yöre ile cümle

yöre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kayabağ, Dersim yöresinin tüm kültürel özelliklerini ve geleneklerini aynen içinde barındırır ve yaşatır.3.- Cultivaré y practicaré permanentemente las virtudes morales y las buenas costumbres.
Ayrıca Türkiye'nin pek çok yöresinde yapılan festivallerde konserler verdi.También ha sido galardonada en varios festivales en Kuwait.
Koç Katımı: Bu yörenin en eski geleneklerinden biridir.Soluciones: Es una de las secciones más antiguas.
Ağlı ve yöresi 1106 yılında Danişmendlerin eline geçmiştir.Probablemente heredó sus títulos y bienes en el año 1107.
Bölge Fransa'nın 81. en kalabalık yöresidir.Es el noveno cantón en extensión territorial de los 81 del país.
Akdeniz yöresinde yayılış gösterir.Los desiertos del mundo al extenderse.
Çamşıhı yöresi türkülerini tanıttı.Destaca su portalada decorada con capiteles.
Bitlis yöresindeki rezervlerde henüz üretim yapılmamaktadır.La librería de reserva no se coloca en el campo.
Yörede bunlara Hayat adı verilir.Y su Nombre se nutre de la vida.
Bu yöreye ait pek çok türküyü de kaynak kişilerinden derlemiş ve notaya almıştır.Después de este pueblo desembocan en él diversos arroyos y fuentes.
Yörenin tarihi milattan önceki yıllara dayanır.En la competición doméstica, se repiten los registros de la temporada anterior.
Bitlis ve yöresinin yazılı tarih öncesi oldukça karanlıktır.Como resultado, la historia del reino y de su origen permanece relativamente oscura.
Mayıs-Eylül ayları arasında topraktaki su yetersizliği yörede tarım faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.Hay fuertes sequías de noviembre a abril que desequilibran la producción agropecuaria.
Ancak hangi yöreye ait olduğu ile ilgili bir kaynak bulunmamaktadır.No le interesa lo que pueda haber más allá de las Cuevas donde habita su gente.
Ancak, kömbe yapımının yaygınlığı konusunda sadece Malatya yöresinden etkilenilmemiştir.Sin embargo, el tema del gigante no ha sido explotado solamente por su vena cómica.
Çiğdemli mahallesi, muhtemelen bu yöreye gelen Çiğdemliler tarafından kurulmuştur.La Ciudad Subterránea está formada por los Proscritos, que fueron condenados a ese lugar.
Çılbır, Malay köyün yöresel yemekleridir.Es un alimento muy común en los puestos callejeros Mamak en Malasia.
Kula ve Selendi Yörelerinin Jeomorfolojisi.Propiedades físicas de selenio y dispositivos de selenio.
Düğünlerde Diyarbakır yöresine ait oyunlar oynanmaktadır.Viven aquí matrimonios en casas de una sola pieza.
Diğer federal birimlerin, örneğin kray, (yöre)lerin ve oblast (bölge)lerin bu hakkı yoktur.Altre entità federali, come i kraj e le oblast, non hanno tale diritto.
Eskiden yörede Hamitoğulları ve Tekeoğulları egemendi.Poi hanno avuto un figlio, prima che egli (Geirmundr) annegasse.
Bu balık türünün dışında yöresel olarak gocut olarak adlandırılan bir balık türü de avlanmaktadır.Oltre a questa specie di pesci, viene pescato localmente un tipo di pesce chiamato gocut.
Yöre halkları yazın yaylalara yerleşirler.Resto in città per tutta l'estate.
Günümüzde yörede halen aynı mana ile kullanılır.La prosodia oggigiorno la utilizza con la stessa accezione.
Dil peyniri normalde bu yöreye ait değildir.Di solito questo formaggio non è salato.
Böylece yöreye giden insanlar "Ana Ayşe'ye gidiyorum" der olmuşlardı.Quelli che avevano potuto fuggire tra i Palmireni, raggiunsero la città di Emesa.
Yörede Dünya'nın başka hiçbir yerinde yetişmeyen nadir bitki türleri bulunmaktadır.Gli esseri umani stanno spostando le specie in tutto il mondo a un ritmo senza precedenti.
Bu yöredeki ilk Türk devletidir.Questo è infatti il primo impero turco.
Yöre daha çok modern bir görünüm sunuyor.La città ha un aspetto moderno.
Bir yörel hakim onun sürgüne gönderilmesini istemktedir.Il giudice li invita a uscire.
Yöre halkı Iğdır adını İydir olarak telaffuz etmektedir.Curiosamente, il Comune mantenne la sua denominazione.
"Niğde - Kemerhisar yöresi el halıları".Significa ‘mani rotanti/movimento fluido delle mani'.
Mahallenin gelenek ve görenekleri ege yöresinin köyleri ile aynı özellikleri gösterir.Indipendente ed esclusivo offre gli stessi standard del vicino hotel.
Kuzukulağı: Yörede kuzukulağı olarak bilinen otlardan yapılan bir yemek.Si rinviene su idrozoi del genere Sertularella, di cui si nutre.
Bu ülkeler ise, şiîliğin en fazla revaçta olduğu yörelerdi.Ma questa diocesi nacque sotto i peggiori auspici.
Tatil yöreleri olan Las Vegas, Reno, Lake Tahoe ve Laughlin yerli ve yabancı turistlerin çekim merkezleridir.Aree Resort come Las Vegas, Reno, Lake Tahoe e Laughlin attirano visitatori da tutto il paese e oltre.
Bizanslılar uzun süre yöreye egemen olmuş.Per questo era da tempo conosciuto dai Carabinieri.
Yöre halkı tarafından Akçaabat, il içinde il olarak görülür.I comuni, ordinati per numero di abitanti, sono:
Mahallenin gelenek ve görenekleri Karadeniz yöresinin özelliklerini taşımaktadır.Della Cella raccoglie osservazioni sul carattere e costumi degli abitanti del paese.
Oynanan oyunlar da yine Ege yöresi oyunlarıdır.Il gioco originale è ora di proprietà di Good Old Games.
Bu çeşitlilik yöredeki çeşitli etnik yapıların çok olmasından kaynaklanmaktadır.Ciò va fatto a causa delle diverse nazionalità dei seminaristi.
Göç etmezler ancak yöresel olarak yer değiştirebilirler.Non lo superano, ma si scambiano le posizioni.
Yöresel anlamda bir sofra kültüründen bahsedilemez.Non viene affrontato, invece, il tema della riforma agraria.
Yöresel kadın kıyafeti olan peştemal ve kuşağın hiç kullanılmadığı günümüzde görülmektedir.Tuttavia, bisogna notare che gli abiti indossati dalle dame sono da sera e non da giorno.
Köylülerin yaşantısı yörenin diğer insanları ile benzerlik taşır.Il suo habitat è simile a quello degli altri membri del genere.
Bölge Fransa'nın 2,5 milyonluk nüfusuyla en kalabalık yöresidir.Questo equivale a 2,5 volte l'area totale dell'Europa.
Özellikle bu yıllar, yörede duyulduğu ve sevildiği dönemdir.Gli ultimi anni sono dediti ad ascoltare e amare quello che la generazione successiva fa.
MÖ 5. asırda yöreye gelen Miletliler ilçeye Zalikus adını vermişlerdir.XIV della costituzione aggiunse al cognome il predicato d'Alcontres.
Yörede altın cevheri bulunur.Sullo sfondo domina un fondo oro.
Ayrıca yörede (Erbaa) yetişen üzümlerin lezzeti de bambaşkadır.I frutti sono edibili (commestibili) con sapore di mela essiccata.
Yine bu yörede "katık keşi" adı verilen başka bir çeşidi de vardır.Esiste un ulteriore titolo della stessa serie, chiamato Word Rescue.
Yörenin en lezzetli balı bu bölgede üretilmektedir.La carne di maiale è la più consumata in questa cucina.
Arjantin'de iki büyük göller yöresi bulunmaktadır.Addirittura due nazionali argentine in tour in Europa.
Bu festivalde geleneksel yöre yemeği keşkek gelen misafirlere ikram edilir.Sempre durante la festa avviene la consueta benedizione dei trattori.
Karadeniz yöresine veya Erzurum kültürüne ait olduğu iddia edilmektedir.E la colpa risale alla cultura laica o religiosa che sia.
Bölge Fransa'nın 13. en kalabalık yöresidir.È il tredicesimo comune della provincia per popolazione.
Bölge halkının gündelik hayatına dair ilgi göstermesi yöre halkı tarafından sevilmesine yol açacaktır.Questa volta la sua omologazione alla vita del Villaggio viene forzata attraverso una storia d'amore.
Kürk avcıları yeni buldukları bu yöreyi Mormonlardan Brigham Young'a tavsiye etmiştir.La città fu colonizzata da pionieri mormoni sotto la direzione di Brigham Young.
Mahallenin yemekleri ; Genelde tipik yöre mutfağı hüküm sürmektedir.Ottimo da abbinare soprattutto ai piatti della cucina tipica locale.
Yöre halkı tarımcılık ve bahçıvanlık ile uğraşır.L'esercito si occupa dell'accoglienza e della logistica.

İlgili Sayfalar