chwały w tej części, co się tknie onej przewyższającej chwały.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Denn auch jenes Teil, das verklärt war, ist nicht für Klarheit zu achten gegen die überschwengliche Klarheit.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Et, sous ce rapport, ce qui a été glorieux ne l`a point été, à cause de cette gloire qui lui est supérieure.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.for det herlige har i dette stykke ingen herlighet mot hin overvettes rike herlighet.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Ja, det herlige er jo i dette Tilfælde endog uden Herlighed i Sammenligning med den endnu større Herlighed.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.영광되었던 것이 더 큰 영광을 인하여 이에 영광될 것이 없으나
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Nebo to, což oslaveno bylo, aniž oslaveno bylo v té částce, u přirovnání převýšené slávy nového přisluhování.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Pois na verdade, o que foi feito glorioso, não o é em comparação com a glória inexcedível.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Pues lo que había sido glorioso no es glorioso en comparación con esta excelente gloria
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Şi în privinţa aceasta, ce a fost slăvit nici n'a fost slăvit, din pricina slavei care o întrece cu mult.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Sõt a dicsõített nem is dicsõséges ebben a részben az õt meghaladó dicsõség miatt.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Διοτι ουδε εδοξασθη εν τουτω τω μερει το δεδοξασμενον ενεκεν της υπερβαλλουσης δοξης.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.Бо й не прославилось прославлене в тій мірі, задля переважуючої слави.
Çünkü eskiden yüceltilmiş olanın, şimdi yücelikte aşkın olana göre yüceliği yoktur.То прославленное даже не оказывается славным с сей стороны, по причине преимущественной славы последующего .