yöre ile cümle

yöre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yörelere göre çok farklı et çeşitleri konulabilir.Com os condimentos adequados, podem imitar diversos tipos de carne bastante bem.
Süleymaniye Köyü 19 yüzyılda değişik yörelerden insanların akınlarıyla kurulmuş bir köydür.Kapan é uma cidade formada no Século XIX da fusão de várias aldeias.
Bölge Fransa'nın 10. en kalabalık yöresidir.A sua área urbana é a décima da França.
Göçmen değildir ama yöresel bitki örtüsü değişiklikleri nedeniyle göçebelik yapabilir.O município não conta com nenhuma favela, mas isso pode mudar devido ao desenvolvimento de invasões.
Bu dans yöresel kıyafetlerle yapılır.Este vazio também ocorria em lojas de roupa para dançarinos.
Bu çeşitlilik yörenin kültürüne de yansımış ve oldukça zengin bir kültür oluşturmuştur.É caracterizada por uma diversificação cultural bastante representativa.
Alaska'da Birch Creek yöresinde yaşarlar.É o local onde habita Donkey Kong.
Halen yörede otopark olarak kullanılmaktadır.O andar subterrâneo servirá de estacionamento.
Osmanlı sultanlarından II. Beyazıt yöreye birçok konar-göçer aşiret yerleştirmiştir.Jack, muito esperto, colocou em torno da base da árvore vários crucifixos.
Yöresel kullanımda evlek olarak da kullanıldığı görülmektedir.Este laço também é observado em casos de adoção.
Yörenin kültürünü yansıtması açısından önemlidir.Importante na representação cultural do município.
Kamışlı'da insanların birçoğu yöresel Kürt kıyafeti ve Arap elbisesi olan kandura giyerler.Cirwal consiste em uma calça larga usada pelos árabes e muçulmanos por baixo da túnica.
Tutsakların çoğunu Delhi yöresine yerleştirdi.Hij liet veel Mongoolse inwoners van Delhi arresteren.
Yöre'de özellikle villa'lar mevcuttur.In de wijk kwamen vooral villa's.
Diğer oyuncuları ise yörenin insanlarıdır.De overige spelers zijn burger.
Mahalle'deki sokak ve meydan adları Rheingau yöresindeki şehirler ve yerlerin adlarını almıştır.De straten en pleinen in de wijk zijn merendeels genoemd naar steden en plaatsen uit de Rheingau.
Ancak hangi yöreye ait olduğu ile ilgili bir kaynak bulunmamaktadır.Daar wordt niet aangeduid in welke stad ze zitten.
Ve o yörede önemi bulunur.Ook is de standplaats van belang.
Yöresel olarak "serhoş" diye de telaffuz edilir.Die staat wordt omschreven als 'dronkenschap'.
Mersin ve Adana yöresinde karsambaç denilince akla Çamlıyayla(Namrun)yaylası gelmektedir.Als de voor- en achtervleugel overlappen, dan ligt de voorvleugel (gedeeltelijk) over de achtervleugel.
Aydınlı Umur Bey de yöreden eksik olmuyordu.Broer Frank had ook geen geluk in de liefde.
Köyün yemekleri Karadeniz bölgesine has yöresel yemeklerdir.Op het platteland bezoekt hij vuilnisbelten voor voedsel.
Hemen hemen her yörede mevcuttur.Tegenwoordig vindt bijna overal ambtelijke schouw plaats.
Yörede Bretonca konuşulmaktadır.In het uiterste westen wordt het Bretons gesproken.
Yöre daha çok modern bir görünüm sunuyor.Het centrum heeft vooral een modern uiterlijk.
Bolu yöresine ilk yerleşenlerin Bebrikler olduğu sanılmaktadır.Chr.) vinden we de eerste teken van bewoning.
Bitinya Kralı Üçüncü Nikomedes ölünce vasiyeti icabı bu yöre Roma İmparatorluğuna katıldı.Bij testament was bepaald, dat bij de dood van de laatste koning het gebied bij het Romeinse Rijk zou komen.
Halen yörede otopark olarak kullanılmaktadır.De hal is nog in gebruik als parkeergarage.
Yayla şenliklerinin yöresel adı "dernek"dir.De Zandvlietse vereniging van het ganzerijden heet "Vermaak Na Arbeid".
Yöre halkına göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Mensen zeggen dat daar een monster woont.
Bu yörede üretilen petrol 1900 yılında dünya petrol üretiminin yarısını karşılamaktaydı.In dit laatste jaar was dit gelijk aan de helft van de nationale olieproductie.
Bu sırada (MÖ 68) Pontuslular da Erzincan yörelerinde Roma üstünlüğüne son vermişlerdir.In 68 n.C. was het gebied kennelijk definitief niet meer in Romeinse handen.
Bu yöredeki insanlar kafalarına siyah bir sarık sararlarmış.Intendanten dragen op hun hoofd een steek met zwarte veren.
Bu yüzden kendileriyle ilgili, yörelere göre değişen adlandırmalar yapılmıştır.Daarop werden ook de benaming voor hun gebieden veranderd.
Daha sayamadığımız yörenin kendine has yemekleridir.Ook het eten dat wordt voorgeschoteld krijgt hij niet door zijn strot.
Önceleri ekili alanları olan bu yöre hayvancılık yapmak için kullanılmıştır.Het rund werd het eerst in dit gebied tot huisdier gemaakt.
Yöre 200 yıl Karya toprakları olarak kalır.De belastingdienst staat namelijk 200 jaar in de kern van de samenleving.
Kotyora (Cotyora), "Kut Yöresi" anlamına gelmektedir.'Ter Horne' betekent 'bij de hoek'.
Ayranın yapılışı yöresel farklılıklar göstermemekle birlikte çeşitleri açısından farklılık göstermektedir.Per gemeente verschilt hoe het afval gescheiden wordt.
Bölge Fransa'nın 9. en kalabalık yöresidir.Het is de 9de luchthaven van Frankrijk.
XX. yüzyılda Moskova metrosu için yöreden mermer alınmıştır.In de jaren 20 van de twintigste eeuw zijn plannen gemaakt voor de bouw van een metro in Moskou.
Eskiden yörede Hamitoğulları ve Tekeoğulları egemendi.Według niektórych źródeł miała synów Hiacynta (z Pierosem) i Hymena.
Hamur ürünü olarak yine yöre halkının deyimiyle Sermeç denilen ekmek çeşidi bol miktarda tüketilmektedir.Jeśli pademelony znajdą obfite źródło pożywienia, korzysta z niego zgodnie kilku osobników.
Böylece yörede ağırlık Ürgüp ve Nevşehir'e doğru kaydı.Wśród mieszkańców budził strach i przerażenie.
Bazı yörelerde atların deri koşumlarına "kaşan" denmektedir.W wielu miejscach urządza się tak zwane "karmienia rekinów".
Ayrıca kaliteli tütün yetiştirme konusunda köy halkı yörede ün yapmıştır.Miejscowość słynie z uprawy wysokiej jakości tytoniu papierosowego.
Yöreye ait eski ahşap işlemeli evlerin pek çoğu yanmış veya yıkılmıştır.W większości drewniane domy zostały spalone lub zniszczone.
Göç etmezler ancak yöresel olarak yer değiştirebilirler.Nie można ich przesuwać ale wciąż zbierają punkty za zajęte terytoria.
Tüm bunlara karşılık yörede bugün bile tarım baş geçim kaynakları arasındadır.Tak jak w starożytności, tak i teraz skupia się tam całe rolnictwo.
Yöre halkına göre gölde bir canavar yaşamaktadır.Według legendy wybrzeże miasta zamieszkuje potwór.
Yine kıyı yöresinde yelkencilik yapılmaktadır.'Lobby z Wybrzeża znów działa.
New Orleans yöresi dışlarında geniş bir ova.Akcja toczy się w okolicach Nowego Orleanu.
Bölge Fransa'nın 41. en kalabalık yöresidir.Jest 41. największym miastem w prowincji.
Mahallenin meşhur vazgeçilmez yemekleri tirşik ve pilavdır.Yöresel Kıyafet hakkında bilgi yoktur.Pięknie ubrana Cyganka nie ma nic wspólnego z brudem szynków i ulicy.
Bizanslılar 1045'te yöreyi ele geçirmiştir.Hrabstwo Gâtinais odziedziczył w 1045 r.
Başına çoğu yörede olduğu gibi halay başı denmiştir.Sam też podkładał głos pod większość postaci.
Kars ile birlikte bu yöre Akkoyunluların işgaline uğramıştır.Przy tej kapliczce kard. Wojtyła spotkał się z mieszkańcami.
Yöre insanları Sinan Gölü adını kullanmaktadır.Miejscowa ludność używa potocznie nazwy Jezioro Damskie.
Çeşitli yöresel oyunlar oynanır.Chce stoczyć kilka lokalnych walk.
Bu Gürcüce ad yörede Tibet biçiminde yerleşmiştir.Cała budowla wzniesiona jest w stylu tybetańskim.

İlgili Sayfalar