yöre ile cümle
yöre kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Rus kuvvetleri yöremizde kaldığı süre içerisinde çeşitli faaliyetlerde bulunmuşlardır.Les forces russes en ont capturé plusieurs au cours de leur progression.
Bundan da anlaşılıyor ki Kızılhisar ve yöresi UÇ Türkmenlerinin İlk yurdudur.C'est aussi l'arrivée des premiers immigrés portugais et turcs dans la commune.
Yöre müslüman Altay Coğrafyasına dahil edilmektedir.Voir la place de la femme dans le droit successoral musulman.
Şehir, Göller Yöresi'nde ormanlık bir kıyı üzerine kuruludur.Une forêt occupe la cuvette derrière la mare.
1343'de ise Eretna Beyliği, yöreye egemen olmuştur.En 1443 il a obtenu le privilège envié de devenir une vraie ville.
Bu oymak, 16. yüzyıldan beri Tomarza yöresinde gözüküyor.Il semble avoir été occupé par une ferme depuis le XVIIe siècle.
Yörede oldukça ilgi görür ve halkın ilgisine mazhar olur.Or le mouvement se veut transcendant et intéresse l’ensemble de la population.
1300 yılında Akkoyunlular yöreye hakim oldular.1 100 paysans portèrent l'affaire devant les tribunaux.
Yöre halkının tamamı "fındık" ile geçimini sağlamaktadır.Tous les domaines qui vont faire du lien avec le "manger".
Dolayısıyla nüfus artışı yavaşlamış (30 senelik artış 10.000 civarı), yöre ticareti canlılığını kaybetmiştir.La lenteur de son fonctionnement et son prix élevé (10 000 $) ont conduit à son échec commercial.
Ekonomik gelişmenin ülkenin çeşitli yörelerine dengeli bir şekilde dağıtılması hedeflendi.Son objectif affiché est de mesurer la liberté économique dans les différents pays du Monde.
Yöreye özgü oyunlar herkes tarafından bilinir ve coşkuyla oynanır.Les rôles de chaque joueur sont visibles et connus de tous.
Gelenek ve göreneklerine gayet bağlıdır kıyafetler tamamen yöreseldir.Qu'ils portent l'habit traditionnel ou le costume, les hommes aussi sont attentifs à leurs tenues.
Katliam haberi yöredeki diğer madenlere ulaştığında madenciler diğer işçi örgütlerinin desteği ile silahlandı.Dans le reste du pays l'activité de guérilla était assurée par des collectifs de moindre organisation.
Akıncı Kalesi yöremizde bulunmaktadır.Le château est toujours au sein de la même famille.
Bazı yörelerde, özellikle küçük yaştaki kuzenler yeğen olarak da tanımlanırlar.Dans un cas comme dans l'autre, les descendants sont cousins.
Mahallede 14 Temmuzda bir yöresel bayram kutlanmaktadır.Le 14 juillet, une grande manifestation se tient au Forum.
Bölge Fransa'nın 67. en kalabalık yöresidir.Elle est la 67e Miss France.
Bu dil, yöreye özgüdür.La Langue dans la cité.
Ancak kimi yörelerde yalnızca büyükbaş hayvanlar (at ve inek) veya sırf inekler için kullanılır.Les seuls ossements qui y ont été découverts proviennent de grands mammifères (chevaux ou vaches).
Mahallenin adının nasıl konduğu hakkında bilgi olmayıp yöresel ismi Remokê olarak bilinir.Elle voit même comment le domicile de l'homme est forcé et connaît son nom.
Böylece yörede ağırlık Ürgüp ve Nevşehir'e doğru kaydı.And a praier for the appeasing of Gods wrath and indignation.
Aynı tekerleme bazı yörelerde "Harkıt.Ils sont en quelque sorte « sur la même longueur d'onde ».
Bizanslılar uzun süre yöreye egemen olmuş.Les étrangers ont longtemps résidé ici.
Ayrıca gösteriye yöre halkı dışında katılım yasaklanmıştır.En activité, ils sont naturellement interdits à la fréquentation du public.
Yöre İtalyanların işgaline uğrar.Nouvelle incursion des Hongrois en Italie.
Gence Hanlığı, Azerbaycan'ın Gence yöresinde hüküm sürmüş olan hanlıktır.Fils de paysans, il a la fibre du commerce très jeune.
MÖ 5. asırda yöreye gelen Miletliler ilçeye Zalikus adını vermişlerdir.Les cinq grands princes de la capitale demandent sa main.
Yörede ünlü Bordo şarabı üretilmektedir.Elle fait honneur au célèbre vin de Bourgogne.
Kasabaya doğru ilerleyen lavlar yöre halkını korkutuyor.La lava, que se está extendiendo hacia el pueblo, atemoriza a los lugareños.
O, yöre sakini bir çocukla evlendi.Ella se casó con un chico del lugar.
İskoçya’nın dağlarını gezdiler ve değişik yörelerde eski buzul hareketinin kanıtlarını buldular.Visitan las montañas de Escocia y encuentran en diversos emplazamientos índices de antigua actividad glaciar.
Çeşitli yörelerden birçok insan bu sudan faydalanmak için gelmektedir.Mucha gente viene de los pueblos de alrededor para llevarse esta agua.
Yöreye yerleşen bu kuşlar daha sonra 1902 yılında ortadan kayboldular.Estas aves lograron establecerse, pero desaparecieron alrededor del año 1902.
Arya ve Gendry, Yoren'in eşlikçileriyle Duvar'a doğru yola çıkarlar.Arya y Gendry salen con la caravana de Yoren, con destino al Muro.
Şorca'nın Kondom ağzı bu yörede konuşulur.El sabor del shiokara persiste en la boca.
Evliya Çelebi Sakarya yöresinden ağaç denizi olarak bahseder.De orden del presidente Casado manténgase en la mar hasta nueva orden.
Dil, bugün de hala yöre halkının konuştuğu Aymará'dır.Es por eso que aun hablan su propio idioma el aymara.
Altay Kray (Yöresi) Novosibirsk Zaman Dilimindedir (NOVT/NOVST).El krai de Altái está localizado en la zona horaría de Novosibirsk (NOVT/NOVST).
İlçede yöreye has pek çok miktarda leziz yemekler yapılmaktadır.A continuación tiene lugar una gran comida campestre.
Tatil yöreleri olan Las Vegas, Reno, Lake Tahoe ve Laughlin yerli ve yabancı turistlerin çekim merkezleridir.Los grandes y lujosos casinos de Las Vegas, el Lago Tahoe y Reno atraen a turistas de todo el mundo.
Ordunun gıda ve ihtiyaç stokları devletin bütün yörelerinde sağlanmıştır.Los cuerpos y fuerzas de seguridad del Estado estaban presentes en todas las provincias.
Az bir müddet sonra, Poe belli bir yöreye ait olmayan bir isim gerekdiğini anladı.Hasta pasados unos años, Muguruza no sabía que había un pueblo con ese nombre.
Van otlu peyniri yörede önemli bir şekilde yayılmıştır.El queso de cabeza de cerdo fue bastante popular en el paso.
Kaçamak (yemek), yöresel bir yemek.Street Food, comer en la calle.
Diğer oyuncuları ise yörenin insanlarıdır.Los actores son verdaderos pescadores del lugar.
Turistler gittikleri ülke ya da bölgede gördükleri yerler karşılığında o yöre halkına para kazandırırlar.A cambio recibirían la tarjeta de residencia de ese país para ellos y sus familias.
Bu yöredeki ilk Türk devletidir.Este es el primer director ruso del jardín.
Bu yörede kişi başına kestane tüketiminin yılda 150 kg dolaylarında olduğu ifade edilmektedir.Es necesario recordar que en esa época los impuestos por la caza de conejos eran de 100 chelines al año.
Yapılışı bu yörelere göre değişmektedir.Estas casas evolucionan en función de su ejecución.
Osmanlılar tarafından bu yöreye iskan edilmişlerdir.El municipio se enorgullece de estos revolucionarios.
Arsaklılar, daha sonra Muş yöresine kadar ilerlemişlerdir.El piensa hacer lo mismo tan pronto se acerquen a la frontera.
Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu.Y entonces no quiso hablar de literatura….
Büyük bir katılımın olduğu şenliklerde çeşitli görsel ve yöresel eğlenceler düzenlenir.Al disponer de una amplia superficie abierta, en él se celebran todo tipo de actos y festejos públicos.
Bu durum genel olarak bütün köyler ve yöre için geçerlidir.La situación actual es la de todos los pueblos de la zona y de la provincia en general.
Hawtemal bayramı (Dersim Yöresi, Mart ayında, bir tür bahar bayramı).Raphael: ven a mi casa esta navidad (especial navideño, La 1 2015) como él mismo.
Bu olgu hanedan mensuplarını ve yüksek devlet görevlilerini yöreye çekmiştir.Lo usaban los Caballeros de dignidad y los grandes capitanes.
Yöre, katedralleriyle dikkat çekmektedir.Conversación con las catedrales.
Daha sonra yöreye Medler, Persler ve Pontos Krallığı egemen olmuştur.Casi enseguida entran la Sota, el Caballo y el Rey de Oros.
Tatil yöresi olarak da kullanılmaktadır.Son usadas como viviendas vacacionales.